18 Eylül 2008 Perşembe

29 Ağustos 2008 Cuma

Bulunmaz Tiyatro'dan bir oyun: Yürümek


Yürümek from Cemal Bulunmaz on Vimeo.
Yazan/Yön.: Hilmi Bulunmaz
Oynayan: Hatice Nuran Paro
Yapım yılı: 1990

Not: Homeros, Mişima ve Saddavi'den yararlanılmıştır.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

OYÇED de Internet ortamında...

İftirası CD'yle saptanmış koskoca profesör Özdemir Nutku'yu önce kurucu başkan ve ardından Onur Kurulu Üyesi yapan OYÇED (Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği), nihayet Internet ortamına ısınıp site kurdu...

(Bakınız: OYÇED)

Sanal oyuncuları kim piyasaya sürüyor?!...


Halkın daha "rantabl" sömürülmesi için yayın yapan televizyonlar, iki reklam arasına tıkıştırılmış diziler sayesinde ayakta durabiliyorlar. Bu dizileri sınıf atlama tahtası olarak görenler de, sırtlarını "koç"lara yaslıyorlar. Özellikle Devlet Tiyatroları'ndan artık zaman bulanlar, halkın uyuma kutusu TV'ye oyuncu hazırlamak için her türlü taklayı atıyorlar!...
.
Milliyet gazetesine yansıyan pespayeliği aktarıyoruz:
.
.
Son birkaç yıldır dizi sayısında patlama yaşanıyor. Bu kadar diziye genç, güzel ve yetenekli oyuncu yetmeyince devreye reyting getirecek şarkıcılar, mankenler giriyor. Kendilerini bir anda kamera önünde bulan çiçeği burnunda jönler ve aktristler de, oyuncu koçları sayesinde rol yapıyor. Hafta Sonu dergisi, çiçeği burnunda şöhretler ile onların ünlü koçlarını yazdı.
.
(...)
.
Tuğçe Kazaz
“Kampüsistan” dizisinde Arzu olarak ekrana gelen, daha sonra evlenerek Yunanistan’a yerleşen Tuğçe Kazaz’a oyunculuğu sırasında Devlet Tiyatroları’nda uzun yıllar çalışan Turgay Tanülkü koçluk yaptı. Tanülkü’nün koçluğunu yaptığı diğer isimler arasında Meral Kaplan ve Nihat Doğan da var.
.
(...)
.
(Bakınız: Milliyet/HAFTA SONU)
.
(Kaynak: sinema dergisi)

3 GÜN KALDI: İftiracı Özdemir Nutku, insan içine rahatça çıkabilecek mi?!...

Hilmi Bulunmaz
22 Ağustos 2008


Yukarıda fotoğrafı bulunan iftiracı Özdemir Nutku, 25 Ağustos 2008 günü, saat 17.00'de, "Tiyatroda eğitim" başlığıyla bir konuşma yapmak için Türkiye Tiyatrolar Birliği'nin düzenlediği "Tiyatro Buluşması"na katılacak...

Özdemir Nutku, konuşma yaparken,
CD'yle saptanmış iftirasıyla ilgili neler söyleyecek?... Acaba bu konuya değinecek mi?... Yoksa iftira incir çekirdeğini doldurmayan basit bir ayrıntıymış, pireyi deve yapmak gerekmezmiş gibi mi davranacak?... Yada kesinlikle belgelenmiş olduğuna göre, iftirası için özür mü dileyecek?... İzleyiciler, Özdemir Nutku'ya, iftirasıyla ilgili soru sormaya cesaret edebilecekler mi?... Yoksa iftiracının karşısında süt dökmüş kedi gibi, kuzu kuzu oturup hiç sorgulamadan iftiracıyı sadece dinleyecekler mi?...

Kimileri, insanların leylekler tarafından dünyaya getirildiğine, çocuklarını inandırmakta (onları bu konuda kandırmakta) yarar görür. Özdemir Nutku ise, tiyatro kamuoyunu 16. yy'da (yada 17. yy) Fransa'da yazılmış ikinci bir
Theope'nin varlığına inandırmakta (onları bu konuda kandırmakta) yarar görüyor. Özdemir Nutku, bu yalan ve iftirasıyla tiyatro kamuoyunu Büktel'e karşı dezenforme etmekten vazgeçecek mi?... Yoksa tiyatro kamuoyunun, iftirayı sahipleneceğine güvenerek, yeni, yepyeni iftiralar üretme cesaretini kendinde bulabilecek mi?...

Özdemir Nutku'nun ve izleyicilerin sınavına 3 gün kaldı. Olacakları öğrenmek için o günü merakla bekliyoruz!...

Evet, sadece 3 gün kaldı!...

Zafer Gecegörür, Ebru Gündeş'i sunar!...

Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal kişiliğini örselemek için imal edilen Burak Caney'e (www.tiyatrooyun.org), şimdi de Zafer Gecegörür sahip çıkıyor. Öyle ki, orospu çocuğu Burak Caney'in hela kapısı gibi çift "oo"lu sitesini (www.tiyatrooyun.org) tıkladığınızda yakın zamana dek, Zafer Gecegörür adlı işadamının sitesine (www.sanatyapim.com) yönlendiriliyordunuz. Ankara doğumlu, Bartınlı işadamı ve tiyatro esnafı Zafer Gecegörür, yukarıda fotoğrafı görünen Ebru Gündeş'in de organizatörlüğünü yapıyor. Halkın sınıfsal tavrını örselemek için piyasaya sürülen popçulardan Ebru Gündeş'i izlemek isterseniz, Bartınlı işadamı ve tiyatro esnafı Zafer Gecegörür'ü arayabilirsiniz:
.
ADRES: PİRYANCILAR CD. BİLALOĞLU İŞ MERKEZİKAT: D:1 74100 BARTIN
TELEFON: (0.378) 228 44 66
FAKS: (0.378) 228 44 66
GSM: 0.532.513 53 93 / 0.506.601 64 84
.
(Kaynak: SANAT YAPIM)
.
***
Ayrıca bakınız:
.
Önemli not: Zafer Gecegörür'ün gururla sunduğu gazino sanatçılarını tanıtırken, herhangi bir para almıyoruz. Sadece "Allah rızası için" yardımcı oluyoruz. Ne demişler: "Kiminin parası, kiminin duası!..."
İlgili aramalar: video - izlesene ebru gundes -  ebru -  gundes -  tv -  sov

Orhan Aydın, yazılarına ara vermiyor...

Amerikan güdümlü AKP hükümetinden aldıkları güçle, pıtrat gibi her alanı saran gerici örgütlenmeye dikkat çeken Orhan Aydın'ın, yarın (26 Ağustos 2008) soL gazetesinde yayımlanacak yazısını sunup, okurlarımızın dikkatini çekiyoruz:


Din Cambazları…


Orhan Aydın
25 Ağustos 2008


Ülkemizin hemen her ilinde birden fazla, TV ve radyo yayını yapan kuruluş var.

Bu kuruluşların büyükçe çoğunluğu değil; tamamına yakını dini kışkırtmalar ve ırkçılık propagandası üstüne yayınlarını kurgulamışlar.

Uydular üzerinden, Dünya’nın dört bir yanından izlenebilen bu yayınların bir denetleyicisi bir kontrol edeni yok mudur?

AKP, kendi propagandasını yapan medya gruplarını oluşturdu: Çalık grubu ve Doğan medya grubu bunun iki örneği.

Yeni Şafak, Vakit, Zaman ve Taraf gibi silahşörlerin ne işe yaradıklarını ise birlikte görüyoruz; ama bu tepeden tırnağa şeriat propagandası yapan kanalların böylesi bir cesarete sahip olmalarının başka nedenleri olmalı.

Ezan sesleri ile açılan, dualar ile süren, ilahiler ile devam ederken kendinden olmayanı açıktan düşman ilan eden ve cihad çağrıları yapan bu kanallara dur denmesi gerektiği açıktır.

Bazen hangi ülkede yaşadığınıza bile yabancılaşıyorsunuz.

TV aracılığıyl Arapça öğreten, dua okunuşlarını belleten, namaz kılmayı, abdest almayı bir ders gibi anlatan kanallar, bu alanda yarışmalar bile düzenliyorlar.

Haber programları, tartışma ve panel adı altında yapılanlar ise dinci yobazlığın ve ırkçılığın açık adresleri gibiler.

Olur olmaz mollaların, emekli imamların bazen de profesör olduğu söylenen kara seslerin ulu orta konuştuklarını, insanlığın dini duygularına önderlik etmeye çalıştıklarını görüyoruz!

Cehalet, aklı esir alma yarışına girmiş.

“Dini sohbetler” adı altında yapılanlarda kullanılan Türkçe evlere şenlik, “hoca efendilerin” fetvalarını(!) anlamak olası değil.

Hurafelerle dolu kahramanlık hikayelerinin hemen hepsinin yolu, aynı cami avlusuna çıkıyor.

Bir yandan da din pazarlamacılığı yapılıyor. İslam giyiniş biçimlerinden, dini tatil olanaklarına, oradan da küçücük çocuklara okutulan ilahilerin satışına kadar bir rant alanı yaratılıyor.

Bezirganlık kendi pazarını kendi kuruyor.

Cemaatler ve tarikatlar arası rekabet, TV kanallarının yayınlarına da yansıyor.

İşin içinde biraz olsun gezindiğinizde anlıyorsunuz ki bu ülkede, yüzlerce Fatih / Çarşamba gibi semt, mahalle, ilçe ve il var.

Güney Doğu Anadolu ve Doğu Anadolu’nun önemli bir bölümü, bu İslam çetelerinin esiri olmuş.

Diyarbakır, Mardin, Urfa, Siirt, Batman şeriat özlemi ile yanıp tutuşan tarikat ve cemaatlerin cirit oynattıkları yerler halindeler.

Bu ülke halkının katilleri ile birlikte yaşamayı sevdiği gerçeğine inanmak istemesek de, yine hangi evlerin bahçelerinde kimlerin cesetleri var bilmiyoruz.

Batman'da yayın yapan yerel kanalda, gece - gündüz küçücük çocuklardan oluşan “kuran okuma seansları” yayımlanıyor.

Turan Dursun'un kulakları çınlasın; (Editör notu: Turan Dursun; ölmesine, öldürülmesine karşın, bizim için hala yaşayan biri olduğundan, yazar Aydın, "kulakları çınlasın" diyor. HB) ”Bu din tüccarları, para için her şeyi, ama aklınıza gelecek her şeyi yaparlar” diyordu.

Bu ülkede bunca yasal ve yasal olmayan kuran kursu, yine yasal ve yasal olmayan cami, mescit varken, hatta bu işin, yani din ve kurallarını öğrenmenin İmam - Hatip liseleri, dahası Diyanet İşleri Başkanlığı varken, bu TV ve radyo yayınlarına ne gerek var?

Elbette fazlaca araştırmaya gerek olmadan, kolayca edineceğiniz veriler sizi aynı adrese götürüyor: Para.

Para, İslami cemaat ve tarikatların üstünde tepindikleri, eşelendikleri tek gerçeklik.

Bu, her dinci TV kanalın ve radyonun kendi reklam verenleri var.

Adeta alandaki şirketler paylaşılmış durumda.

Yeşil Sermaye denen Kayseri ve Konya merkezli tüm şirketler birer kooperatif ya da dernek aracılığı ile yönetiliyorlar ve reklam pastasının paylaşılmasında bunlar karar verici durumdalar.

AKP'li olduklarını gizlemeden dillendiren, hatta bunun üstünden ticaret ve siyaset yapan bu cambazlık, kimlerin musluklarının açık, kimlerinkinin kapalı olması gerektiğine de karar veriyor.

Kayseri merkezli, deterjan ve mobilya sektörü zaman zaman aynı, zaman zaman da ayrı TV'lerin reklam verenleri oluyorlar.

Konya merkezli Gıda sektörü için de aynı şeyi söyleyebiliriz.

Reklam verenlerin arasına İslami Bankalar ve Finans kurumlarını da eklersek durum biraz daha netleşecektir.

Son dönemde TGRT’nin satılması, reklam veren yeşil sermaye gruplarının Kanal 7 ve STV'ye yönelmesine neden oldu.

Pastanın diğer küçük dilimlerini hem yerellere hem de diğer ulusal yayın yapan gruplara paylaştırıyorlar.

Adeta şeriat ile yönetilen bir ülkenin yayıncı kuruluşu gibi davranan kanallar ise, Karadeniz bölgesinden çıkıyor.

Trabzon ve Rize ekseninde, Veli Küçük denen çetecinin ırkçılık ve dincilik kışkırtmasına sıkıştırılmış bir gericilik damarı var.

Hrant katledildiğinde “elleri dert görmesin” diyen bağnazlık, ne yazık ki kendini bu bölgede yayın yapan TV ekranlarından da gösterdi.

Neden kimse bunun hesabını sormadı?

Haber bültenlerinde bireyleri ve birlikte hareket etme yeteneğine sahip örgütlü davranış biçimlerini açıkça hedef gösteren bir çok TV kanalı var.

STV bunların başında yer alıyor.

F.Gülen denen ağlamaklının her sözünü “kelam” kabul edip yayımlayan bu kanal, şeriat propagandasının da açık adresi olarak yayındadır. Bir at başı uzaklıkta Kanal 7 ve sonrası irili ufaklı onlarcası yer almaktadır. KON TV, MELTEM TV, MEHTAP TV, MESAJ TV, HİLAL TV, SES TV, DOST TV, TV 5, ÖZLEM TV, KANAL 55, KANAL AVRUPA, ÇAY TV, KAÇKAR TV, KARADENİZ TV, YENİ ÇAĞ, AKS TV, TV 58, KADIRGA TV, ART, TV NET... benim saptayabildiklerim.

Buradan inatla soruyorum, RTÜK ne işe yaramaktadır?

Hiçbir şey, ama hiçbir şey kuraldışı değilse, küçücük çocukların aklını çelmek, onları tek tipleştirmeye özendirmek de mi kural dışı değildir?

Peki bu ülkenin en büyük bütçesine sahip olan, Diyanet İşleri Başkanlığı ne işe yaramaktadır?

Dini inançların, bu cambazlığa meze edilmesine neden ses çıkarmaz!

Yoksa Diyanet İşleri Başkanlığı bunda bir yarar mı görmektedir?

Önümüz Ramazan. “Kendini dinin emrine adamış” bu TV kanallarında neler yaşanacağını, ülkede oruç tutmayanlara karşı nasıl davranılacağını, bazı kentlerde açık lokantalar, kahvehaneler bile olamayacağını birlikte göreceğiz.

Sahi, Başkent’in merkezinde, hem de başbakan denen zat'ın yaşadığı ilçe Keçiören'de, içki satışını, adam döverek engelleyen eşkıyalar, kimlerden cesaret alıyorlar.?

oaydinoaydin@gmail.com

Dikili Barış Şenlikleri yarın başlıyor

(Bakınız: soL)

24 Ağustos 2008 Pazar

Coşkun Büktel
25Ağustos 2008
.
.
.
.
Güzelbahçe "Tiyatro Buluşması"nda iftiracı Özdemir Nutku, halkın içine çıkıp bir şeyler anlatacak. İftira konusunda, büyük bir ihtimalle, bugüne dek yaptığını yapacak: Sanki iftirası CD'yle belgelenmemiş gibi, sanki iftira "incir çekirdeğini doldurmayacak" önemsiz bir mevzuymuş gibi davranıp, iftirayı görmezden gelmeye çalışacak.
.
Peki oradaki insanlar, belgelenmiş iftirayı görmezden gelmeyi; iftiraya ilişkin hiçbir soru sormaksızın, iftiracıyı hiç sorgulamaksızın, iftiracının (suçlunun) karşısında süt dökmüş suçlu birer kedi gibi yalnızca kuzu kuzu oturmayı; iftira yandaşlarının mizanseninde iradesiz birer piyon olmayı; kısacası, iftira karşısında, "sıra kendine gelene dek" susmayı; insanlık onuruyla bağdaştırabilecek mi?
.
Bugün, saat 17.00'de, Güzelbahçe "Tiyatro Buluşması"nda, tiyatrocu ve tiyatroseverlerin insanlık onuru sınav verecek:
.
insanlık onuru iftirayı yenecek mi?
Yoksa
iftira yandaşlarından gelmesi muhtemel
baskılar halkı yıldıracak mı?