25 Ağustos 2008 Pazartesi

Orhan Aydın, yazılarına ara vermiyor...

Amerikan güdümlü AKP hükümetinden aldıkları güçle, pıtrat gibi her alanı saran gerici örgütlenmeye dikkat çeken Orhan Aydın'ın, yarın (26 Ağustos 2008) soL gazetesinde yayımlanacak yazısını sunup, okurlarımızın dikkatini çekiyoruz:


Din Cambazları…


Orhan Aydın
25 Ağustos 2008


Ülkemizin hemen her ilinde birden fazla, TV ve radyo yayını yapan kuruluş var.

Bu kuruluşların büyükçe çoğunluğu değil; tamamına yakını dini kışkırtmalar ve ırkçılık propagandası üstüne yayınlarını kurgulamışlar.

Uydular üzerinden, Dünya’nın dört bir yanından izlenebilen bu yayınların bir denetleyicisi bir kontrol edeni yok mudur?

AKP, kendi propagandasını yapan medya gruplarını oluşturdu: Çalık grubu ve Doğan medya grubu bunun iki örneği.

Yeni Şafak, Vakit, Zaman ve Taraf gibi silahşörlerin ne işe yaradıklarını ise birlikte görüyoruz; ama bu tepeden tırnağa şeriat propagandası yapan kanalların böylesi bir cesarete sahip olmalarının başka nedenleri olmalı.

Ezan sesleri ile açılan, dualar ile süren, ilahiler ile devam ederken kendinden olmayanı açıktan düşman ilan eden ve cihad çağrıları yapan bu kanallara dur denmesi gerektiği açıktır.

Bazen hangi ülkede yaşadığınıza bile yabancılaşıyorsunuz.

TV aracılığıyl Arapça öğreten, dua okunuşlarını belleten, namaz kılmayı, abdest almayı bir ders gibi anlatan kanallar, bu alanda yarışmalar bile düzenliyorlar.

Haber programları, tartışma ve panel adı altında yapılanlar ise dinci yobazlığın ve ırkçılığın açık adresleri gibiler.

Olur olmaz mollaların, emekli imamların bazen de profesör olduğu söylenen kara seslerin ulu orta konuştuklarını, insanlığın dini duygularına önderlik etmeye çalıştıklarını görüyoruz!

Cehalet, aklı esir alma yarışına girmiş.

“Dini sohbetler” adı altında yapılanlarda kullanılan Türkçe evlere şenlik, “hoca efendilerin” fetvalarını(!) anlamak olası değil.

Hurafelerle dolu kahramanlık hikayelerinin hemen hepsinin yolu, aynı cami avlusuna çıkıyor.

Bir yandan da din pazarlamacılığı yapılıyor. İslam giyiniş biçimlerinden, dini tatil olanaklarına, oradan da küçücük çocuklara okutulan ilahilerin satışına kadar bir rant alanı yaratılıyor.

Bezirganlık kendi pazarını kendi kuruyor.

Cemaatler ve tarikatlar arası rekabet, TV kanallarının yayınlarına da yansıyor.

İşin içinde biraz olsun gezindiğinizde anlıyorsunuz ki bu ülkede, yüzlerce Fatih / Çarşamba gibi semt, mahalle, ilçe ve il var.

Güney Doğu Anadolu ve Doğu Anadolu’nun önemli bir bölümü, bu İslam çetelerinin esiri olmuş.

Diyarbakır, Mardin, Urfa, Siirt, Batman şeriat özlemi ile yanıp tutuşan tarikat ve cemaatlerin cirit oynattıkları yerler halindeler.

Bu ülke halkının katilleri ile birlikte yaşamayı sevdiği gerçeğine inanmak istemesek de, yine hangi evlerin bahçelerinde kimlerin cesetleri var bilmiyoruz.

Batman'da yayın yapan yerel kanalda, gece - gündüz küçücük çocuklardan oluşan “kuran okuma seansları” yayımlanıyor.

Turan Dursun'un kulakları çınlasın; (Editör notu: Turan Dursun; ölmesine, öldürülmesine karşın, bizim için hala yaşayan biri olduğundan, yazar Aydın, "kulakları çınlasın" diyor. HB) ”Bu din tüccarları, para için her şeyi, ama aklınıza gelecek her şeyi yaparlar” diyordu.

Bu ülkede bunca yasal ve yasal olmayan kuran kursu, yine yasal ve yasal olmayan cami, mescit varken, hatta bu işin, yani din ve kurallarını öğrenmenin İmam - Hatip liseleri, dahası Diyanet İşleri Başkanlığı varken, bu TV ve radyo yayınlarına ne gerek var?

Elbette fazlaca araştırmaya gerek olmadan, kolayca edineceğiniz veriler sizi aynı adrese götürüyor: Para.

Para, İslami cemaat ve tarikatların üstünde tepindikleri, eşelendikleri tek gerçeklik.

Bu, her dinci TV kanalın ve radyonun kendi reklam verenleri var.

Adeta alandaki şirketler paylaşılmış durumda.

Yeşil Sermaye denen Kayseri ve Konya merkezli tüm şirketler birer kooperatif ya da dernek aracılığı ile yönetiliyorlar ve reklam pastasının paylaşılmasında bunlar karar verici durumdalar.

AKP'li olduklarını gizlemeden dillendiren, hatta bunun üstünden ticaret ve siyaset yapan bu cambazlık, kimlerin musluklarının açık, kimlerinkinin kapalı olması gerektiğine de karar veriyor.

Kayseri merkezli, deterjan ve mobilya sektörü zaman zaman aynı, zaman zaman da ayrı TV'lerin reklam verenleri oluyorlar.

Konya merkezli Gıda sektörü için de aynı şeyi söyleyebiliriz.

Reklam verenlerin arasına İslami Bankalar ve Finans kurumlarını da eklersek durum biraz daha netleşecektir.

Son dönemde TGRT’nin satılması, reklam veren yeşil sermaye gruplarının Kanal 7 ve STV'ye yönelmesine neden oldu.

Pastanın diğer küçük dilimlerini hem yerellere hem de diğer ulusal yayın yapan gruplara paylaştırıyorlar.

Adeta şeriat ile yönetilen bir ülkenin yayıncı kuruluşu gibi davranan kanallar ise, Karadeniz bölgesinden çıkıyor.

Trabzon ve Rize ekseninde, Veli Küçük denen çetecinin ırkçılık ve dincilik kışkırtmasına sıkıştırılmış bir gericilik damarı var.

Hrant katledildiğinde “elleri dert görmesin” diyen bağnazlık, ne yazık ki kendini bu bölgede yayın yapan TV ekranlarından da gösterdi.

Neden kimse bunun hesabını sormadı?

Haber bültenlerinde bireyleri ve birlikte hareket etme yeteneğine sahip örgütlü davranış biçimlerini açıkça hedef gösteren bir çok TV kanalı var.

STV bunların başında yer alıyor.

F.Gülen denen ağlamaklının her sözünü “kelam” kabul edip yayımlayan bu kanal, şeriat propagandasının da açık adresi olarak yayındadır. Bir at başı uzaklıkta Kanal 7 ve sonrası irili ufaklı onlarcası yer almaktadır. KON TV, MELTEM TV, MEHTAP TV, MESAJ TV, HİLAL TV, SES TV, DOST TV, TV 5, ÖZLEM TV, KANAL 55, KANAL AVRUPA, ÇAY TV, KAÇKAR TV, KARADENİZ TV, YENİ ÇAĞ, AKS TV, TV 58, KADIRGA TV, ART, TV NET... benim saptayabildiklerim.

Buradan inatla soruyorum, RTÜK ne işe yaramaktadır?

Hiçbir şey, ama hiçbir şey kuraldışı değilse, küçücük çocukların aklını çelmek, onları tek tipleştirmeye özendirmek de mi kural dışı değildir?

Peki bu ülkenin en büyük bütçesine sahip olan, Diyanet İşleri Başkanlığı ne işe yaramaktadır?

Dini inançların, bu cambazlığa meze edilmesine neden ses çıkarmaz!

Yoksa Diyanet İşleri Başkanlığı bunda bir yarar mı görmektedir?

Önümüz Ramazan. “Kendini dinin emrine adamış” bu TV kanallarında neler yaşanacağını, ülkede oruç tutmayanlara karşı nasıl davranılacağını, bazı kentlerde açık lokantalar, kahvehaneler bile olamayacağını birlikte göreceğiz.

Sahi, Başkent’in merkezinde, hem de başbakan denen zat'ın yaşadığı ilçe Keçiören'de, içki satışını, adam döverek engelleyen eşkıyalar, kimlerden cesaret alıyorlar.?

oaydinoaydin@gmail.com