9 Temmuz 2008 Çarşamba

Behram da AKP'nin dümen suyuna girmedi!...

Dinci parti AKP'nin kültür politikasına sos olmak istemeyen aydınlar, önerilen Frankfurt Kitap Fuarı kıyağına karşı tepki gösteriyorlar. Nihat Behram da bu aydınlardan biri. Tüm yaşamımızın göksel iradeye teslim edilmesi gerektiğinin politikasıyla meclisi işgal eden kültüre teslim olmayanlar, Nihat Behram gibi davranıp duyarlılık gösterirlerse, toplumsal ilişkiler daha çağcıl olur...

soL gazetesine verdiği demeçte, AKP faşizminin dümen suyuna girmeyeceğini dile getiren Nihat Behram diyor ki:


(...)

...bugünkü Kültür Bakanı (Ertuğrul Günay) ve ekibinin (Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı'nda)* Türkiye'yi temsil edecek olmasından derin üzüntü duyuyorum.

(...)


(Bakınız: soL)

*Parantezleri biz koyduk. (HB)

Ayrıca bakınız:
AKP'yi protesto etmeyen, düzene karşı çıkamaz!
Behram da AKP'nin dümen suyuna girmedi!...
Birkaç soru ve yorumsuz aktarılan yazı...

8 Temmuz 2008 Salı

Cihat Faruk Sevindik diyor ki...

Tiyatro; sansürcülere rağmen ayakta.

(Bakınız: Tiyatro Dünyası)

Yaşam Kaya'dan gece gelen e-posta...

Sanal alemin bir aldatmacası değilse, Yaşam Kaya'nın "Yasam Kaya yasam.kaya@gmail.com" adresini kullanarak bize yolladığı metni aşağıda yayımlıyoruz:


Yaşam KAYA İle İlgili Bir Takım Sitelerdeki Yalan Bilgiler İçin


Merhabalar.

Facebook ve Netlook adlı sitelerde adıma bir takım bilgiler oluşturulmuştur. Adıma oluşturulan bilgiler, isimler yalandır. Bu bilgilerle isimlerle hiçbir bağlantım bulunmamaktadır.

Konu ile ilgili gerekli hukuki işlemi başlatmış olup, bu durumu kamuoyu ile önemle paylaşırım.

Saygılarımla...
--
Yaşam KAYA
London İncident
Tiyatronline Editör
Tiyatro Gazetesi
Eğitimci, Tiyatro Eleştirmeni


(Not: Yukarıda yayımladığımız e-posta Yaşam Kaya tarafından bize yollanmışsa, Kaya'ya yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Hilmi Bulunmaz)

İddialar doğruysa; Bilgin hemen istifa etmeli!...

Türkiye Cumhuriyeti Turizm ve Kültür Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin


Devlet Tiyatroları, kurulduğundan bu yana, sürekli olarak tartışılacak işler yapan; halk yararını değil, adı üzerinde devletin çıkarlarını gözeten elit ve snop bir kurum. Halkın estetik bilincinin gelişmesi için değil; kendini beğenenlerin egolarını tatmin edip kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için alnında görünmez ışıklar hisseden Devlet Tiyatroları yöneticilerinin şaibeli işler yaptığı, sürekli olarak gündeme geliyor. Aşağıdaki yazıda da aynı durum söz konusu. Ağır bir toplumsal suç işledikleri iddiasını içeren aşağıdaki yazının bir parçası bile doğruysa ve Lemi Bilgin'de bir gram insanlık duygusu kalmışsa, hemen istifa etmeli!!!

Gariban halkın verdiği vergilerle maaş alan Lemi Bilgin'in buyruğu altındaki insanlar, aşağıdaki yazıya konu olan uygunsuzluğu yapmışlarsa, iki elimiz yakalarında olacak: İstifa edene dek, Lemi Bilgin ve destekçilerini sürekli olarak gündemde tutacağız!!! (Hilmi Bulunmaz)


DEVLET KURUMU MU AİLE ŞİRKETİ Mİ?


Abdullah Abdülkadiroğlu
7 Temmuz 2008



Öyle bir devlet kurumu ki anneler, teyzeler, çocuklar, yeğenler… Bakın neler yaşanıyor neler.

Her ne kadar inkar etseler de Devlet Tiyatrolarındaki eş dost akraba çoluk çocuk yapılanması artık kabuğa sığmaz hale geldi. Neredeyse aile kurumuna dönüşen Devlet Tiyatrolarında yaşanan son skandal bu kadar da olmaz dedirtti. Genel Müdür Lemi Bilgin’i çok zor durumda bırakacak olay bir Başdramaturg’un çocukları ve yeğenleri yüzünden yaşandı.

Kurum içinde isyan çıkmasına sebep olan olayı kapatmak için adı geçen Başdramaturg emekliliğini istemek zorunda kaldı. İşte bir devlet kurumunun nasıl aile şirketine dönüştürüldüğünün acı ispatı olan olayın ayrıntıları:

Olaylar Devlet Tiyatrolarında Başdramaturg olarak görev yapan Firuzan Tercan’ın iki oğlu yüzünden başlıyor.

Firuzan Tercan’ın bir oğlu Mert Karabey “Odalar” adında bir oyun yazıyor.

Firuzan Tercan’ın bir oğlu daha var. İkinci oğul Muhammed Ulaş da ‘Sarı saçlar mavi gözler’ adında bir çocuk oyunu yazıyor. Hatta bu oyun İstanbul DT’de de sahneleniyor.

Bitti mi ? Hayır.

Devlet Tiyatroları adeta aile kurumuna döndü diye boşuna demiyoruz.

Bu kez de Firuzan Tercan’ın yeğenleri çıkıyor sahneye.

Yeğenler Gül Ebru Turna ve Boğaç Babür Turna; Mevlana’yı konu alan “Bersisa” adlı bir oyun yazıyor.

İşin en ilginç yanı da Devlet Tiyatrolarında oyunların baştan sona Başdramaturg’un bilgisi dahilinde olması.

Firuzan Tercan’ın oğulları ve yeğenlerinin yazdığı oyunlara onay verecek kişi de yine Firuzan Tercan’ın kendisi. Çünkü Başdramaturg o.

İşleyiş gereği dramaturglardan geçen oyun Başdramaturg’un kontrolünde Edebi Kurula sevk ediliyor. Başdramaturg da aynı zamanda Edebi Kurul’a giriyor.

Yani çocukların ve yeğenlerin yazdıkları oyuna onay verecek kişi bizzat Başdramaturg olan kendi anneleri.

Firuzan Tercan; bizzat kendisinin onay verdiği oyunlar Edebi Kurul’a geldiğinde enteresan bir şekilde toplantılardan çıkıyor. Tabii hiçbir şey gizli kalmıyor. Ve oyunlar edebi kuruldan onay aldıktan sonra bu kişilerin Firuzan Tercan’ın oğulları ve yeğenleri olduğu ortaya çıkıyor.

Sonra ortalık karışıyor. Kıyamet kopuyor. Kurum adeta birbirine giriyor. Olay Dramaturglar arasında krize neden oluyor.

İşte can alıcı soru.

Bir kişinin yazdığı oyunun oynanması yazara ne kazandırıyor?

Devlet Tiyatroları’nda oyunu oynanan yazar gişe gelirinden direkt % 40 alıyor. Kıyamet bunun için kopuyor. Tamamen duygusal yani.

Genel Müdür Lemi Bilgin, bunlardan haberi olmasına rağmen Firuzan Tercan’ın oğulları ve yeğenlerinin oyunlarına müdahale etmemekle suçlanıyor.

Skandalın büyümemesi ve kurum dışına sızmaması için hemen Firuzan Tercan’ın yeğenleri Edebi Kurul’a dilekçe veriyor ve ‘teyzemizi yıpratmak istemiyoruz’ diyerek oyunlarını geri çekiyor.

Fakat tiyatrodaki rahatsızlık dinmeyince geriye tek bir çare kalıyor. Olayın, zaten soruşturmalardan başı dertte olan idareyi etkilememesi için Firuzan Tercan 15 Ağustos’tan geçerli olmak üzere emeklilik dilekçesi veriyor, rapor alıp kurumdan ayrılıyor.

Özellikle kurumdaki dramaturgların ayağa kalktığı olay bu şekilde bastırılıyor ve Firuzan Tercan’ın emekli edilmesiyle kapatılıyor.

Baştan itibaren Firuzan Tercan’ın oğulları ve yeğenleriyle ilgili durumu bilmesine rağmen müdahale etmeyen Genel Müdür Lemi Bilgin bu sebeple çok zor günler geçiriyor.

Bu olay Devlet Tiyatrosunu karıştırdığı gibi tiyatroyu temsil eden sivil toplum örgütlerinde de gündeme geldi. Fakat şarap partilerinde tiyatronun sorunlarını çözmeye çalışan ve hükümeti devirme organizasyonlarında başı çeken DETİS ve TOBAV’dan konuyla ilgili çıt çıkmadı.

Sürekli Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a görevlerini hatırlatan bildiriler yayınlayan DETİS ve TOBAV nedense tiyatroda yaşanan ve dramaturgları ayağa kaldıran bu olayı görmezden gelmeyi tercih etti.

Geçen hafta Devlet Tiyatrolarında usta bir rejisör olan Ensar Kılıç iki tane memurun saldırısına uğradı. Genel müdürün iki bürokratının bu çirkinliğe imza atması karşısında nedense ne TOBAV’dan ne de DETİS’ten çıt çıkmadı.

Ama aynı TOBAV Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan şahıslarla ilgili protesto bildirisi yayınladı ve hükümeti yaylım ateşine tuttu.

Asli görevlerinin hükümete muhalefet mi yoksa Devlet Tiyatrosu sanatçılarının haklarını savunmak mı olduğu şaibeli hale gelen bu sivil toplum örgütlerinin neye hizmet ettiği sorgulanır hale geldi.

(Kaynak: samanyoluhaber.com)

Anlamsız sitede anlamlı yazı!...

Yaşam cahili, tiyatro cahili Yaşam Kaya (Bakınız: Büktel, "Yaşam Kaya, 'İngiltere basınında yazan ilk Türk tiyatro eleştirmeni' olmakla övünüyor") tarafından yönetilen(!) tiyatronline.com sitesinde, çok seyrek de olsa anlamlı yazılar yayımlanıyor. Habibe Merih Atalay'ın makalesi de bu anlamlı yazılardan biri. Tadımlık sunup link veriyoruz:


Habibe Merih Atalay
8 Temmuz 2008


(...)

Reklamlarla; yine sanatın tuzağıyla tabii, çünkü reklam da bir tür film içerir, fotoğraf içerir, grafik içerir, müzik içerir, oyunculuk ve yaratıcılık içerir, reji içerir vs.; zamanın albenili, pusatlı kuşatmalarıyla dünyayı hedef almış o her türden reklamlarla, yaşamı bir 'nikotin cehen-netine* çeviren insanoğlu, bugün, birden titredi ve kendine geldi. Bunca yılların bağımlılık tortusunu, bir beyin tümörü cerrahisiyle, neşterle kesiverecek ve tıp diye kesip işin içinden sıyrılıverecekmiş sanıyor ki, bunun 'En İyi-En kolay- En Kestirme' yolunun da, zaten yukarıda da belirttiğim gibi, gerçekten parmakla sayılacak denli az sayıda olan sanatlı ya da sanatsız filmlerimizdeki sigaralı sahneleri sansürlemekten geçtiğinin çocuksu bir yanılsaması içinde.

(...)

(Bakınız: tiyatronline)

Halk, kültürüne sahip çıkıyor...

İKSV gibi büyük burjuva kurumlarının oluşturduğu Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'ne tapan medyanın yanında, bir de halkın düzenlediği festivalleri duyuran ilerici yayınlar var. atılım gazetesi Gülsuyu Kültür Festivali'ne özel önem veriyor:


Gülsuyu'nda kültür festivali 12-13 Temmuz'da

KARTAL (08.07.2008) - Gülsuyu Sanat ve Hayat Kültür Festivali'nin ikincisi, 12-13 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek. “Yıkımlara karşı mahallene, yozlaşmaya karşı kültürüne sahip çık” şiarıyla yapılan festivalin bu yılki programı yine dolu dolu.

(Bakınız: atılım)

Televizyonlaştırılmış yaşamların medyası...

Siz, televizyonlaştırılmış yaşama eklemlenen biriyseniz, medya ne yapar eder, mutlaka sizden bahseder. Zaten medya da televizyonlaştırılmış haldedir. Uzun yıllar televizyondan ayrı kalsanız bile, dağıtılan Sovyetler'in küllerinden doğan kapitalizme limanlık eden Odessa'da şirket sahibi de olsanız, medya sizi bulur ve sizden kitipiyoz bir haber imal eder...

Milliyet'den aktarıyoruz:



'Bizimkiler' dizisinin Ali'si evlendi
AA


Bir dönem ekranlarda ilgiyle izlenen "Bizimkiler" televizyon dizisinin "Ali" karakteri Atılay Uluışık evlendi.

TRT ekranlarında 1988’den itibaren 15 yıl süreyle aralıksız seyirciyle buluşan dizide, evin oğlu Ali’yi canlandıran Uluışık, hayatını Ankaralı İpek Aydın ile birleştirdi.

Diziye başladığında 10 yaşında olan ve Ukrayna’nın Odessa kentinde kurduğu şirketle 4 yıl önce ticarete atılan Uluışık’ın Kuruçeşme Kafes Garden’daki nikahında, ağabeyi Çağatay Uluışık ile İpek Aydın’ın ağabeyi Doruk Aydın tanık oldu.

(Kaynak: Milliyet)

AKP'yi protesto etmeyen, düzene karşı çıkamaz!

Bulunmaz Tiyatro'nun kurucusu Hilmi Bulunmaz da devletin dayatmalarına karşı çıkıp yıllarca tiyatronun kıyısında yaşamayı göze aldı. Hem de canından çok sevdiği tiyatronun... Çünkü kendisine ve sahibi olduğu Bulunmaz Tiyatro'ya dayatılmıştı; ya Kültür Bakanlığı çanağı yalayacak, Efes Pilsen tezgahtarlığı yapacak, etliye sütlüye dokunmayan oyunlar sahneleyecek yada Kültür Bakanlığı çanağını kıracak, Efes Pilsen şişesini parçalayacak, hem etliye hem de sütlüye dokunacaktı. Bu direncinin keyfi karşılığı; Bulunmaz Kültür Merkezi'nin baskına uğraması, basılması, mühürlenmesi; kendisinin ve izleyicilerinin gözaltına alınarak psikolojik işkencelerden geçirilmesiydi. Bunun yanı sıra, düzenin çanağını yalayan medya tarafından dışlanmasıydı. Hilmi Bulunmaz, "Hayat politikayla tiyatroyu birbirinden ayrı tutmaz." anlayışıyla hareket edip; tüm baskılara ve bu baskıların oluşturduğu açlığa, ailesiyle birlikte uzun yıllar dayandı. Şimdi dilediğini yazabiliyor. Bu bağlamda, soL gazetesinde yayımlanan Leyla Erbil protestosunu, en iyi anlayanlardan biri. Bu protestoyu destekliyor ve dinci faşizme karşı savaşım verilmesini yineliyor...

Leyla Erbil'in soL'da yayımlanan protestosunu okuyunuz:


Yazar Leyla Erbil AKP'yi protesto etti


(...)

"Yazarlar taraflarını seçerler; yazmayı, sanatı bırakabilirler bile. Hayat politikayla edebiyatı birbirinden ayrı tutmaz. Bugün, rejim değiştiriliyor, gelense ne halk devrimi, ne sosyalizm, ne demokrasi, ne şu ne bu; sadece ortaçağ kafası” diyen Erbil’in protestosuna edebiyat dünyasının nasıl tepki vereceği merak ediliyor.

(...)

(Bakınız: soL)

Ayrıca bakınız:
AKP'yi protesto etmeyen, düzene karşı çıkamaz!
Behram da AKP'nin dümen suyuna girmedi!...
Birkaç soru ve yorumsuz aktarılan yazı...

Televizyonlaştırılmışlardan mısınız?...

Türkiye'deki profesyonel tiyatroların hemen hemen tamamı, televizyonlaştırılmış ruhla oyun sahneliyor. Televizyonun banallığından ve yabanıllığından yararlanarak, halka karşıt oyunlarla sahneleri dolduran oyuncular, estetik bilincin örselenmesini hızlandırıyorlar...

Kurtlar Vadisi seanslarında ruhlarını faşizanlaştıranlar, sahnelere çıkıp arınarak, sözde doğru işler yaptıklarını sanıyorlar. Kurtlar Vadisi gibi faşizan estetiği geliştiren bir dizide oyunculuk yapan Can Gürzap'ın da içinde bulunduğu televizyonlaştırılmış "Gönül Hırsızı" oyunuyla sadece kendi gönüllerini eğlendiriyorlar...

Konuyla ilgili haberi Milliyet'ten aktarıyoruz:


Gönülleri çalan komik hırsız

Can Gürzap, Nilgün Belgün, İlkay Saran, Melda Gür, Levent Ulukut, Ahsen Ever ve Tuğçe Doras’ın rol aldığı “Gönül Hırsızı” yarın saat 21.15’te Enka Açıkhava Tiyatrosu’nda.

François’nın ilk karısı Betty ve şimdiki karısı Catherine, onun için sürpriz bir doğum günü hazırlamaktadırlar. Ancak, François’in metresi Barbara’nın eve gelmesiyle, François’nın bugün onlardan genç ve güzel bir kızla birlikte olacağının anlaşılması asıl sürpriz olur. Bu noktada François için kabus başlar ve komik olayların ardı arkası hiç kesilmez. Temposu hiç düşmeyen bu oyunda gülmekten kırılacaksınız. Bilet fiyatı: 23,50 YTL

(Kaynak: Milliyet)

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Bu bir Burak Caney (tiyatrooyun.org) filmidir!


Burak Caney'in hazırladığı video from Cemal Bulunmaz on Vimeo.
Güncelleme (6 Temmuz 2008):
Yukarıdaki videoya benzer çirkinliklerle bize saldıranları, Ahmet Ertuğrul Timur, uzun zamandır desteklemiyor. (Bakınız:
Ahmet Ertuğrul Timur yazıyor...) Mustafa Demirkanlı da desteklemiyormuş izlenimi vermeye çalışıyor!...

Yukarıdaki video, bizim tarafımızdan üretilmedi. "Beyaz Cephe" militanı sanal faşist Burak Caney (tiyatrooyun.org) tarafından üretildi. Hiçbir mizahi yanı bulunmayan bu video, tamamıyla Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal kişiliğini yaralamak için üretilmiştir. Yukarıdaki gibi onlarca video üretip yayınlayan Burak Caney (tiyatrooyun.org) piçi, durum aleyhine işlemeye başlayınca, tüm videoları yayından kaldırdı. Ne var ki, biz kopyaladığımız için, gereksinme duydukça yayımlıyoruz. Büktel ve Bulunmaz'ın sanatsal kişiliğini rencide etmek için üretilen bu pespaye videoyu izledikten sonra, Yalan Makinesi Demirkanlı ve Sansür Makinesi A. Ertuğrul Timur'un (nam-ı diğer 3. Abdülhamid), nasıl bir alçağı desteklediklerini daha net görebilirsiniz. Buradan bir kez daha yineliyoruz: Burak Caney'i ve Burak Caney'in hela kapısı gibi çift "oo"lu (tiyatrooyun.org) sitesini bu saniyeden sonra kim desteklerse orospu çocuğudur!...

Ayrıca bakınız:
HESAP SORUYORUZ! / 1
HESAP SORUYORUZ! / 2
HESAP SORUYORUZ! / 3
HESAP SORUYORUZ! / 4
HESAP SORUYORUZ! / 5
HESAP SORUYORUZ! / 6
HESAP SORUYORUZ! / 7
HESAP SORUYORUZ! / 8
HESAP SORUYORUZ! / 9
HESAP SORUYORUZ! / 10
HESAP SORUYORUZ! / 11
HESAP SORUYORUZ! / 12
Büktel, "İftirayı nasıl itiraf ettirdik"
Bulunmaz, "Bir iftiranın bataklık anatomisi!"
"Tokat gibi açıklamalar"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / "Seçme eserler"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 1"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 2"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 3"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 4"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 5"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 6"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 7"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 8"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 9"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 10"
Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 11