27 Şubat 2010 Cumartesi
13 Ocak 2010 Çarşamba
14 Aralık 2009 Pazartesi
28 Kasım 2009 Cumartesi
1 Kasım 2009 Pazar
Çaresiz bir kadın, doğmamış bir bebek ve bencil bir adam.
Sabrican Locva
1 Kasım 2009
Hayat yaşanır; ama bu hayatı ya sen yaşarsın ya da sana başkaları yaşattırır. Başkalarının yaşattığı hayata asla müdahale edemezsin, karışamazsın, fikir beyan edemezsin; çünkü sen aslında yaşamıyorsundur.
Çaresiz kadının en mutlu olduğunu sandığı gün, ona yaşamak haram olmuştur. Yaşamanın ona haram olduğu günkü bir telefon görüşmesi:
Çaresiz Kadın - Aşkım!
Bencil Adam - Efendim?
Çaresiz Kadın - Aşkım, müjdemi isterim.
Bencil Adam - Efendim?
Çaresiz Kadın - Aşkım, bugün annemle doktora gittik; çocuğumuz olacakmış, şu an çok sağlıklıymış…
(Kadın bunları anlatır; fakat adam o kadar bencilleşmiştir ki, sevinmesi gereken bu güzel habere bile tahammül edemez.)
Bencil Adam - Tamam!
Çaresiz Kadın - Bu kadar mı?!
Bencil Adam - Ne olacaktı ki?
Çaresiz Kadın - Tamam!
(Çaresiz Kadın, telefonu kapatıp ağlamaya başlar. Çaba harcamasına karşın, bir türlü ağlamasını durduramaz. Çünkü bencil bir adamın kölesi olmuştur. Zâten epey zamandır çaresizdir, yaşamak için yaşıyordur şimdi. Tamamen hayatın akışına bırakmıştır kendini. Çaresizdir. Ama bilmediği bir umut doğmuştur hayatında.)
Aylardan şubat, güzel bir günün gecesi ve yine bencillik, yine çaresizlik geceyi kaplayan
hüzünlü tartışma:
Çaresiz Kadın - Aşkım lütfen yapma böyle.
Bencil Adam - Ben bir şey yapmıyorum ki sen yaptırtıyorsun!
Çaresiz Kadın - Benden neden kaçıyorsun?
Bencil adam cevap verememiştir. Çünkü neyi, neden yaptığını o da bilmemektedir ve bencil adam toplar her şeyini 3 aylık bir çocukla bırakır gider düşüncesizce çaresiz kadını fakat kadın umutla bakar hala hayata.
Ufak kardeşi saçma sapan sorular sorar o gülerek cevap verir yaşadığı her şeye rağmen:
Çocuk - Nereye gitti ki?
Çaresiz Kadın - (Gülerek) Bilmiyorum canım!
Çaresiz Kadın güler, ama içi ağlar. Karnındaki masumla hayat hâl devam eder. Çaresizlik hâkim olmuştur artık hayatın her alanına.
Bir gece yarısı bir telefon gelir bilinmeyen bir numaradan kim olduğu önemli değildir çünkü hayat çaresiz kadına da doğmayan çocuğa da bitmiştir artık yarın döneceklerdir İstanbul’a fakat bu bilinmeyen telefon her şeyi değiştirir çünkü arayan bencil adamdır
Sabrican Locva
1 Kasım 2009
Hayat yaşanır; ama bu hayatı ya sen yaşarsın ya da sana başkaları yaşattırır. Başkalarının yaşattığı hayata asla müdahale edemezsin, karışamazsın, fikir beyan edemezsin; çünkü sen aslında yaşamıyorsundur.
Çaresiz kadının en mutlu olduğunu sandığı gün, ona yaşamak haram olmuştur. Yaşamanın ona haram olduğu günkü bir telefon görüşmesi:
Çaresiz Kadın - Aşkım!
Bencil Adam - Efendim?
Çaresiz Kadın - Aşkım, müjdemi isterim.
Bencil Adam - Efendim?
Çaresiz Kadın - Aşkım, bugün annemle doktora gittik; çocuğumuz olacakmış, şu an çok sağlıklıymış…
(Kadın bunları anlatır; fakat adam o kadar bencilleşmiştir ki, sevinmesi gereken bu güzel habere bile tahammül edemez.)
Bencil Adam - Tamam!
Çaresiz Kadın - Bu kadar mı?!
Bencil Adam - Ne olacaktı ki?
Çaresiz Kadın - Tamam!
(Çaresiz Kadın, telefonu kapatıp ağlamaya başlar. Çaba harcamasına karşın, bir türlü ağlamasını durduramaz. Çünkü bencil bir adamın kölesi olmuştur. Zâten epey zamandır çaresizdir, yaşamak için yaşıyordur şimdi. Tamamen hayatın akışına bırakmıştır kendini. Çaresizdir. Ama bilmediği bir umut doğmuştur hayatında.)
Aylardan şubat, güzel bir günün gecesi ve yine bencillik, yine çaresizlik geceyi kaplayan
hüzünlü tartışma:
Çaresiz Kadın - Aşkım lütfen yapma böyle.
Bencil Adam - Ben bir şey yapmıyorum ki sen yaptırtıyorsun!
Çaresiz Kadın - Benden neden kaçıyorsun?
Bencil adam cevap verememiştir. Çünkü neyi, neden yaptığını o da bilmemektedir ve bencil adam toplar her şeyini 3 aylık bir çocukla bırakır gider düşüncesizce çaresiz kadını fakat kadın umutla bakar hala hayata.
Ufak kardeşi saçma sapan sorular sorar o gülerek cevap verir yaşadığı her şeye rağmen:
Çocuk - Nereye gitti ki?
Çaresiz Kadın - (Gülerek) Bilmiyorum canım!
Çaresiz Kadın güler, ama içi ağlar. Karnındaki masumla hayat hâl devam eder. Çaresizlik hâkim olmuştur artık hayatın her alanına.
Bir gece yarısı bir telefon gelir bilinmeyen bir numaradan kim olduğu önemli değildir çünkü hayat çaresiz kadına da doğmayan çocuğa da bitmiştir artık yarın döneceklerdir İstanbul’a fakat bu bilinmeyen telefon her şeyi değiştirir çünkü arayan bencil adamdır
12 Ekim 2009 Pazartesi
9 Ekim 2009 Cuma
30 Eylül 2009 Çarşamba
Bulunmaz oluşturduğu mekânda sanat yoluyla kolektif bilinç geliştiriyor...

Yağlıboya resim: "Güneşi taşıyanlar"
bugün günlerden pazar
hava aydınlık
hava alabildiğine sıcak
ve havada kum fırtınası var
Bulunmaz
Kültür
Merkezi
Şiir
Resim
Tiyatro
Sinema
Edebiyat
Çalışmalarımız sürüyor.
Yaşamınızı renkli kılmak için çalışmalarımıza katılabilirsiniz!
Renkli bir yaşam elde etmek için çalışmalarımıza katılmalısınız!!
Çalışmalarımıza katıldığınızda, yaşamınızın kazanacağı renkliliği tahmin etmeniz çok zor!!!
Adres: Binbirdirek Mahallesi, Gedikpaşa Camii Sokak, No 57, Eminönü - İstanbul
Tel: 0212 513 47 32-33 / 0532 642 88 57
Web: www.bulunmaztiyatro.blogspot.com
e-posta: tiyatroyun@gmail.com
Not: Yukarıdaki yağlıboya resim ve alıntı yapılan şiir Hilmi Bulunmaz'a aittir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)