22 Aralık 2008 Pazartesi

Tiyatroda faşizmin sorgulanmasına katkı çabası

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV), 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a, hem de "Emek Ödülü" verdiği bir süreçte, tiyatroda faşizmin sorgulanmasına katkı sunan en küçük niyeti bile gündemde tutuyoruz.

Aşağıdaki liberal-demokrat anlayışla kaleme alınmış, reklam dili ve dizi senaryosu kokan yazıya tam anlamıyla katılmasak da aktarma gereksinimi duyduk.


Faşist Tiyatrocular Ülkesi


Rasim Ozan Kütahyalı
20 Aralık 2008


Türk sanat dünyasının, kendini yıllardır solcu, ilerici, demokrat olarak sunmuş birçok kilit figürü bariz biçimde faşist... Bu faşizmi görmemek için kör ya da aymaz olmak lazım. Öyle alt-metne inerek, Lacancı-Zizekci analizler yaparak ilk bakışta görülemeyen bir faşizmin ifşa edilmesi gibi bir şey yok ortada... Her şey açık ve net, en kaba saba haliyle önümüzde duruyor... Kör parmağım gözüne bir faşizm bu... Tiyatro çevresi bu açıdan diğer sanat çevrelerini bariz "sol"layan bir özelliğe sahip... Örnek mi istiyorsunuz?

Bakın yıllardır ismine itibar edilen, sanatı kadar "entelektüel ve politik duruşu"yla da genç tiyatrocuların çoğunluğunca örnek alınan bir şahsiyetin, Ferhan Şensoy'un 1930'lar tek parti dönemine ilişkin incileri...

"1930'ları seviyorum. O zaman tesettür yok, türban yok. O zaman neymişiz, şimdi nereye gelmişiz. Yasak olan her şey bugün mevcut. Kılık kıyafet yasasını tekrar hatırlatayım diyorum. Bugünün gazetelerinden çok sıkıldım, o zamanlar daha güzel şeyler yazıyorlarmış. O günün gazetelerini okuyacağım"

30'ların "özgür basın ortamı"na özlem duyan "ilerici, çağdaş, solcu" tiyatrocumuzla ne kadar gurur duysak az!.. 30'ların birazdan sayacağım güzel manşetlerini "bilinçli" seyircilerine kendi sahnesinde sürekli aktarıp, seyircilerini daha da ilerici bir bilinçle donatıyor kendisi herhalde... "Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi." "İstanbul Üniversitesi tek partiyi en ufak şekilde eleştirmiş tüm hocaların işine son verdi, ilim yuvalarımız temizleniyor." "Trakya Yahudileri zorunlu göçe tâbi tutuldu. Yahudilerin malları yok pahasına satılıyor, kapışın ey gerçek vatandaşlar!" "Münafık Kızılbaşlar yurdu Dersim bombalandı. Tayyarelerimiz bir canlı fare kalmayıncaya kadar Dersim bölgesini yerle bir ediyor. Büyük muvaffakiyet!"

Ah o güzel 30'lar, yazarken ben bile duygulandım... Cumhurbaşkanlığı seçimi arifesinde ise "entelektüel derinliği" ve "ilerici, çağdaş politik duruş"uyla şöyle inciler döktürüyor bu tiyatro adamımız...

"Çankaya'da başı bağlı, karısını, bacısını, kızını görmek istemiyorum. Ellerindeki aritmetik böyle olmasını gerektiriyor, ne yapalım susalım mı! Türkiye'de her şey darbeyle çözülmemiş mi, ne duruyorlar, laikliğin koruyucularını şimdi görmek istiyorum. Ecevit'i, Demirel'i adaya götürmüşlerdi. Erdoğan'ı Çankaya'ya mı çıkartacaklar. Bol miktarda boş adamız var. Bir yere atıverilsin. Askerî hükümet rica ediyorum."

Küba'yı inceleyip Castro'nun askerî rejimine bayılan ilerici sanatçımız, Fidelist bir ilhamla geç kalınmaması için generallerimize de ayrıca devrimci tavsiyelerde bulunuyor...

"Yarın askerî darbe olsa çok mutlu olurum. Bunlar camilerine gitsinler, beni de askere alacaklarsa alsınlar anasını satayım. Arabistan'mıyız lan biz. Atatürk ilkeleri nerede! Bulunduğumuz duruma bakınca askerî düzene razıyım. Bunların hepsi hapse! Yarın sabah bile çok geç..."

Sanatçımız yıllardır sergilediği tek kişilik oyununda sahneden böyle seslenince "aydın" seyircilerinden "O da yetmez, Menderes gibi asalım Tayyip'i!!" nidaları duyunca çok mutlu oluyordur herhalde... Postallarına hayran olduğu generallerine bir sanatçı olarak da şöyle sesleniyor Şensoy...

"Ordudan başka kimse bu işi temizleyemez. Eğer bu iktidar Çankaya'ya çarşaflarıyla, türbanlarıyla çıkacaklarsa, ben bu Türkiye için boşu boşuna mı sanat yapmışım."

28 Şubat zamanı da bir orkestra şefimiz laikliğin gevşeyen vidalarını sıkmak için daha çok konserler vereceklerini belirtmişti. Ferhan Şensoy da bu ülkenin "aydınlanması" için yıllarca tiyatro yaptı. Tiyatro camiası da onu baştâcı etti ama maalesef işte halkımızı hâlâ bilinçlendiremedik!!

Ordudan "ilerici" bir darbe yapmasını isteyen, askerî hükümetten Erdoğan'ın adaya sürülmesini, AKP'lilerin hapsedilmesini talep eden Ferhan Şensoy başka bir açıdan da kendini şöyle tanımlıyor

"Doğamda var bir başkaldırı. Ruhen anarşistim."

Askerî darbe, sürgün ve mahpus yandaşı, 30'ların tek fare kalmayıncaya kadar bir şehri dümdüz etmekle övünen yönetiminin ve basınının hayranı Ferhan Şensoy "Devlete yakın duran sanatçılar var" diyor (aa kim onlar yahu??) ve ekliyor;

"Dalkavuk diyeceğim onlara. Onlar sanatçı mıdır bu da tartışılır. Çünkü sanatçı zaten genel anlamda başkaldıran, bir şeyleri eleştirendir."

E, ne de olsa ruhen anarşist, başkaldıran bir sanat adamı Şensoy! Generallerin önünde hazırolda durarak, onların postallarını yalayarak anarşist olmak gibi "Brechtyen" bir tavır içinde kendisi...

Ferhan Şensoy Türk tiyatro dünyasında tek değil. Tam aksine Şensoy'a tıpkı Vecdi Gönül gibi dürüst davrandığı için teşekkür etmemiz lazım. Türk tiyatro camiasının büyük çoğunluğunun ruhsal durumunu berrak şekilde yansıtıyor sanatçımız...

Rezalet, kepazelik, utanmazlık, sahtekârlık, riyakârlık, alçaklık, ahlaksızlık, zavallılık, ruh hastalığı... Hiçbirini demeyelim, tamam. Peki, sizce ne diyelim bu duruma?

(Kaynak: istanbul alternatif tiyatrolar platformu - girişim)

***

Ayrıca bakınız:
"Fername'yi izledim..."
"Ferhan Şensoy, Nefes Bar'a düştü"

***

Oyun'un notu: bakınız;
“Ankara Tiyatro Festivali Emek Ödülü 12 Martçı’ya”
“12 Mart 1971 v.s…”
“Nihat Erim’in Kültür Bakanı’na ödül verenler”
“12 Martçı’ya ödül verenler tam yol ileri”
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Orhan Aydın"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Coşkun Büktel"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Özgür Tiyatro"
"Faşist Kültür Bakanı'na ödül veren festival"
"soL'dan 'evlere şenlik' haber"
"Özgür Başkaya, 'TAKSAV skandalı'nı tartışıyor"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 1"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 2"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 3"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 4"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 5"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 6"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 7"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 8"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 9"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 10"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 11"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 12"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 13"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 14"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 15"
"12 Martçı'ya ödül veren festivali Yenikapı açtı"
"Deniz Gezmiş fotoğrafının altındaki 12 Mart'çı"
"Büktel, 12 Mart artığının şiirsizliğini kanıtladı"
"atılım'dan Bulunmaz'sız Talat Halman haberi"
"12 Mart'çıya 'Emek Ödülü' AKP'li Günay'dan"
"ATB, faşizme (TAKSAV 'Emek Ödülü'ne) karşı"
"soL, 'Talat S. Halman skandalı'nda doğru yolda"
"TAKSAV, 12 Mart'çıya ödül verirken yalnız değil"
"12 Mart Faşizmi'nin gölgesine sığınan festival"
"Amatör Tiyatrolar Birliği, Tiyatro Net'te"
"Tiyatro ödülleri enflasyonu"
"Müzisyenlerden 12 Mart'çıya destek"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat S. Halman"
"Tiyatro dünyası bizden izleniyor"
"Fakir Baykurt Sahnesi'nden Burdur'a yürüyüş"
"'TAKSAV skandalı' döneminde İmge'den oyun"
"Günay Akarsu, 'Emek Ödülü'ne karşı çıkardı"
"BEKSAV, ezilenleri savunmayı sürdürüyor"
"TAKSAV, 'Emek Ödülü'ne tepkileri gizliyor"
"Bulunmaz'sız 'Talat Sait Halman skandalı'"
"Ankara'ya 12 Mart Faşizmi gölgesi vururken"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 1"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 2"
"Atak'ın uğradığı haksızlık coskunbuktel.com'da"
"Aydın, devlet yardımı=sus payı'na da değiniyor"
"Anti-faşist yazarın oyunu, faşizmin gölgesinde"
"Kadına şiddet uygulamak da sınıfsal zulümdür"
"Yakışır!"
"12 Mart Kültür Bakanı'nın gölgesindeki festival"
"Aydın, tiyatro kitapları tanıtmayı sürdürüyor"
"Ankara'da sadece 12 Mart'çıya ödül verilmiyor"
"Kapitalist tapınakta sosyalistleri ağırlamak(!)"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı çalışıyor"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 1"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 2"
"Zeynep Oral, Talat Halman karanlığını gizliyor"
"Sadece gizli değil; ayrıca gizemli bir yazı!"
"Ödül kıskacına sığmayan anti-faşist sanatçı"
"TAKSAV'ın paşası Talat Sait Halman"
"Burjuvazi; eğitim, gıda ve sağlığı kirletiyor"
"Yakışmışlar!"
"Emekçilere; bilim, eğitim, estetik, kültür, sanat"
"12 Mart ve 12 Eylül Faşizmi devam ediyor!"
"Faşizmi estetize eden Muro'lar kınandı"
"Faşizmi estetize eden 'Kurtlar Vadisi' öldü mü?"
"Münevverler, pirlerinin birthday'ini kutladılar!"
"Orhan Aydın, belleği zayıf olanları uyarıyor"
"BÜKTEL, yine 'GÖR' DEDİ"
"12 Martçı'ya ödül verenlere destek mesajı!"
"TAKSAV'ın faşizme verdiği ödül tartışılıyor"
"Yenikapı'nın Yunan faşizmine karşı eylemi"
"BEKSAV, sanata sınıfsal yaklaşma gayretinde"
"'İnsanım' diyen bu sergiye duyarsız kalamaz"
"İzmir karanfilleri, Yunanistan ve Şili'ye gidecek"
"Seçimler yaklaşıyor: Açılış yapmak lazım!"
"TAKSAV'cı Yener Aksu yalan söylüyor!"
"Yalanla beslenen 'Emek Ödülü'ne tepki!"
"Ömer F. Kurhan, belleğini yitirmek istemiyor!"
"Orhan Aydın, kentsel talana dikkat çekiyor"
"12 Mart Faşizmi, 12 Eylül Faşizmi devam ediyor"
"Tiyatroda faşizmin sorgulanmasına katkı çabası"

21 Aralık 2008 Pazar

BULUNMAZ (14.12.08)


Hilmi Bulunmaz ile Kazım Şimşek (14.12.08) from Cemal Bulunmaz on Vimeo.

12 Mart Faşizmi, 12 Eylül Faşizmi devam ediyor

(Kaynak: Evrensel)


Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV), 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a, hem de "Emek Ödülü" verdiği bir süreçte, susarak faşizmi onaylayan tiyatro esnafını gördükçe, İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi'nin kapatılmasına şaşmıyoruz. Tiyatrocular, TAKSAV'ın faşizmi destekleyen ödülüne ses çıkarmadıkça, daha büyük sorunlarla boğuşmak zorunda kalacağız.

12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a verilen TAKSAV ödülüne karşı duyarlı olduğumuz gibi, İstanbul Alternatif Tiyatrolar Platformu - Girişim sitesinde gördüğümüz aşağıdaki habere de duyarlıyız.


İ.Ü. ÖĞRENCİ KÜLTÜR MERKEZİ (ÖKM) YİNE KAPATILDI

İ.Ü. Öğrenci Kültür Merkezi (ÖKM) yine kapatıldı. Rektörlük Sinema Kulübü’nün İnsan Hakları ile ilgili yapacağı etkinlikleri gerçekleştirmesini istemedi. Öğrenciler, 18 Aralık günü ÖKM'nin kapısından ayrılmadı ve bir basın açıklaması gerçekleştirdi. "TÜRKİYE'DE VE DÜNYADA İNSAN HAKLARI" başlıklı söyleşi ise 19 Aralık günü saat 14.00’da ÖKM kapısında yapıldı. Bu kapatma cezasından mağdur olan kulüpler ve gruplar tekrar ne zaman çalışmalarına geri dönebilecekleri konusunda belirsizlik içinde beklemekteler.

(Kaynak: istanbul alternatif tiyatrolar platformu - girişim)

***

Oyun'un notu: bakınız;
“Ankara Tiyatro Festivali Emek Ödülü 12 Martçı’ya”
“12 Mart 1971 v.s…”
“Nihat Erim’in Kültür Bakanı’na ödül verenler”
“12 Martçı’ya ödül verenler tam yol ileri”
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Orhan Aydın"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Coşkun Büktel"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Özgür Tiyatro"
"Faşist Kültür Bakanı'na ödül veren festival"
"soL'dan 'evlere şenlik' haber"
"Özgür Başkaya, 'TAKSAV skandalı'nı tartışıyor"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 1"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 2"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 3"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 4"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 5"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 6"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 7"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 8"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 9"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 10"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 11"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 12"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 13"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 14"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 15"
"12 Martçı'ya ödül veren festivali Yenikapı açtı"
"Deniz Gezmiş fotoğrafının altındaki 12 Mart'çı"
"Büktel, 12 Mart artığının şiirsizliğini kanıtladı"
"atılım'dan Bulunmaz'sız Talat Halman haberi"
"12 Mart'çıya 'Emek Ödülü' AKP'li Günay'dan"
"ATB, faşizme (TAKSAV 'Emek Ödülü'ne) karşı"
"soL, 'Talat S. Halman skandalı'nda doğru yolda"
"TAKSAV, 12 Mart'çıya ödül verirken yalnız değil"
"12 Mart Faşizmi'nin gölgesine sığınan festival"
"Amatör Tiyatrolar Birliği, Tiyatro Net'te"
"Tiyatro ödülleri enflasyonu"
"Müzisyenlerden 12 Mart'çıya destek"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat S. Halman"
"Tiyatro dünyası bizden izleniyor"
"Fakir Baykurt Sahnesi'nden Burdur'a yürüyüş"
"'TAKSAV skandalı' döneminde İmge'den oyun"
"Günay Akarsu, 'Emek Ödülü'ne karşı çıkardı"
"BEKSAV, ezilenleri savunmayı sürdürüyor"
"TAKSAV, 'Emek Ödülü'ne tepkileri gizliyor"
"Bulunmaz'sız 'Talat Sait Halman skandalı'"
"Ankara'ya 12 Mart Faşizmi gölgesi vururken"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 1"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 2"
"Atak'ın uğradığı haksızlık coskunbuktel.com'da"
"Aydın, devlet yardımı=sus payı'na da değiniyor"
"Anti-faşist yazarın oyunu, faşizmin gölgesinde"
"Kadına şiddet uygulamak da sınıfsal zulümdür"
"Yakışır!"
"12 Mart Kültür Bakanı'nın gölgesindeki festival"
"Aydın, tiyatro kitapları tanıtmayı sürdürüyor"
"Ankara'da sadece 12 Mart'çıya ödül verilmiyor"
"Kapitalist tapınakta sosyalistleri ağırlamak(!)"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı çalışıyor"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 1"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 2"
"Zeynep Oral, Talat Halman karanlığını gizliyor"
"Sadece gizli değil; ayrıca gizemli bir yazı!"
"Ödül kıskacına sığmayan anti-faşist sanatçı"
"TAKSAV'ın paşası Talat Sait Halman"
"Burjuvazi; eğitim, gıda ve sağlığı kirletiyor"
"Yakışmışlar!"
"Emekçilere; bilim, eğitim, estetik, kültür, sanat"
"12 Mart ve 12 Eylül Faşizmi devam ediyor!"
"Faşizmi estetize eden Muro'lar kınandı"
"Faşizmi estetize eden 'Kurtlar Vadisi' öldü mü?"
"Münevverler, pirlerinin birthday'ini kutladılar!"
"Orhan Aydın, belleği zayıf olanları uyarıyor"
"BÜKTEL, yine 'GÖR' DEDİ"
"12 Martçı'ya ödül verenlere destek mesajı!"
"TAKSAV'ın faşizme verdiği ödül tartışılıyor"
"Yenikapı'nın Yunan faşizmine karşı eylemi"
"BEKSAV, sanata sınıfsal yaklaşma gayretinde"
"'İnsanım' diyen bu sergiye duyarsız kalamaz"
"İzmir karanfilleri, Yunanistan ve Şili'ye gidecek"
"Seçimler yaklaşıyor: Açılış yapmak lazım!"
"TAKSAV'cı Yener Aksu yalan söylüyor!"
"Yalanla beslenen 'Emek Ödülü'ne tepki!"
"Ömer F. Kurhan, belleğini yitirmek istemiyor!"
"Orhan Aydın, kentsel talana dikkat çekiyor"
"12 Mart Faşizmi, 12 Eylül Faşizmi devam ediyor"

Orhan Aydın, kentsel talana dikkat çekiyor

Otuz yılı aşkındır, kentsel yaşam alanlarına kafa yoran biriyim. Bunun birincil nedeni, eşimin 1977 yılından bu yana mimarlık, inşaat, şehircilik gibi işlerle uğraşması. Yıldız Üniversitesi Mimarlık Bölümü ve yine aynı üniversitenin Rölöve ve Restorasyon Bölümü'nü bitiren eşimin derslerine zaman zaman ben de giriyordum. Özellikle master yaptığı süreçte, neredeyse tüm derslere girdim. Doğal ki konuk olarak. Yoksa ilkokul mezunu birini öğrenci olarak kabul edecek halleri yoktu. Şu anda da şirketimiz bünyesinde inşaat işlerini sürdürüyoruz.

Kırk yılı aşkındır Tarihsel Yarımada'da bulunuyorum. 1965 yılından bu yana Kapalıçarşı çevresinde kuyumculuk işiyle uğraşıyorum. İstanbul kentinin mücevheri diyebileceğimiz Tarihsel Yarımada'nın her saniye nasıl zehirlendiğini, intihar ettiğini... gözlemliyorum. Siyasal ve sınıfsal nedenlerle sosyalist olmasaydım, salt İstanbul'a çektirilen acıyı gözlemlemek bile, sosyalist olmama neden olabilirdi.

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV), 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a, hem de "Emek Ödülü" verdiği bir süreçte, bu skandalı ortaya çıkarır çıkarmaz, ilk destek sunanlardan biri de Orhan Aydın'dı. Bir oyuncu olmasına karşın, "Ne rol olsa yaparım abi!" demek yerine, ayrıca siyasal sorumluluk da taşıyan Orhan Aydın, sağ olsun, kendi gazetesi soL'dan bir gün önce yazılarını bize yolluyor ve biz de hemen yayınlıyoruz. Bugün yine önemli bir yazı gönderdi ve biz de okurlarımızın dikkatine sunuyoruz. (HB)


Kapımıza dayandılar…


Orhan Aydın
22 Aralık 2008


Önümüzdeki günler, “Kentsel Dönüşüm” adı altında yaşanacak talanın hız kazanacağı bir süreç olarak yaşanacak.

İstanbul kenti, birkaç şirketin ve bu şirketlere bağlı olarak çalışan irili ufaklı grup ve işletmelerin, yemek masalarına servis edilmeye hazırlanıyor.

Tarihi Yarımada’nın da içinde olduğu toplam yirmi bölge yeni bir çehreye kavuşturulacak!

Bugünlerde gördüğünüz İstanbul resimleri bir çoğumuz için, son resimler olabilir.

Bir gün gördüğünüz bir yapı, bir ağaç, bir sokak, bir cadde, giderek bir mahalle yarın yerinde olmayabilir.

Çok katlı gökdelenlere, otoparklara, alışveriş merkezlerine ve daraltılmış yaşam alanlarına evirilmiş yeni bir İstanbul yaratılıyor.

Fotoğraf albümlerindeki sepya resimler ve eski şarkılarda saklı kalmış büyülü İstanbul, ranta kurban ediliyor.

Kriz derinleşirken; yedi tepeli şehir, uluslararası sermaye grupları ve yerli işbirlikçileri tarafından tepeleniyor.

Yeşil alanlar katlediliyor. İstanbul’u çepeçevre kuşatan tüm ormanlık alanlar, 2-B yasasından alınan açık destek sayesinde zaten tepelenmiş durumda.

Tüm su havzaları yok edildi.

Sahiller doldurularak, yeni rant alanları yaratılma planları yapılıyor.

Önümüzdeki yıl, Kazlıçeşme olarak bildiğimiz alanın sahil bölümü, yeni bir dolgu alanı olarak inşaatlara, çok katlı gökdelenlere, otel ve alışveriş merkezlerine ev sahipliği yapacak.

Haliç’in her iki yakasındaki “seviyesiz ve kalitesiz” yaşam “asilleştirilecek”!

Havralar, kiliseler, camiler, ören yerleri, mezarlıklar, tarihi tüm kalıtlar özel projelerle özel mekanlar haline getirilecek.

Bütün bunlar, bu alanlarda yaşayan halk yerinden, evlerinden sürülerek gerçekleştirilecek.

Bugün, Sulukule Mahallesi'nde Romanlar’ın başındaki kara bela, Haliç'te de, Sütlüce ve Fener'de halkın başına bela ediliyor.

Kentin yüzlerce kilometre dışında toplu konutlar yapılacak ve nasıl olacaksa olacak, yine bu halka pazarlanacak.

Birlikte yaşama ve dayanışma kültürü yok edilecek.

Fazla değil, dört yıllık zaman dilimi içinde, Dünya Bankası ve AB'den fonlandırılan Balat, şimdilerde görücüye çıkmış durumda.

Balat boylarındaki o eşsiz tarihsel dokunun yeni sahipleri, medya ve bankacılık sektörünün ve de inşaat sektörünün yöneticilerinden oluşuyor.

Balat, tarihin gözyaşlarıdır.

İçinde barındırdığı tüm izler, ağlayan yalnızlıkların izleridir.

Aynı talihsiz durum başka mahallelerde de karşımıza çıkacak.

Hem de çok yakın zamanlarda.

Bugünlerde, Tarlabaşı ve çevresinde eli çantalı, siyah takım elbiseli ve son model araçlarla cirit atan, çeteci kılıklı bir sürü insan ne yapıyorlar sanıyorsunuz?

Söyleyelim. Kapımıza dayanıyorlar.

Taksim'den Tepebaşı’na uzanan o tarihsel dokunun içindeki emekçi halkı ve Güneydoğudaki akan kandan kaçmak zorunda bırakılmış yoksul Kürt vatandaşlarımızı, evlerinden söküp atmak için cambazlık yapıyorlar.

İşin yürütücüsü inşaat firması, bu ülke için artık bildik bir inşaat firmasıdır.

ÇALIK Grubu, Başbakan’ın elinin, ayağının da içinde olduğunu bildiğimiz şirketler grubu değil midir?

Sistemin kara baskısı artıkça, mahallelerdeki yoksul halk, direnme gücünü yitiriyor.

Mal sahipleri de kısa süren pazarlıklarla anahtarlarını teslim etmeye zorlanıyor.

Vakıflara ait ‘işgal altındaki konutlar zorla boşaltılacak’ biliniyor.

Sistem acımasız, kimsenin gözünün yaşına bakmıyor, bakmayacak.

“Kentsel Dönüşüm” adı altında geleceğimizin sistemli bir biçimde karartıldığı gerçeği, halkın gündeminden uzak tutuluyor.

Bütün bir ülkenin geleceğinin; ekonomik, siyasal ve kültürel uçuruma doğru itildiği gerçeği, tartışılmıyor.

Ülke yoksulluğun, işsizliğin, adaletsizliğin ve eşitsizliğin en uç sınırlarında dolaşıyor.

Tüm demokratik kazanımlar, haklar tek tek budanıyor.

Tarihimizde hiç olmadığımız kadar, dinci bağnazlığa yol veriliyor.

İç barış parçalanmış. Irkçılık açlığını doyuruyor.

Ortak olan tüm yaşam alanlarımız ve ortak kültürel değerlerimiz yok ediliyor.

Atı alan Üsküdar’ı geçme hazırlığında. Elbet bir durduran bulunur.

oaydinoaydin@gmail.com

***

Oyun'un notu: bakınız;
“Ankara Tiyatro Festivali Emek Ödülü 12 Martçı’ya”
“12 Mart 1971 v.s…”
“Nihat Erim’in Kültür Bakanı’na ödül verenler”
“12 Martçı’ya ödül verenler tam yol ileri”
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Orhan Aydın"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Coşkun Büktel"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Özgür Tiyatro"
"Faşist Kültür Bakanı'na ödül veren festival"
"soL'dan 'evlere şenlik' haber"
"Özgür Başkaya, 'TAKSAV skandalı'nı tartışıyor"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 1"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 2"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 3"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 4"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 5"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 6"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 7"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 8"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 9"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 10"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 11"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 12"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 13"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 14"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 15"
"12 Martçı'ya ödül veren festivali Yenikapı açtı"
"Deniz Gezmiş fotoğrafının altındaki 12 Mart'çı"
"Büktel, 12 Mart artığının şiirsizliğini kanıtladı"
"atılım'dan Bulunmaz'sız Talat Halman haberi"
"12 Mart'çıya 'Emek Ödülü' AKP'li Günay'dan"
"ATB, faşizme (TAKSAV 'Emek Ödülü'ne) karşı"
"soL, 'Talat S. Halman skandalı'nda doğru yolda"
"TAKSAV, 12 Mart'çıya ödül verirken yalnız değil"
"12 Mart Faşizmi'nin gölgesine sığınan festival"
"Amatör Tiyatrolar Birliği, Tiyatro Net'te"
"Tiyatro ödülleri enflasyonu"
"Müzisyenlerden 12 Mart'çıya destek"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat S. Halman"
"Tiyatro dünyası bizden izleniyor"
"Fakir Baykurt Sahnesi'nden Burdur'a yürüyüş"
"'TAKSAV skandalı' döneminde İmge'den oyun"
"Günay Akarsu, 'Emek Ödülü'ne karşı çıkardı"
"BEKSAV, ezilenleri savunmayı sürdürüyor"
"TAKSAV, 'Emek Ödülü'ne tepkileri gizliyor"
"Bulunmaz'sız 'Talat Sait Halman skandalı'"
"Ankara'ya 12 Mart Faşizmi gölgesi vururken"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 1"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 2"
"Atak'ın uğradığı haksızlık coskunbuktel.com'da"
"Aydın, devlet yardımı=sus payı'na da değiniyor"
"Anti-faşist yazarın oyunu, faşizmin gölgesinde"
"Kadına şiddet uygulamak da sınıfsal zulümdür"
"Yakışır!"
"12 Mart Kültür Bakanı'nın gölgesindeki festival"
"Aydın, tiyatro kitapları tanıtmayı sürdürüyor"
"Ankara'da sadece 12 Mart'çıya ödül verilmiyor"
"Kapitalist tapınakta sosyalistleri ağırlamak(!)"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı çalışıyor"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 1"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 2"
"Zeynep Oral, Talat Halman karanlığını gizliyor"
"Sadece gizli değil; ayrıca gizemli bir yazı!"
"Ödül kıskacına sığmayan anti-faşist sanatçı"
"TAKSAV'ın paşası Talat Sait Halman"
"Burjuvazi; eğitim, gıda ve sağlığı kirletiyor"
"Yakışmışlar!"
"Emekçilere; bilim, eğitim, estetik, kültür, sanat"
"12 Mart ve 12 Eylül Faşizmi devam ediyor!"
"Faşizmi estetize eden Muro'lar kınandı"
"Faşizmi estetize eden 'Kurtlar Vadisi' öldü mü?"
"Münevverler, pirlerinin birthday'ini kutladılar!"
"Orhan Aydın, belleği zayıf olanları uyarıyor"
"BÜKTEL, yine 'GÖR' DEDİ"
"12 Martçı'ya ödül verenlere destek mesajı!"
"TAKSAV'ın faşizme verdiği ödül tartışılıyor"
"Yenikapı'nın Yunan faşizmine karşı eylemi"
"BEKSAV, sanata sınıfsal yaklaşma gayretinde"
"'İnsanım' diyen bu sergiye duyarsız kalamaz"
"İzmir karanfilleri, Yunanistan ve Şili'ye gidecek"
"Seçimler yaklaşıyor: Açılış yapmak lazım!"
"TAKSAV'cı Yener Aksu yalan söylüyor!"
"Yalanla beslenen 'Emek Ödülü'ne tepki!"
"Ömer F. Kurhan, belleğini yitirmek istemiyor!"
"Orhan Aydın, kentsel talana dikkat çekiyor"

Nazım Hikmet'in tiyatrosunu eksik anlatmak

Şiir okuma alışkanlığı edindiğimde, ilk okuduğum şairlerden biri Kemal Özer'di. Kemal Özer'i ne zaman düşünsem, hemen aklıma güller gelir. Bir de sosyalizme imge yetiştirmeye çalışan evecen bir yürek.

Kemal Özer'le ilk tanışmamız, bir belediye otobüsünde olmuştu. Eminönü'nden Cağaloğlu'na giderken, yanımda oturan adam, çantasından bir kitap çıkarıp okumaya başlamıştı. Çantasını açtığında içinde kitaplar, iki mandalina ve bir bisküvi vardı. Yıl, 1980 olmalı. Çantaya zum yapan bir kamera gibi baktığımdan, adamın yüzünü henüz görememiştim. İki mandalina, küçük bir pakette uslu uslu duran "taç kraker" ve kitaplar. Merak edip yüzünü incelemek istedim. Bakar bakmaz Kemal Özer olduğunu anladım. "Merhaba" dedim. "Merhaba" dedi. Kendimi tanıtırken, "Ben bir Kemal Özer okuruyum" sözlerini vurguladım. Gül imgesini kullandığı şiirlerini çok sevdiğimi belirttim. Yeniden görüşme dileğiyle ayrıldık. Sonra seyrek de olsa, zaman zaman görüştük. Bulunmaz Kültür Merkezi sürecinde, birlikte işler yaptık.

Kemal Özer'in soL gazetesindeki yazılarını okuyorum. Dün yazdığı yazıyı da okudum. Nazım Hikmet'ten bahsediyordu. Mutlaka ben de yayınlamak istedim ve aşağıda okurlarıma sundum. Ne var ki Nazım Hikmet Tiyatrosu gündeme geldiğinde, bu konuda eleştirel bir kitap yazmış (Bakınız: "Yönetmen Tiyatrosu"na Karşı / Bir Shakespeare ve Nazım Hikmet Savunması) Coşkun Büktel'den bahsetmemesi, Özer'in dersini tam çalışmadığı anlamına geliyor. Her şeye karşın, Kemal Özer'in aşağıdaki yazısını okumanızı öneririm. (HB)


Nazım Hikmet, Çokseslilik ve Akademi


Kemal Özer
21 Aralık 2008


Bu yıl üçüncüsü yapılan Kadıköy Kitap Günleri'nin izlencelerinden biri Nâzım Hikmet'in dün-bugün-yarın bağlamında konuşulmasına ayrılmıştı. Orhan Aydın'ın sunumunu yaptığı söyleşiye Yılmaz Onay ve Efe Duyan'la birlikte ben de katıldım.

Sunum yapılırken ve Nâzım'ın tiyatrosunu Yılmaz Onay ele alırken bir saptamadan yola çıkıldı. Tiyatro alanında sürekli çalıştığı ve onca yapıt ürettiği halde Nâzım Hikmet'in bu dalda küçümsendiği vurgulandı. Oysa tiyatro sanatı açısından hiç de önemsiz, küçümsenecek yapıtlar ortaya koymamıştı Nâzım. Tam tersine, yazdığı oyunlar tek tek ele alınıp üzerinde durulunca, bu dalda da şiirinde olduğu gibi yenilikler getirdiği, üslûbuyla ve ele alıp işlediği sorunlarla başarılı bir tiyatro yazarı sayılması gerektiği ortaya çıkıyordu.

Yılmaz Onay, oyunlarından bir bölümü üzerinde durarak sözkonusu yargının yanlışlığını vurgulayan bir konuşma yaptı. İzleyicilerden de, Nâzım'ın oyunları üzerine onu destekler doğrultuda görüşler geldi. Ve bu yanlış değerlendirmelerin nerden kaynaklandığı sorusunu yanıtlarken, aynı yanlışlığın şiirleri için de sözkonusu olduğunu söyledim.

Nedeni, bütünlük içinde bakılmamasıydı bence. Şiirlerini olduğu gibi, tiyatrosunu da doğru okumak gerekiyordu. Doğru okumanın koşullarına gelince, Nâzım'ın sanatını bütünüyle kavrayabilmek için onu oluşturanı bir daha ayrıştırmalı, tek tek ele alıp değerlendirmeliydi.

Her zaman gündemdeydi bu, ama şu günlerde gereği daha çok artmıştı. Çünkü Nâzım Hikmet Akademisi kurulacaktı yakında. Akademi kavramıyla Nâzım'ı yan yana getirirken, her ikisinin nasıl algılanacağı bir daha tartışılmalı ve bir sonuca varılmalıydı.

Bunları göz önünde bulundurarak, konuşmamda öncelikle bir kavga ozanı, bir dünya ozanı olarak, bir ozan tasarımının öznesi olarak Nâzım'a nasıl baktığımı, her fırsatta yaptığım gibi, bir daha ortaya koymaya çalıştım.

Evet, Nâzım Hikmet bir kavga ozanıydı. Kendi geleneğimiz içinde bir savaşımcı ozanlar zincirine ekleniyordu. Ama onu bu gelenek içinde farklı kılan, bilimsel dünya görüşüydü.

Evet, Nâzım Hikmet, aynı zamanda bir dünya ozanıydı. Çünkü yalnız kendi ülkesi için, kendi ülkesinin insanı için yazmıyordu. Bütün insanlık adına yazıyordu. Savaşımı da, yalnız kendi ülkesinin koşullarıyla, o koşulları aşmayla, kendi ülkesinde yaşama tanıklık etmek ve o yaşamı değiştirmekle sınırlı değildi. Bütün insanlık adına yeni bir toplum düzeni, yeni bir yaşam anlayışı için yola çıkmıştı.

Bu yüzden yalnız kendi ülkesi için bir yol açıcı, bir dönüşüm sağlayıcı, bir örnek oluşturucu olarak kalmıyordu. Bütün bir çağın tanıklığını yapıyor, o çağda yaşayanların ortak sözcüsü, duygu ve düşünce ufkunun genişleticisi oluyordu.

Böyle kapsamlı bir kavganın ozanı bunu nasıl gerçekleştiriyor diye sorup yanıtını aradığımızda ise, kavgayı yalnız belli alanlarda, belli yollarla, belli bir tavır içinde yapmayı algılamadığını görüyoruz. Kavgayı yaşamın her alanında göğüslemek diye özetlenebilecek bu yaklaşım, onun şiirinde öncelikle geniş bir yüzölçümüyle karşımıza çıkıyor.

Türsel alanda hemen her yazış biçimini, dilsel alanda konuşma dilinden geleneksele her söyleyişi, anlatım alanında her özelliği kullandığını; güncel olaylardan tarihe, ahlâktan ütopyaya, diyalektikten uzay çağına dek hemen her kavram ve kesite ilgi gösterdiğini gözlemliyoruz.

Aynı zamanda söylenen söz kadar, söyleyiş biçimine de önem verdiğini, bu bakımdan sürekli arayış içinde olduğunu, bulduğu/kullandığı biçimlerle/söyleyişlerle yetinmediğini saptıyoruz. “İnsana has olan her şey şiire de hastır” kaynaklı bir tutumdur ona göre değişmeyen tek şey. Geri yanı boyuna değişmektir; değişmeyeni en dokunaklı, en usta, en faydalı, en güzel, en yetkin dile getirebilmek için durmadan değişecektir.

Bu değişim süreci içinde tekseslilikten çoksesliliğe yönelecektir. Yeni bir dünya tasarımının şiiri ancak bu çokseslilikle olanaklıdır çünkü. Ve bu çoksesliliği yalnız şiir birikiminde değil, onun bütün çalışmalarını yan yana getirdiğimizde de görebiliriz.

Bütünlük içinde bakmak derken, doğru okumak derken kastedilen bu olmalı. Akademi kavramıyla Nâzım Hikmet'i yan yana getirirken de bu olmalı. Akademi kavramıyla ondaki bu çoksesliliği, bu sürekli değişimi bağdaştırabilecek koşulları yaratmak için.

kemozer@gmail.com
www.kemalozer.net
www.blogcu.com/kemalozer

(Kaynak: soL)

AKP'nin Kocaeli adayı yine Karaosmanoğlu

NEJAT BİRECİK'İN GÖZÜ AYDIN!

Ayrıca bakınız: "AKP'nin İstanbul adayı yine Kadir Topbaş"
SanatBilimKültürPartisi
Seçimlere katılmıyoruz!

Çehov'dan okuma tiyatrosu: Bir Evlenme Teklifi

Yazan: Anton Pavloviç Çehov
.
Yöneten: Hüseyin Hilmi Bulunmaz
.
Çubukof: Kazım Şimşek
.
Natalya: Emine Yalçın
.
Lomof: Kadir İlter
.
Anton Pavloviç Çehov'un 9 kısa oyunundan biri olan Bir Evlenme Teklifi, 28 Aralık 2008 pazar günü, saat 17.00'de, okuma tiyatrosu biçimiyle sunulacak. Ücretsiz olan gösteriye katılmak için önceden yer ayırtmanız gerekmiyor.

İstanbul'da yeni bir kültürel renk açıldı

Soldan sağa: Coşkun Büktel, İlknur Açıkdilli, Hilmi Bulunmaz


Bugün (21 Aralık 2008), İlknur Açıkdilli'nin çağrısı üzerine AKADER'i (Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği) ziyaret ettik. İyi niyet anlayışının egemen olduğu sohbette, AKADER hakkında bilgi edinip, etkinliklerini duyurabileceğimizi dile getirdik.

Kadıköy'de bulunan beş katlı AKADER binası, küçük hacimli katlardan oluşmasına karşın, sanatsal etkinlikler yapılabilecek bir mekan. Ne var ki, sanatsal örgütlülük konusunda ikircikli bir söylemin egemen olduğunu görmemiz, biraz düşünmemizi gerektiriyor. Somut tasarılardan çok, genel siyasal söylemin başat olması, ister istemez düşünmemizin uzun sürebileceğini duyumsatıyor.

Oldukça insancıl bir dille sohbet etme yeteneğine sahip İlknur Açıkdilli, soyadının hakkını verebilecek denli açık konuşmayı seviyor. Ne var ki sanatsal üretim, konuşmanın ötesinde, başka donanımları da gerektiriyor.

Şimdilik kısa bir görüşme yaptık. Daha sonra neler olur? Bilinmez...

Her şeye karşın, AKADER'in yeni binası için "hayırlı olsun" dileklerimizi iletiyoruz.

***

AKADER: Osmanağa Mh. Tellalzade Sk. No: 17 Kadıköy/ İstanbul

AKP'nin İstanbul adayı yine Kadir Topbaş

Kadir Topbaş'ın hafif sağında Kenan Işık, az solunda Kazmacıbaşı


KAZMACIBAŞI'NIN GÖZÜ AYDIN!

.
Ayrıca bakınız: ...VE KARGA PEYNİRİ BIRAKMADI!