11 Mayıs 2013 Cumartesi

Bulunmaz, LİNÇÇİ Oyun Atölyesi avukatı Süleyman Anıl'a ders veriyor!

T.C.
İSTANBUL
ANADOLU 40. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2013/854

KONU: Başlayacak olan yargılanmamı, "ÖZNEL" değil "NESNEL", "TİKEL" değil "TÜMEL" bağlamda değerlendirmenizi arzu ediyorum.

AÇIKLAMALAR:

Öncelikle şunu belirtmeliyim; yüzeysel bakıldığında, davamızla ilintisi dolaylı gibi görünmekle birlikte, bu davanın tam yüreğinde bulunması gereken şu şıkları dikkatinize sunarak, üzerinde teker teker duracağım;

1 - "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYALARI" sürecindeki ciddi aktör Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Türkiye tiyatrosuna verdiği zararın

2 - "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" zararının

3 - "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" zararının

4 - "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" zararının anlatılması, anlaşılması, belirtilmesi, incelenmesi, tartışılması gerekir...

***

Davacı avukat Süleyman Anıl ve onun tuttuğu avukat İbrahim Demirci, güçlü "NESNEL" gerçekleri değil güçsüz "ÖZNEL" gerçekleri, aslında gerçek olmayan ifadeleri mahkeme yargıcına sunup, kendilerince beni, daha baştan mahkûm ettirebilmek için, gerçeklerin çok somut yanlarını gizlemeyi yeğliyorlar. Örnekse, net bir biçimde görülebileceği gibi, T.C. ANKARA 9. İDARE MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NDAKİ ESAS NO: 2013/306 ile başlatılan süreç yokmuş gibi davranmak istiyorlar.

Daha önce benimle ilgili olarak vukû bulmuş yargılanmalar sırasındaki bâzı belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt, tanık durumlarını gündeme getirip, suçsuzluğumu anlatacağım. Davanın ardılı olduğu gibi, öncülü de var...

1 - "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYALARI" sürecindeki ciddi aktör Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Türkiye tiyatrosuna verdiği zarar

Şubat 1991 tarihinden bu yana bütün Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirleten, tiyatro sanatının dezestetize edilmesine neden olan bir yayın organı var: Tiyatro... Tiyatro... Dergisi. Dergi, zamanında, resmî tiyatro kurumlarından aldığı reklâm (PARA) karşılığında, resmî tiyatro kurumlarının oyun programlarını işlevsel olarak, her ayın tam birinde yayınlaması gerekirken, hiçbir zaman gününde yayınlanmadığı, günlerce, hattâ bâzen haftalarca sonra yayınlandığından (derginin çok geç yayınlandığını saptamak için İstanbul'un en büyük caddesindeki en büyük kitapçı "MEPHISTO KİTABEVİ" şirketindeki bilgisayar girdi belgelerinin tümü izlenmesi gerekir), benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle maaş alan Kültür Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'den, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den ve de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan haksız ve usûlsüz bir biçimde reklâm (PARA) alıyor. Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin geç yayınlanmasını saptayabilmek için, bu derginin basıldığı matbaa tarihlerini, dergiyi dağıtan şirkete ulaşma tarihlerini, bu dergiyi satan kitapçıların bilgisayarlarına giriş tarihlerini, bu derginin Lemi Bilgin yönetimindeki Devlet Tiyatroları, Hilmi Zafer Şahin ile Veysel Sami Berikan yönetimindeki Şehir Tiyatroları ve diğer resmî tiyatro kurumlarına ulaşma tarihlerini öğrenebilmek yeterlidir... 

Benim asal olarak en ciddi eleştirim, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin tam zamanında yayınlanmaması yönündedir. avukat Süleyman Anıl'ı da, bu derginin yöneticileri Sayın Gülhan Avşar Demirkanlı ve Mustafa Şükrü Demirkanlı ile birlikte Oyun Atölyesi'nin düzenlemiş olduğu "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde destekleyen ve kampanyaya tiyatrosunun ününü katan Sayın Nihat Haluk Bilginer'in avukatı olarak, sadece avukatlık mesleğinin sorumluluğuyla değil, aynı zamanda, şu ânda bile T.C. ANKARA 9. İDARE MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NDAKİ ESAS NO: 2013/306 ile başlatılan süreçte bulunup, avukatlık mesleğini zorlayan bir eyleme yeltenmesi nedeniyle eleştirdim.  Süleyman Anıl'ı çok somut bir durum ve bu somut duruma benzer durumlar için eleştirdim... İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi ile İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi yargıçları, beni "MAHKÛM" etmiş olsalar bile, o dava dosyaları için, Fazıl Say'ın itirazının benzerini yapıp, bana açık bir dille anlatılmayan "HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI" ifadesine kesinlikle itiraz ederek "YARGITAY'A GİTME KARARI" çıkarılması yönünde büyük çaba harcayacağım. Fazıl Say'ın itirazı sonrası, bana da böyle ciddi bir hak doğacağı ve bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti hukuk sürecindeki yasal hakkımın henüz kaybolmadığı kanısındayım. Şu ânda bile, hâlâ, sadece "ŞÜPHELİ" ve "SANIK" sıfatının ötesine geçmediğim kanısındayım. Çünkü, ortada yeni bir durum söz konusu: 3. Yargı Paketi kapsamında açıklanan "6352 Sayılı Yasa'nın Geçici 1. Maddesi" göz önünde bulundurulup, işbu davalar Yargıtay'a gider ve Yargıtay benim aleyhime karar verirse, "MAHKÛM" sıfatıyla anılırım kanısındayım... Bu arada, "AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ" süreci başlayabilir... "AİHM", her ne kadar, benim "MAHKÛM" olmamı engelleyemese bile, "TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'Nİ 'MAHKÛM' ETTİREBİLME OLASILIĞINI DEĞERLENDİREBİLİRİM..."

2 - BURAK CANEY adı uygun bulunan ilginç bir İnternet canavarına, sanal âlem teröristine yaslanarak "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlatıldı. İşbu kampanya, Nihat Haluk Bilginer'in sahibi olduğu Oyun Atölyesi'nin "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde desteklediği Gülhan Avşar Demirkanlı ile Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı yada arkadaşlarınca başlatılmıştır. 

"BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" NEDİR VE NE İŞE YARAMAK İÇİN, HANGİ AMAÇLA DÜZENLENDİ?... 

Tiyatro yazarı Coşkun Büktel'in "THEOPE" adlı oyununa "iftira" atan Prof. Dr. Özdemir Nutku'yu sürekli olarak eleştirdiğimiz için, bize karşı başlatılan bu ilginç "kampanya", Coşkun Büktel'le benim sanatsal ifade olanaklarımızı ilelebet ilga ve imhâ etmek için örgütlenmiş çok ciddi bir "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" idi. Yaklaşık olarak beş yıl önce ve Özdemir Nutku'nun attığı iftiranın CD ile saptanmasının ardılı olarak gündeme gelen bu "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" içerisinde, Oyun Atölyesi'nin avukatı Süleyman Anıl bulunmasa da, bu şahsın sürekli olarak desteklemiş olduğu Oyun Atölyesi de, "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinin kesin ardılı olan "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecinde ciddi aktif rol aldı. Bana karşı başlatılan bu ilginç "LİNÇ KAMPANYASI" sürecinin özü, resmî kurumlardan haksız, usûlsüz olarak alınan reklâm (PARA) konusunda benim gösterdiğim çok ciddi estetik duyarlılıktır... Süleyman Anıl'ın bile dolaylı olarak içinde bulunabildiği Oyun Atölyesi, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ciddi desteğiyle düzenlenen bu kampanya, mahlas adlı BURAK CANEY'in bir eylemi gibi görünse de, kanım odur ki, bu kampanyada, Oyun Atölyesi'nin desteklediği Gülhan Avşar Demirkanlı ile Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın çok çabası vardır... İşte bu nedenle BURAK CANEY adlı kişinin ortaya çıkarılıp IP'sinin saptanması gerekir. Süleyman Anıl, "LİNÇ KAMPANYASI" sürecini bilmesine karşın, kendisi bu kampanyaya asla imza vermemiş olsa bile, farkında olduğu bu duruma neden olan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne edilgen biçimde de olsa, dolaylı destek sunabilmiştir. Hem bu "LİNÇ KAMPANYASI" ve hem de zamanında çıkmadığı için, almış olduğu reklâm (PARA) da haksız ve usûlsüz olan dergiye, çok dolaylı da olsa yardımcı olmak, hukuksal olmasa bile, toplumsal olarak bence suçtur...


3 - "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" tanılaması ile kavramsallaştırdığım süreç, bizim verdiğimiz "entelektüel mücadele" sonucu "OLUMSUZ" sonuçlanınca, Av. Süleyman Anıl'ın müvekkili "OYUN ATÖLYESİ", Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Sahibi Gülhan Avşar Demirkanlı ile Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı, bu denemede de, kendi adlarını ve dergilerinin adını ortaya koymaktan çekinmeyerek, yine bize (YAZAR COŞKUN BÜKTEL ile SANATÇI HİLMİ BULUNMAZ) karşı, "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlattılar. Tam tamına 1100 KİŞİLİK İMZA toplayan avukat Süleyman Anıl'ın müvekkili "OYUN ATÖLYESİ"nin destekleğidi dergi, tiyatromuzdaki toplumsal yerimizi ilga ve imhâ etmek için, düzeysiz bir kavga sürecine girerek, bizi de bu düzeysiz kavga sürecine hızla dahil ettiler. Yine bizim vermiş olduğumuz "ENTELEKTÜEL" mücadeleyle birlikte yaptığımız bilimsel eleştiriler sonucunda, onlar yeniden "yenilgi" sürecine girdiler.

4 - Avukat Süleyman Anıl'ın müvekkili "OYUN ATÖLYESİ" ile dergi patronları, süreci tırmandırarak, "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" adıyla tanıladığım bir eylemlilik sürecine hızla girdiler. Başta Gülhan Avşar Demirkanlı ile Mustafa Şükrü Demirkanlı olmak üzere, onlarca kişi ve kuruluş sürekli olarak "NOTER ONAYLI İHTARNAME" göndererek beni savcılıklara "DAVA VE ŞİKÂYET" edip, benim hakkımda "HUKUK DAVALARI" başlattılar. Merkezden emir almış gibi davranarak, hepsi birden aynı ânda davalar başlatan bu kişilerin ve kuruluşların bu tutumu karşısında, ben, yineliyorum, buna "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" tanılamasını uygun buldum...

Ben, sadece ve yalnızca bir sanatçı olmakla yetinmeyerek, buna paralel olarak, aynı zamanda uluslararası işler yapan biri olduğum için, benden haksız bir biçimde para kazanmak isteyen kişi ve kuruluşlar, bana peş peşe manevi tazminat davası açmaya başladılar. İşbu kişi ve kuruluşlar, benim, hiçbir zaman için avukat tutmayan, avukatlara asla ve kesinlikle hiç güvenmeyen biri olduğumu bildikleri için, benim, ceza, hukuk, ceza hukuku, hukuk felsefesi konularında eksik biri olduğumu varsayarak, benden sürekli bir biçimde tazminat (PARA) talep etmeye başladılar... Yıllar önce benden 25.000,00 TL isteyen "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" elebaşılarından Sayın Ömer Faruk Kurhan, bana karşı başlattığı ve T.C. İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi "DOSYA NO: 2010/8"de sürdürülen "KAMU DAVASI" sonrası "BERAAT" etmiş olduğumdan, 25.000,00 TL tazminatı yıllardır alamamış olduğu için üzülüyor olsa gerek... Ömer Faruk Kurhan'ın ardından Mustafa Şükrü Demirkanlı da 25.000,00 TL'lik tazminat davası açtı. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın tuttuğu avukat Reyhan Kayışlı bile 15.000,00 TL'lik ciddi bir tazminat davası açtı. Seval Deniz Karahaliloğlu da, malûmunuz 10.000,00 TL'lik tazminat davası açtı... Bunların tümü, asla derin bir üzüntü içerisinde bulundukları için değil, benim ciddi bir şirket sahibi olmamdan kaynaklanan nedenlerle, benden "para sızdırmak" istiyorlar.

***

Yukarıdaki tanılar, tanılamalar, tanımlamalar... genel ve nesnel somut saptamalar... Şimdi gelelim çok daha özel ve öznel somut saptamalara:

1 - "OYUN ATÖLYESİ" şirketinin avukatı Süleyman Anıl'ın avukatı İbrahim Demirci, 27.07.2012 tarihinde "KADIKÖY CUMHURİYET SAVCILIĞI'NA" sunduğu "Açıklamalar" başlıklı basit dilekçesinin "Konu"su olarak şunlara yazabilmiş; "Görevi nedeniyle avukata İnternet yoluyla hakaret suçuna dair şikayet dilekçesidir."

Ben, ne "OYUN ATÖLYESİ" şirketine, ne "OYUN ATÖLYESİ" 
şirketince tutulmuş avukat Süleyman Anıl'a ve ne de Süleyman Anıl'ın tuttuğu avukat İbrahim Demirci'ye hiçbir zaman için hakaret etmedim, etmeye de asla ve kesinlikle zerre kadar olsun hiç niyetim yok. Benim, 
"OYUN ATÖLYESİ" şirketine hakaret etmediğim, İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'nda yargılandığım DOSYA NO: 2011/3218 sayılı dosyadan hemen incelenebilir. "OYUN ATÖLYESİ", Türk Ceza Kanunu 125. Maddesi içeriğindeki "HAKARET SUÇU" kavramlarıyla benim hakkımda "DAVACI VE ŞİKÂYETÇİ" olabilmekle birlikte, benim yargılanmam sonucunda, "OYUN ATÖLYESİ" ile ilgili olarak herhangi bir ceza almam hiçbir zaman kesinlikle söz konusu olmadı... 
Ben, "HAKARET SUÇU" işlemiş olsam bile, "HAK DÜŞÜRÜCÜ", "ZAMAN AŞIMI" olgularına neden olan durum hakkında TCK.'nun 125. Maddesi çok net ifadeler içeriyor. Ben, Basın - Yayın işiyle uğraşan biriyim. Basın İlan Kurumu'na kayıtlı olarak dergi yayınlıyorum. Benim yaptığım ciddi estetik eleştirileri, İnternet ortamında yapılmış "geyik" bağlamında değerlendirip, hemen savcıya ve/ya yargıca koşmak hiç de hoş değil. Gerçek anlamda, nesnel olarak, yüzde yüz kanıtlanmış bir biçimde "HAKARET SUÇU" işlemiş olsam da, şuna dikkat edilmeli:

"HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE", 
"ZAMANAŞIMI SÜRESİ", 
"6352 SAYILI YASA"  

Burada bir parantez açarak, 6352 sayılı yasanın 1. maddesini okuyalım:

("6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin birinci fıkrasına göre, '31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adli para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davası açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkumiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir'. Hükümle birlikte, 31.12.2012 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da düşünce ve kanaat açıklamak suretiyle işlenen ve adli para cezasını ya da üst sınırı beş az hapis cezasını gerektiren suçlar için soruşturma aşamasında, CMK m.171’de öngörülen şartlara bakılmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, kovuşturma evresinde davanın ertelenmesine ve kesinleşmiş olan mahkumiyet hükmünün infazında ise infazın ertelenmesine karar verileceği belirtilmiştir. Belirtmeliyiz ki, hükmün uygulanabilmesi için işlenen veya işlendiği iddia olunan suçun, 31.12.2011 tarihinden önce gerçekleştirilmesi gerekmektedir.")

Peki, ben, hiçbir "HAKARET SUÇU" işlemediğim yönünde vicdani kanaatim bulunmasına karşın, bir ân düşünüp "OYUN ATÖLYESİ" savunucusu avukat Süleyman Anıl ile onun tuttuğu avukat İbrahim Demirci'nin iddialarına inanarak, ciddi bir "HAKARET SUÇU" işlemiş olduğumu kabul etsem bile, ben, bu "HAKARET SUÇU" eylemini ne zaman işlemişim? 31.12.2011 tarihinden önce mi, sonra mı işlemişim? Yani, 6352 Sayılı Yasa'nın "AF" kararından önce mi, "AF" kararından sonra mı? Evet, ilgili yasanın kapsamında "işlemişim", tam tamına 21 Nisan 2011 günü "işlemişim", yani adalete göre, hakka göre, hukuka göre, tüzeye göre, yasaya göre, ben zâten "AF" edilmişim!... Ancak, karınlarını adaletten, haktan, hukuktan, tüzeden, yasadan doyurabilen avukat Süleyman Anıl ile onun tuttuğu avukat İbrahim Demirci, "AF" kararını zerre kadar olsun hiç ciddiye almayıp, yasaya aykırı davranıyorlar. Bu davanın bitiminde, kendilerini hemen savcılığa "DAVA VE ŞİKÂYET" edeceğim!... Peki, ben, bu videonun "Yüklenme tarihi: 21 Nisan 2011" olduğunu nereden biliyorum?! 
"OYUN ATÖLYESİ" şirketince tutulan Süleyman Anıl ile avukatı İbrahim Demirci'nin "KADIKÖY CUMHURİYET SAVCILIĞI" makamına verdiği şikâyet dilekçesindeki şu link içeriğinden biliyorum: 
(http://www.youtube.com/watch?v=oVfyVfbY7Qs) 
Peki daha önce neden bilmiyordum? Savcı, bırakınız bana bu videonun bilgisini vermeyi bir yana, beni müthiş derecede azarlayıp, makamında sözlü olarak "SUÇLU" ilân etmişti. Tavrı reddedip, yazılı ifade verdim. 

Şöyle söylenebilir: "OYUN ATÖLYESİ" şirketince tutulan Süleyman Anıl ve onun avukatı İbrahim Demirci, savcılığa dilekçe verdiklerinde, henüz 6352 Sayılı Yasa söz konusu değildi belki de... Çünkü onlar birer avukat, benim gibi ilkokul mezunu birer zavallı değiller. Benim yerimde sıradan bir sade vatandaş olsa tir tir titrerdi. Bırakın benim durumumu, savcı bile, bu yasayı ciddiye almayarak soruşturma başlattı. Tabiî ki, bu arada şunu da ivedilikle ifade etmem gerekir: Benim ifademi alan savcı, bana öyle bağırdı ki, olağan işleyebilen demokratik yasalar söz konusu olsaydı, o savcının yargılanmasını sağlardım. Ancak, elimde hiçbir yazılı kanıt olmadığı gibi, savcının yardımcısı hanımefendi de, savcıdan yana durumu anımsayabilecektir. "OYUN ATÖLYESİ" şirketince tutulmış avukat Süleyman Anıl ve Süleyman Anıl'ın tuttuğu o avukat İbrahim Demirci'nin "KADIKÖY CUMHURİYET SAVCILIĞI" makamına sunduğu dilekçe metnini bile, o savcının hışmı nedeniyle, ancak, taaa 6 Mayıs 2013 tarihinde, "T.C. İSTANBUL ANADOLU 40. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI" makamına giderek alabildim.

a) 6352 SAYILI YASA ("YARGI HİZMETLERİNİN ETKİNLEŞTİRİLMESİ AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI VE BASIN YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARA İLİŞKİN DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİ HAKKINDA KANUN") 2 TEMMUZ 2012 GÜNÜ KABUL EDİLDİ.

b) 6352 SAYILI YASA 5 TEMMUZ 2012 GÜNÜ RESMİ GAZETEDE YAYINLANDI.

c) "OYUN ATÖLYESİ" tarafından tutulan avukat Süleyman Anıl ve Süleyman Anıl'ın tuttuğu ilginç avukat İbrahim Demirci, "KADIKÖY CUMHURİYET SAVCISI" makamına 27 TEMMUZ 2012 GÜNÜ DİLEKÇE VERDİ.

d) Savcı benden ifade alırken, bir "HAKARET YEMEDİĞİM" kaldı.

e) "HAKARET SUÇU" içerdiği iddia edilen VİDEOYU 21 NİSAN 2011 GÜNÜ YÜKLEDİM.

f) 6352 SAYILI YASA EMREDİYOR:

'31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adli para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davası açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkumiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir'. 

Bir "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyecek kadar entelektüel ahlâktan ve estetik bilinçten uzak "OYUN ATÖLYESİ" için "HUKUKSAL DESTEK" sunan avukat Süleyman Anıl ve onun avukatı İbrahim Demirci, yasaları eğip bükerek nesnel davranmıyorlar.

TÜRK CEZA KANUNU'NUN 125. MADDESİ ÇOK AÇIKTIR.

"ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenlenmesine yardım ve yataklık yapan "OYUN ATÖLYESİ" şirketinin çok ilginç vekilleri avukat Süleyman Anıl ile onun tuttuğu avukat İbrahim Demirci, benim ilkokuldan başka herhangi bir okul yüzü görmemem, giyimime dikkat etmemem, konuşmalarımı çekinmeden, açıkça, dobra dobra yapmam, avukatlık mesleğinden kesinlikle hoşlanmamam, özellikle avukatlar karşısındaki hukuksal üstünlüğüm nedeniyle, duruşmalar sırasında bile, bana karşı, evrensel hukuksal normlarına hiç uymayan biçimlerde davranmışlardır. Hattâ hattâ, İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi'ndeki 2011/217 E. dosyasına bağlı duruşmalar sırasında, benim "NORMAL BİRİ OLMADIĞIM, AKLİ DENGEMİN YERİNDE OLMADIĞI" yönünde söylemler geliştirmekle birlikte, duruşma salonundan henüz çıkarken, beni "ŞUBEYE ÇEKTİRECEĞİNİ" bile dile getirebilmiştir. Bununla ilgili olarak İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi'ndeki "CELSE NO: 2" tutanağı incelenebilir. İşbu tutanaktan tadımlık sunuyorum:

"Müşteki vekilinden soruldu: 'İncelemeye bir diyeceğimiz yoktur. Sanığın cezaî ehliyetinin araştırılmasını istiyorum. Zîra bize duruşma sonrası bile hakaret etmiştir.' dedi.

3 - Katılan vekilinin sanığın akli dengesi konusunda rapor alınması talebinin dosya içeriğine göre reddine" 


"T.C. ANKARA 9. İDARE MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NDAKİ ESAS NO: 2013/306" ile başlatılan süreç bunun için devam ediyor...

2 - Hiçbir zaman için tam zamanında, her ayın tam olarak birinde asla ve kesinlikle yayınlanmayan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, günlerce, hattâ bâzen haftalarca sonra zor yayınlanabilmesine karşın, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'den, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den ve de Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan, muadillerinden usûlsüz bir biçimde reklâm (PARA) alabilmeye devam edebilmektedir. Ben, böyle bir reklâm (PARA) alabilme "başarı"sının hangi koşulda, nasıl elde edildiğini merak edip, araştırarak, bu durumu tüm tiyatro kamuoyuna duyurdukça, hakkımdaki "LİNÇ"  çeşitlemeleri şimşek hızıyla artıyor...

3 - 1 Ağustos 2012 Çarşamba günü Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI'ya karşı açmış olduğum 50.000,00 TL'lik tazminat davası dosyasına, işbu davanın gerekliliğini kuvvetlendirecek, mahkemenin kanaatini netleştirecek, 17 Mart 2008 tarihinde İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce onaylanıp, resmiyet kazanmış belgeler sundum. Belgeleri, bu davayla da ilgili olarak, huzurunuza sunuyorum:

- Ah Büktel, Vah Büktel...
- Artık Sıkıntı Vermeye Başladın Coşkun Büktel
- Büktel'in Saçmalıkları
- Coşkun Büktel Bulaşma, İşine Bak!
- Coşkun Büktel'i Anlamak...
- Coşkun Büktel'i Tanıyalım
- Coşkun Büktel'in doğruları ve yanılmaları / yalanları...
- Demirkanlı yalanları...
- Demirkanlı yalanlarını sürdürüyor
- Düzeysiz Yayıncılığa Yönelik Zorunlu ve Son Açıklama
- Hadlerini İyice Aştılar
- Hay Allah!
- H. Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel (1)
- H. Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel (2 ve son)
- İnternet kirliliği, hakaretler ve gerçekler...
- "KURNAZ KAMİKAZE"
- Layığını Bulmak...
- TİYATRONUN BAŞINA BELA OLAN BU DENGESİZLERE DUR DİYECEK 500 KİŞİ YOK MU?
- Tiyatro Sitelerine Tehdit ve Saldırı!
- İSTANBUL 3. SULH HUKUK HAKİMLİĞİ'NE onaylatılan 17 Mart 2008 tarihli "Webmaster B. Dilek Sezer" imzalı tespit tutanağı
- T.C. İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'nda açtığımız 50.000,00 TL'lik manevi tazminat davası

4 - Ben, ne "OYUN ATÖLYESİ" şirketi, ne "OYUN ATÖLYESİ" şirketinin desteklediği Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin patronu Gülhan Avşar Demirkanlı, ne de derginin yöneticisi Mustafa Şükrü Demirkanlı ile "HUSUMET" içindeyim. Ben, ne "OYUN ATÖLYESİ" şirketinin avukatı Süleyman Anıl'a, ne de diğerlerine karşı, asla ve kesinlikle hiç 
"HAKARET SUÇU" işlemedim. Ben, tam tamına dört yüz (rakamla 400) yıldır dünya tiyatro sahnelerini kirleten Shakespeare ve onun yerli işbirlikçilerini eleştirdim. Kendisine ait hiçbir sanat yapıtı bulunmayan, kendisinden önceki sanat yapıtlarını (ç)alarak, hukuk diliyle belirtmek gerekirse "İNTİHAL" ederek, tiyatro sanatına "DOĞRU" olanın değil 
"YALAN" olanın, "GERÇEK" olanın değil "SAHTE" olanın, (daha fazla kalıcı etki eden durum) "GÜZEL" olanın değil "ÇİRKİN" olanın geçmesine neden olan Shakespeare'in sanat hırsızlığını iyice anlamak için Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nca Eylül / 2007'de yayınlanan Lev Tolstoy'un "SANAT NEDİR?" kitabındaki son yetmiş beş sayfa ("SHAKESPEARE VE DRAM SANATI ÜZERİNE") çok dikkatle okunmalıdır. Sayın Yargıç, zaman yetersizliği yada başka nedenlerle bu yapıtı okuyamazsa, bu kitapla birlikte bu dilekçede dile getirdiğim diğer belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt ve tanıkların yetkin (mevzuat elverirse yabancı ülkelerden) bir "BİLİRKİŞİ" tarafından ele alınarak, ciddi bir "BİLİRKİŞİ RAPORU" hazırlanmalıdır. Bizim konumuz sanat...

5 - Belirtmiş olduğum nedenlerden ötürü, mevzuat elverirse, Şubat 1991 tarihinden başlayarak, tiyatro sanatını şimşek hızıyla dezestetize eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni usûle aykırı bir biçimde desteklemiş olan bütün Kültür Bakanları, bütün Devlet Tiyatroları Genel Müdürleri, bütün İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenleri ile bütün Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenleri ve diğer resmî sanat kurumlarının yöneticileri hakkında mutlaka savcılığa suç duyurusunda bulunup, her biri için ayrı ayrı "DAVACI VE ŞİKÂYETÇİ" olacağım. 

6 - Benim aklım, benim beynim, benim cesaretim, benim çözümüm, benim direncim, benim estetiğim, benim fikrim, benim girişimim, benim hayalim, benim ısrarım, benim inadım, benim jargonum, benim kültürüm, benim liyâkatım, benim melekem, benim niteliğim, benim olurum, benim özelliğim, benim planım, benim rızam, benim statüm, benim şansım, benim tavrım, benim uygulamam, benim üstünlüğüm, benim varlığım, benim yeteneğim, benim zekâm doğrultusunda öznel bir karar verilebilse, ben, bana noter onaylı ihtarname gönderen, beni savcılığa dava ve şikâyet eden, benim hakkımda dava açan, benim suçlu yada suçsuz olduğuma karar veren kişilerin, sadece günlük hayattan, yalnızca ceza, hukuk, ceza hukukundan değil, aynı zamanda hem hukuk felsefesinden ve hem de şiirden (poetikadan) anlayan insanlar olmasını seçerim. Bu maddeyi (madde 12) yazmamın nedeni, yargıçta bir kanaat oluşturma kaygısı değil, yakında yayınlamayı planladığım
"TİYATRO TİYATRO'ya karşı" kitabına dayanak ve kaynaklık oluşturması kaygısıdır. Bu maddeyi yazmamdaki ikincil etmen ise, gelecek bir zamanda, tiyatro âşkıyla tutuşan insanların yapacakları "resmî araştırma" için, onlara "resmî bir belge" bırakma isteğidir.

TANIKLAR:

Mehmet Cemalettin Bulunmaz

Alibaba Türbe Sk. Onur Han 5/8-9 Çemberlitaş Fatih / İstanbul
Tel: 0212 513 47 32-33

Turgay Demirkaya

Çankaya Mah. 928. Sokak Tezcan İş Hanı 55 / 103 İzmir
Tel: 0232 489 24 43

DELİLLER:
1 - http://tiyatroyun.blogspot.com/search?q=%22ENTELEKT%C3%9CEL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYALARI%22&max-results=20&by-date=true
2 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html
3 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2009/04/yalan-makinesi-ve-kufurbaz-mustafa.html
4 - http://tiyatroyun.blogspot.com/search?q=HUKUKSAL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYASI&max-results=20&by-date=true
5 - http://hilmibulunmaz.blogspot.com/2013/04/t.html
6 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/04/blog-post_3511.html
7 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/03/asagdaki-yaz-taslaktr.html
8 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/03/blog-post_5658.html
9 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/01/blog-post_7177.html
10 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/09/hilmi-bulunmazn-yarn-yargca-verecegi.html
11 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/blog-post_4640.html
12 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/t_13.html
13 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/blog-post_1251.html
14 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/t.html

Sunmuş olduğum tiyatro sanatı gerçekliğinin, "TİYATRO HUKUKU TARİHİ" kavramı ve kurumuyla birlikte tarihe geçmesine yapacağınız katkının önemini çok iyi bildiğim için, bu ceza davasının etik, sanatsal, tarihsel ve toplumsal önemi göz önünde bulundurulduğu ân, yukarıda adlarını verdiğim tanıklarla birlikte Coşkun Büktel'in, Feridun Çetinkaya'nın, Rahmi Dilligil'in, Melih Anık'ın "TANIK" olarak dinlenilmesi gerekir. Tarih ve topluma ciddi bir belge bırakılacaktır. Gereğinin yapılması için nesnel karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 13/05/2013 

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

***

Ayrıca tıklayınız:

LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin avukatı Süleyman Anıl için davacıyız!

9 Mayıs 2013 Perşembe

Bulunmaz, Seval Deniz Karahaliloğlu'nun avukatı Murat Çoban'a karşı...

T.C.
KARŞIYAKA 
1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

ESAS NO: 2012/597 Esas


KONU: 7 Mayıs 2013 Salı günü sabahı 09:36:25'de sona eren davanın birinci duruşmasında belirttiğiniz tüm eksiklikleri giderme açıklaması...


AÇIKLAMALAR:


Davacı Seval Deniz Karahaliloğlu ve onun tuttuğu avukat Murat Çoban, nesnel gerçekleri değil, öznel gerçekleri, hattâ gerçek olmayan ifadeleri mahkeme yargıcına sunarak, kendilerince beni, daha baştan mahkûm ettirebilmek için, gerçeklerin çok somut yanlarını gizlemeyi yeğliyorlar. Örnekse, birinci duruşmada net bir biçimde görüldüğü gibi, Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nde bana karşı DOSYA NO: 2012/289 ile başlatılan ve benim aleyhime sonuçlanan davanın dosyası Yargıtay'da olmasına karşın, sanki o dava, tamamıyla benim aleyhime sonuçlanmış havası oluşturulmak istendi. Aslında ben araya girip de, işin gerçeğini, dava dosyasının Yargıtay'da bulunduğunu belirtmesem, Sayın Yargıç tarafından soruşturulacağını bilsem de, belki bir dalgınlığa gelinebilir ve yargılanma süreci benim aleyhime, onların lehine seyretmeye başlardı. 


Daha önceki açıklamalarımda belli bir dozda ifade etmiş olabildiğim ve somut belgelerle desteklediğim süreci, dört maddeyle dile getireceğim...


1 - Şubat 1991 tarihinden beri bütün Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirleten, tiyatro sanatının dezestetize edilmesine neden olan bir yayın organı var: Tiyatro... Tiyatro... Dergisi. Dergi, zamanında, resmî tiyatro kurumlarından aldığı reklâm (PARA) karşılığında, resmî tiyatro kurumlarının oyun programlarını işlevsel olarak, her ayın tam birinde yayınlaması gerekirken, hiçbir zaman gününde yayınlanmadığı, günlerce, hattâ bâzen haftalarca sonra yayınlandığından (derginin çok geç yayınlandığını saptamak için İstanbul'un en büyük caddesindeki en büyük kitapçı "MEPHISTO KİTABEVİ" 
şirketindeki bilgisayar girdi belgelerinin tümü izlenmesi gerekir), benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle maaş alan Kültür Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'den, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den ve de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan haksız ve usûlsüz bir biçimde reklâm (PARA) alıyor. Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin geç yayınlanmasını saptayabilmek için, bu derginin basıldığı matbaa tarihlerini, dergiyi dağıtan şirkete ulaşma tarihlerini, bu dergiyi satan kitapçıların bilgisayarlarına giriş tarihlerini, bu derginin Lemi Bilgin yönetimindeki Devlet Tiyatroları, Hilmi Zafer Şahin ile Veysel Sami Berikan yönetimindeki Şehir Tiyatroları ve diğer resmî tiyatro kurumlarına ulaşma tarihlerini öğrenebilmek yeterlidir... 

Benim asal olarak en ciddi eleştirim, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin tam zamanında yayınlanmaması yönündedir. Seval Deniz Karahaliloğlu'nu da, bu derginin İzmirli yazarı olduğu için, kendisini bu somut durum ve benzeri durumlar için eleştirdim... Her ne kadar Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıcı, benim duruşmalara asla giremediğim bir yargılama sürecinde beni "mahkûm" etmiş olsa da dava dosyası henüz Yargıtay'da bulunduğu için, Türkiye Cumhuriyeti hukuk sürecindeki yasal hakkım henüz kaybolmamıştır... Şu ânda bile, hâlâ, sadece "ŞÜPHELİ" ve/ya "SANIK" sıfatına sahibim. Ne zaman ki, Yargıtay benim aleyhime çok ciddi bir karar verirse, işte o zaman, "MAHKÛM" sıfatıyla anılabilirim. Bu arada, tabiî ki, "AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ" sürecini başlatabilirim. "AİHM", her ne kadar, benim "MAHKÛM" olmamı engelleyemese de, en azından, kesinlikle içimden gelmemesine karşın, "TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'Nİ 'MAHKÛM' ETTİREBİLME OLASILIĞINI DEĞERLENDİREBİLİRİM..."

2 - BURAK CANEY adı uygun bulunan ilginç bir İnternet canavarına, sanal âlem teröristine yaslanarak "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlatıldı. Kampanya, Seval Deniz Karahaliloğlu'nun patronu Gülhan Avşar Demirkanlı ile Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı ve/yada bu şahısların yakın arkadaşlarınca başlatılmıştır kanısındayım. 


"BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" NEDİR VE NE İŞE YARAMAK İÇİN, HANGİ AMAÇLA DÜZENLENDİ?... 

Tiyatro yazarı Coşkun Büktel'in "THEOPE" adlı oyununa "iftira" atan Prof. Dr. Özdemir Nutku'yu sürekli olarak eleştirdiğimiz için, bize karşı başlatılan bu ilginç "kampanya", Coşkun Büktel'le benim sanatsal ifade olanaklarımızı ilelebet ilga ve imhâ etmek için örgütlenmiş çok ciddi bir "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" idi. Yaklaşık olarak beş yıl önce ve Özdemir Nutku'nun attığı iftiranın CD ile saptanmasının ardılı olarak gündeme gelen bu "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" içerisinde, her ne kadar Seval Deniz Karahaliloğlu bulunmasa bile, bu şahsın sürekli olarak çok ciddi bir biçimde desteklemiş olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi bu kampanya sürecinde son derecede aktif rol alabildi. Bana karşı başlatılan bu ilginç "LİNÇ KAMPANYASI" sürecinin özü, resmî kuruluşlardan haksız ve usûlsüz olarak alınan reklâm (PARA) konusunda benim göstermiş olduğum estetik duyarlılıktır. Seval Deniz Karahaliloğlu'nun bile içinde bulunabildiği Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı, düzenlenen bu kampanyanın en büyük destekçisi, belki de mahlas adlı BURAK CANEY'in tam kendisidir. (Bu nedenle BURAK CANEY adlı sahte kişinin ortaya çıkarılıp IP'sinin saptanması gerekir.) Seval Deniz Karahaliloğlu "LİNÇ KAMPANYASI" sürecini bilmesine karşın, kendisi buna imza vermemiş olsa bile, ayrımında bulunduğu bu duruma neden olan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne pasif biçimde destek sunmuştur. Hem bu "LİNÇ KAMPANYASI" ve hem de zamanında çıkmadığı için, almış olduğu reklâm (PARA) da haksız ve usûlsüz olan dergiye yardımcı olmak, hukukî olmasa da, toplumsal olarak bir suçtur.

3 - "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" adıyla kavramsallaştırdığım süreç, bizim verdiğimiz entelektüel mücadele sonucu "OLUMSUZ" sonuçlanınca, Seval Deniz Karahaliloğlu'nun patronu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Sahibi Gülhan Avşar Demirkanlı ile Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı, bu kez de, kendi öz adlarını ve dergilerinin öz adını ortaya koyarak, yine bize (COŞKUN BÜKTEL / HİLMİ BULUNMAZ'a) karşı, "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlatabildiler. Tam tamına 1100 KİŞİLİK İMZA toplayan yazar Sayın Seval Deniz Karahaliloğlu'nun patronları, Türkiye tiyatrosundaki toplumsal yerimizi imhâ edebilmek için büyük bir kavga sürecine girerek, bizi de, şaşırtıcı kavga sürecine dahil ettiler. Yine bizim vermiş olduğumuz "ENTELEKTÜEL" mücadeleyle birlikte yaptığımız bilimsel eleştiriler sonucunda, onlar yeniden "yenilgi" sürecine girdiler.


4 - Tiyatro yazarı Seval Deniz Karahaliloğlu'nun patronları, bu kez de, benim "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" diye nitelediğim bir eylemlilik sürecine giriverdiler. Başta Gülhan Avşar Demirkanlı ile Mustafa Şükrü Demirkanlı olmak üzere, onlarca kişi ve kuruluş, bana hep "NOTER ONAYLI İHTARNAME" gönderip, beni savcılıklara "DAVA VE ŞİKÂYET" etmekle birlikte, benim hakkımda "HUKUK DAVALARI" bile başlattılar. Bir merkezden emir almış gibi davranarak, hemen hemen hepsi birden, aynı ânda davalar başlatan bu kişilerin ve kuruluşların bu tutumu karşısında, ben, yineliyorum, buna "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sıfatını gayet uygun buldum.


Ben, sadece ve yalnızca bir sanatçı olmakla yetinmeyerek, buna paralel olarak, aynı zamanda uluslararası işler yapan biri olduğum için, benden haksız bir biçimde para kazanmak isteyen kişi ve kuruluşlar, bana peş peşe manevi tazminat davası açmaya başladılar. İşbu kişi ve kuruluşlar, benim, hiçbir zaman için avukat tutmayan, avukatlara asla ve kesinlikle hiç güvenmeyen biri olduğumu bildikleri için, benim, ceza, hukuk, ceza hukuku, hukuk felsefesi konularında eksik biri olduğumu varsayarak, benden sürekli bir biçimde tazminat (PARA) talep etmeye başladılar... Yıllar önce benden 25.000,00 TL isteyen "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" elebaşılarından Sayın Ömer Faruk Kurhan, bana karşı başlattığı ve T.C. İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi "DOSYA NO: 
2010/8"de sürdürülen "KAMU DAVASI" sonrası "BERAAT" etmiş olduğumdan, 25.000,00 TL tazminatı yıllardır alamamış olduğu için üzülüyor olsa gerek... Ömer Faruk Kurhan'ın ardından Mustafa Şükrü Demirkanlı da 25.000,00 TL'lik tazminat davası açtı. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın tuttuğu avukat Reyhan Kayışlı bile 15.000,00 TL'lik ciddi bir tazminat davası açtı. Seval Deniz Karahaliloğlu da, malûmunuz 10.000,00 TL'lik tazminat davası açtı... Bunların tümü, asla derin bir üzüntü içerisinde bulundukları için değil, benim ciddi bir şirket sahibi olmamdan kaynaklanan nedenlerle, benden "para sızdırmak" istiyorlar.

Bu arada, işbu davaya ışık tutması içn, tanıkların adlarını sunuyorum:


Mehmet Cemalettin Bulunmaz

Alibaba Türbe Sk. Onur Han 5/8-9 Çemberlitaş Fatih / İstanbul
Tel: 0212 513 47 32-33

Turgay Demirkaya

Çankaya Mah. 928. Sokak Tezcan İş Hanı 55 / 103 İzmir
Tel: 0232 489 24 43

Coşkun Büktel

Adresi sonra bildirilecek.

Feridun Çetinkaya

Adresi sonra bildirilecek.

Sunmuş olduğum tiyatro sanatı gerçekliğinin, "TİYATRO HUKUKU TARİHİ" kavramı ve kurumuyla birlikte tarihe geçmesine yapacağınız katkının önemini çok iyi bildiğim için, saygılarımla arz ve talep ederim. 14/05/2013 


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Bulunmaz, Lemi'den reklâm (PARA) alan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi için Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Yargıçlığı'na yeni belge sunuyor

T.C.
KARŞIYAKA
1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2012 / 597 ESAS

AÇIKLAMALAR:

1 - Mahkemenizde başlatılan işbu manevi tazminat davası, Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nde "DOSYA NO:  2012/289" ile kayıtlı olan ve 2011 yılında işlenen bir "SUÇ" ile ilintilidir. O "SUÇ" ögesinin 2011 yılında "İŞLENMİŞ" olması nedeniyle, şu somut mevzuat durum göz önünde bulundurulmalıdır ve ceza, hukuk, ceza hukuku gözetilmelidir:

"Dava ve cezaların ertelenmesi

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;


a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171 inci Maddesi'ndeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,


b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,


c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine karar verilir.


(5) Birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARININ VERİLMİŞ OLMASI HÂLİNDE DAHİ, BU MADDE HÜKÜMLERİ UYGULANIR."


Anayasa, ceza, hukuk, ceza hukuku, ceza ve hukuk felsefesi somutluğu içerisinde bulunan işbu durum, böyle açık, böyle berrak, gayet anlaşılır olduğuna göre, bahsi geçen davaya yaslanarak başlattığınız bu davanın, aslında asla başlatılmaması gerekirdi. Sizin, 6352 Sayılı Yasa ile koruma altına alınan hakkımı, tabiî ki, koruyacağınızı varsayarak, daha önce, bu konuda, hiçbir açıklama metni yazmaya gerek duymamıştım... Şimdilik, benim aleyhime, davacının lehine oluşan durumu değerlendirdiğimde, bu somut durumda hakkımın koruma altına alınmasını arzu ediyorum.

2 - Bu davanın, tekil bir dava olamayacak kadar önemli bir ceza, hukuk, ceza hukuku, hukuk felsefesi dayanakları olduğu kanısındayım. Şöyle:

a - Davacı Seval Deniz Karahaliloğlu, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sadık yazarlarından biridir. Aramızda birçok ceza ve hukuk davası vukû bulan Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın Kurucusu Eski Sahibi Yayın Yönetmeni, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Şubat 1991 tarihinden beri Türkiye tiyatrosunu hızla dezestetize etmektedir...

b - Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, en başta Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Rahmi Dilligil olmak üzere, birçok ciddi tiyatro sanatçısına karşı âdeta şantaj mantığıyla yayın yapmaktadır. (Dilligil dinlenebilir.)

c - Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, yazar Coşkun Büktel'in "THEOPE" adlı 
oyunu için bir "İFTİRA METNİ" yayınlamıştır. (Büktel dinlenebilir.)

d - Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, tiyatro yazarı Coşkun Büktel'le benim sanatsal ifade olanaklarımızın ilelebet ilga ve imhâ edilmesi için "1100 KİŞİLİK ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenlemiş ve bu kampanyayı dergisinde yayınlayarak, "HAKARET, İFTİRA VE SUÇ İŞLEMEK İÇİN ÖRGÜT KURMA" eylemleri eğilimindedir... 
Derginin Nisan yada Mayıs 2009 tarihli sayıları davalıdan istenebilir... 
(Şu link de incelenebilir: www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm)

e - Resmî tiyatro kurumlarından usûlsüz bir biçimde reklâm (PARA) alan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi için, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Sayın K. Lemi Bilgin, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan ile görüşülebilir. (Onlar tanık olarak dinlenebilir.)

f - Beni, "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" ile alt etmesinin mümkün olamayacağını çok iyi anlayan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bu kez, yepyeni bir yola başvurarak, benim ifademle "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" süreci başlatmış ve bunun için Ömer Faruk Kurhan'ı öne sürüp, İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nde "KAMU DAVASI" 
açtırmayı başarmıştır... Yargıç, benim lehime olarak "BERAAT" kararı verirken, ciddi bir hukukçu ve bilim adamı olan birinin "BİLİRKİŞİ RAPORU" metnine dayanmıştır. Özen isteyen davalar bunu gerektirir.

3 - Prof. Özdemir Nutku'nun başlattığı bir "İFTİRA" eyleminin devamı olan bu dava, her ne kadar tikel bağlamda bakıldığında bağımsızmış gibi görünse de, işbu "İFTİRA" ile bağıntılıdır... Nutku'nun, "THEOPE" 
adlı sahne eserine attığı "İFTİRA" eyleminin devamı niteliğindeki işbu dava, Nutku'nun "İFTİRA" eylemine dayandırılmazsa, eksik başlayıp, eksik devam ederek, eksik ve yanlış bir biçimde sonuçlanacaktır... Tabiî ki, 6532 Sayılı Yasa'nın ilgili maddesi asla, kesinlikle unutulmamalıdır.

4 - Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan, yakın arkadaşı Hakan Urcu ile birlikte, bir komplo kokan havayla evime dek gelip, özel hayatıma müdahale etme girişiminde bulunmalarına karşın, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan,  beni Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı'na "DAVA VE ŞİKÂYET"
etmiştir. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı dosyası ve o dosyaya dayanarak açılan Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirilen 
"KAMU DAVASI" dosyası da mutlaka yakın incelemeye alınmalıdır. 
(Bakınız: http://tiyatroyun.blogspot.com/search?q=Trabzon+Levent+%C3%87a%C4%9Flayan&max-results=20&by-date=true)

5 - Hiçbir zaman için tam zamanında, her ayın tam olarak birinde asla ve kesinlikle yayınlanmayan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, günlerce, hattâ bâzen haftalarca sonra zor yayınlanabilmesine karşın, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'den, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den ve de Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan, muadillerinden usûlsüz bir biçimde reklâm (PARA) alabilmeye devam edebilmektedir. Ben, böyle bir reklâm (PARA) alabilme "başarı"sının hangi koşulda, nasıl elde edildiğini merak edip, araştırarak, bu durumu tüm tiyatro kamuoyuna duyurdukça, hakkımdaki "LİNÇ"  çeşitlemeleri şimşek hızıyla artıyor...

6 - Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulama usûlüne yüzeysel bir hukuk mantığıyla bakıldığında da, "tekil" ve/ya "tikel" olarak yargılama yapılır. "Çoğul" ve/ya "tümel" evrensel yasa biçimlerinin izdüşümlerini içeren yasa, nesnel değerlendirildiğinde, bir "BİLİRKİŞİ RAPORU" 
metni hazırlama sürecine girildiğinde, kültürün, dar anlamla sanatın, tiyatronun ve bu sanatın uygulanması bağlamında, ortaya, toplumsal durumu da kapsayan "bir içtihat" çıkabilir. Çok net söylemek gerekirse, mutlaka bir "BİLİRKİŞİ RAPORU" hazırlanmalı ve/ya İstanbul 3. Sulh Ceza ile İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yaptırılan ve çok nesnel bir dille hazırlanmış "BİLİRKİŞİ RAPORU" metinleri HMK ölçütleriyle değerlendirilirse, daha ilk duruşmada, "DAVANIN ERTELENMESİ" söz konusu olabileceği gibi, "içtihat" bile oluşabilir.

7 - 1 Ağustos 2012 Çarşamba günü Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI'ya karşı açmış olduğum 50.000,00 TL'lik tazminat davası dosyasına, işbu davanın gerekliliğini kuvvetlendirecek, mahkemenin kanaatini netleştirecek, 17 Mart 2008 tarihinde İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce onaylanıp, resmiyet kazanmış belgeler sundum. Belgeleri, bu davayla da ilgili olarak, huzurunuza sunuyorum:

- Ah Büktel, Vah Büktel...
- Artık Sıkıntı Vermeye Başladın Coşkun Büktel
- Büktel'in Saçmalıkları
- Coşkun Büktel Bulaşma, İşine Bak!
- Coşkun Büktel'i Anlamak...
- Coşkun Büktel'i Tanıyalım
- Coşkun Büktel'in doğruları ve yanılmaları / yalanları...
- Demirkanlı yalanları...
- Demirkanlı yalanlarını sürdürüyor
- Düzeysiz Yayıncılığa Yönelik Zorunlu ve Son Açıklama
- Hadlerini İyice Aştılar
- Hay Allah!
- H. Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel (1)
- H. Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel (2 ve son)
- İnternet kirliliği, hakaretler ve gerçekler...
- "KURNAZ KAMİKAZE"
- Layığını Bulmak...
- TİYATRONUN BAŞINA BELA OLAN BU DENGESİZLERE DUR DİYECEK 500 KİŞİ YOK MU?
- Tiyatro Sitelerine Tehdit ve Saldırı!
- İSTANBUL 3. SULH HUKUK HAKİMLİĞİ'NE onaylatılan 17 Mart 2008 tarihli "Webmaster B. Dilek Sezer" imzalı tespit tutanağı
- T.C. İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'nda açtığımız 50.000,00 TL'lik manevi tazminat davası

8 - Ekte sunduğum belgelerin linklerini de belirterek, mahkemenizin, âdil, doğru, nesnel, rahat olarak yürümesine yardımcı olmak istiyorum:

http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/04/blog-post_3511.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/03/asagdaki-yaz-taslaktr.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/03/blog-post_5658.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/01/blog-post_7177.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/09/hilmi-bulunmazn-yarn-yargca-verecegi.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/blog-post_4640.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/t_13.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/blog-post_1251.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/t.html

9 - Ben, ne Seval Deniz Karahaliloğlu, ne Karahaliloğlu'nun patronu Gülhan Avşar Demirkanlı, ne de yöneticisi Mustafa Şükrü Demirkanlı ile "HUSUMET" içindeyim. Ben, ne Karahaliloğlu, ne de diğerlerine karşı, asla ve kesinlikle "HAKARET" etmedim. Ben, tam tamına dört yüz (rakamla 400) yıldır dünya tiyatro sahnelerini kirleten Shakespeare ve onun yerli işbirlikçilerini eleştirdim. Kendisine ait hiçbir sanat yapıtı bulunmamakla birlikte, kendisinden önceki sanat yapıtlarını (ç)alarak, hukuk diliyle belirtmek gerekirse, "İNTİHAL" ederek, tiyatro sanatına "DOĞRU" olanın değil "YALAN" olanın, "GERÇEK" olanın değil 
"SAHTE" olanın, (çok daha kalıcı etki eden durum) "GÜZEL" olanın değil "ÇİRKİN" olanın geçmesine neden olan Shakespeare'ın sanatsal hırsızlığını algılamak için, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nca Eylül / 2007 tarihinde yayınlanan ünlü Rus yazar Lev Tolstoy'un "SANAT NEDİR?" kitabının son yetmiş beş sayfalık bölümündeki içeriğe adını veren "SHAKESPEARE VE DRAM SANATI ÜZERİNE" dikkatle okunmalıdır. Sayın Yargıç, zaman yetersizliği yada başka nedenlerle bu yapıtı okuyamazsa, bu kitapla birlikte bu dilekçede dile getirdiğim diğer belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt ve tanıkların yetkin (mevzuat elverirse yabancı ülkelerden) bir "BİLİRKİŞİ" tarafından ele alınarak, ciddi bir "BİLİRKİŞİ RAPORU" hazırlanmalıdır. Zâten, Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıcı, hukuk dışı tutumunu sürdürürse, AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NDE AÇACAĞIM DAVADA, BU İSTEĞİMİ BİR KEZ DAHA YİNE DİLE GETİRECEĞİM!...

10 - İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi'nin "DOSYA NO: 2012/260 Esas" sayıyla kayıtlı olup, 02/04/2013 tarihinde son karar duruşması yapılan, bu davanın dayandığı (Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi / 
DOSYA NO: 2012 / 597 ESAS) Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıcı tarafından hukuka aykırı bir biçimde karar altına alınmış (BU NEDENLE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'Nİ DAVA EDECEĞİM) 
"DOSYA NO: 2012/289" yeniden ele alınarak, gereksiz yere Avrupa'da yüzümüzün kararmasına neden olmamalıdır. Mahkemeniz aracılığıyla, Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıcı'na son bir ceza, hukuk, ceza hukuku, mevzuat, içtihat ve ülkemizin yurt dışında yanlış tanınmaması konularında uyarıda bulunuyorum. Yaklaşık olarak beş ay beklememin nedeni, Karşıyaka 3. Sulh Ceza Yargıcı'nın, bu tutumundan vazgeçme olasılığıydı. Yaklaşık olarak bir ay sonra, Avrupa'da açacağım davanın zaman aşımı söz konusu olacağı için daha fazla beklemek istemiyorum. 

11 - Belirtmiş olduğum nedenlerden ötürü, mevzuat elverirse, Şubat 1991 tarihinden başlayarak, tiyatro sanatını şimşek hızıyla dezestetize eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni usûle aykırı bir biçimde desteklemiş olan bütün Kültür Bakanları, bütün Devlet Tiyatroları Genel Müdürleri, bütün İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenleri ile bütün Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenleri ve diğer resmî sanat kurumlarının yöneticileri hakkında mutlaka savcılığa suç duyurusunda bulunup, her biri için ayrı ayrı "DAVACI VE ŞİKÂYETÇİ" olacağım.

12 - Benim aklım, benim beynim, benim cesaretim, benim çözümüm, benim direncim, benim estetiğim, benim fikrim, benim girişimim, benim hayalim, benim ısrarım, benim inadım, benim jargonum, benim kültürüm, benim liyâkatım, benim melekem, benim niteliğim, benim olurum, benim özelliğim, benim planım, benim rızam, benim statüm, benim şansım, benim tavrım, benim uygulamam, benim üstünlüğüm, benim varlığım, benim yeteneğim, benim zekâm doğrultusunda öznel bir karar verilebilse, ben, bana noter onaylı ihtarname gönderen, beni savcılığa dava ve şikâyet eden, benim hakkımda dava açan, benim suçlu yada suçsuz olduğuma karar veren kişilerin, sadece günlük hayattan, yalnızca ceza, hukuk, ceza hukukundan değil, aynı zamanda hem hukuk felsefesinden ve hem de şiirden (poetikadan) anlayan insanlar olmasını seçerim. Bu maddeyi (madde 12) yazmamın nedeni, yargıçta bir kanaat oluşturma kaygısı değil, yakında yayınlamayı planladığım "TİYATRO TİYATRO'ya karşı" kitabına dayanak ve kaynaklık oluşturması kaygısıdır. Bu maddeyi yazmamdaki ikincil etmen ise, gelecek bir zamanda, tiyatro âşkıyla tutuşan insanların yapacakları "resmî araştırma" için, onlara "resmî bir belge" bırakma isteğidir.

13 - Bu hukuk davasının etik, sanatsal, tarihsel ve toplumsal önemi göz önünde bulundurulduğu ân, Coşkun Büktel'in, Feridun Çetinkaya'nın, Rahmi Dilligil'in, Melih Anık'ın "TANIK" olarak dinlenilmesi gerekir. Tarih ve topluma ciddi bir belge bırakılacaktır. Gereğinin yapılması için nesnel karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 07/05/2013

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

3 Mayıs 2013 Cuma

Bulunmaz, Lemi'den reklâm (PARA) alan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi için İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi Yargıçlığı'na yeni belge sunuyor!

T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2012 / 650 ESAS


AÇIKLAMALAR:


1 - Mahkemenizde başlatılan işbu manevi tazminat davası, İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi'nde "DOSYA NO: 2011 / 3131" ile kayıtlı olan ve 2011 yılında işlenen bir "SUÇ" ile ilintilidir. O "SUÇ" ögesinin 2011 yılında "İŞLENMİŞ" olması nedeniyle, şu somut mevzuat durum göz önünde bulundurulmalıdır ve ceza, hukuk, ceza hukuku gözetilmelidir:


"Dava ve cezaların ertelenmesi


GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;


a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171 inci Maddesi'ndeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,


b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,


c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine karar verilir.


(5) Birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARININ VERİLMİŞ OLMASI HÂLİNDE DAHİ, BU MADDE HÜKÜMLERİ UYGULANIR."


Anayasa, ceza, hukuk, ceza hukuku, ceza ve hukuk felsefesi somutluğu içerisinde bulunan işbu durum, böyle açık, böyle berrak, gayet anlaşılır olduğuna göre, bahsi geçen davaya yaslanarak başlattığınız bu davanın, aslında asla başlatılmaması gerekirdi. Sizin, 6352 Sayılı Yasa ile koruma altına alınan hakkımı, tabiî ki, koruyacağınızı varsayarak, daha önce, bu konuda, hiçbir açıklama metni yazmaya gerek duymamıştım... Şimdilik, benim aleyhime, davacının lehine oluşan durumu değerlendirdiğimde, bu somut durumda hakkımın koruma altına alınmasını arzu ediyorum.


2 - Bu davanın, tekil bir dava olamayacak kadar önemli bir ceza, hukuk, ceza hukuku, hukuk felsefesi dayanakları olduğu kanısındayım. Şöyle:


a - Davacı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın Kurucusu Eski Sahibi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Şubat 1991 tarihinden beri tiyatroyu dezestetize etmektedir...


b - Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, en başta Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Rahmi Dilligil olmak üzere, birçok ciddi tiyatro sanatçısına karşı âdeta şantaj mantığıyla yayın yapmaktadır. (Dilligil dinlenebilir.)


c - Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, yazar Coşkun Büktel'in "THEOPE" adlı

oyunu için bir "İFTİRA METNİ" yayınlamıştır. (Büktel dinlenebilir.)

d - Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, tiyatro yazarı Coşkun Büktel'le benim sanatsal ifade olanaklarımızın ilelebet ilga ve imhâ edilmesi için "1100 KİŞİLİK ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenlemiş ve bu kampanyayı dergisinde yayınlayarak, "HAKARET, İFTİRA VE SUÇ İŞLEMEK İÇİN ÖRGÜT KURMA" eylemleri eğilimindedir... 

Derginin Nisan yada Mayıs 2009 tarihli sayıları davalıdan istenebilir... 
(Şu link de incelenebilir: www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm)

e - Resmî tiyatro kurumlarından usûlsüz bir biçimde reklâm (PARA) alan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi için, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Sayın K. Lemi Bilgin, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan ile görüşülebilir. (Onlar tanık olarak dinlenebilir.)


f - Beni, "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" ile alt etmesinin mümkün olamayacağını çok iyi anlayan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bu kez, yepyeni bir yola başvurarak, benim ifademle "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" süreci başlatmış ve bunun için Ömer Faruk Kurhan'ı öne sürüp, İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nde "KAMU DAVASI" 

açtırmayı başarmıştır... Yargıç, benim lehime olarak "BERAAT" kararı verirken, ciddi bir hukukçu ve bilim adamı olan birinin "BİLİRKİŞİ RAPORU" metnine dayanmıştır. Özen isteyen davalar bunu gerektirir.

3 - Prof. Özdemir Nutku'nun başlattığı bir "İFTİRA" eyleminin devamı olan bu dava, her ne kadar tikel bağlamda bakıldığında bağımsızmış gibi görünse de, işbu "İFTİRA" ile bağıntılıdır... Nutku'nun, "THEOPE" 

adlı sahne eserine attığı "İFTİRA" eyleminin devamı niteliğindeki işbu dava, Nutku'nun "İFTİRA" eylemine dayandırılmazsa, eksik başlayıp, eksik devam ederek, eksik ve yanlış bir biçimde sonuçlanacaktır... Tabiî ki, 6532 Sayılı Yasa'nın ilgili maddesi asla, kesinlikle unutulmamalıdır.

4 - Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan, yakın arkadaşı Hakan Urcu ile birlikte, bir komplo kokan havayla evime dek gelip, özel hayatıma müdahale etme girişiminde bulunmalarına karşın, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan,  beni Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı'na "DAVA VE ŞİKÂYET"

etmiştir. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı dosyası ve o dosyaya dayanarak açılan Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirilen
"KAMU DAVASI" dosyası da mutlaka yakın incelemeye alınmalıdır. 
(Bakınız: http://tiyatroyun.blogspot.com/search?q=Trabzon+Levent+%C3%87a%C4%9Flayan&max-results=20&by-date=true)

5 - Hiçbir zaman için tam zamanında, her ayın tam olarak birinde asla ve kesinlikle yayınlanmayan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, günlerce, hattâ bâzen haftalarca sonra zor yayınlanabilmesine karşın, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'den, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den ve de Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan, muadillerinden usûlsüz bir biçimde reklâm (PARA) alabilmeye devam edebilmektedir. Ben, böyle bir reklâm (PARA) alabilme "başarı"sının hangi koşulda, nasıl elde edildiğini merak edip, araştırarak, bu durumu tüm tiyatro kamuoyuna duyurdukça, hakkımdaki "LİNÇ"  çeşitlemeleri şimşek hızıyla artıyor...


6 - Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulama usûlüne yüzeysel bir hukuk mantığıyla bakıldığında da, "tekil" ve/ya "tikel" olarak yargılama yapılır. "Çoğul" ve/ya "tümel" evrensel yasa biçimlerinin izdüşümlerini içeren yasa, nesnel değerlendirildiğinde, bir "BİLİRKİŞİ RAPORU"

metni hazırlama sürecine girildiğinde, kültürün, dar anlamla sanatın, tiyatronun ve bu sanatın uygulanması bağlamında, ortaya, toplumsal durumu da kapsayan "bir içtihat" çıkabilir. Çok net söylemek gerekirse, mutlaka bir "BİLİRKİŞİ RAPORU" hazırlanmalı ve/ya İstanbul 3. Sulh Ceza ile İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yaptırılan ve çok nesnel bir dille hazırlanmış "BİLİRKİŞİ RAPORU" metinleri HMK ölçütleriyle değerlendirilirse, daha ilk duruşmada, "DAVANIN ERTELENMESİ" söz konusu olabileceği gibi, "içtihat" bile oluşabilir.

7 - 1 Ağustos 2012 Çarşamba günü Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü DAVALI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI'ya karşı açmış olduğum 50.000,00 TL'lik tazminat davası dosyasına, işbu davanın gerekliliğini kuvvetlendirecek, mahkemenin kanaatini netleştirecek, 17 Mart 2008 tarihinde İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce onaylanıp, resmiyet kazanmış belgeler sundum. Belgeleri, bu davayla da ilgili olarak, huzurunuza sunuyorum:


- Ah Büktel, Vah Büktel...

- Artık Sıkıntı Vermeye Başladın Coşkun Büktel
- Büktel'in Saçmalıkları
- Coşkun Büktel Bulaşma, İşine Bak!
- Coşkun Büktel'i Anlamak...
- Coşkun Büktel'i Tanıyalım
- Coşkun Büktel'in doğruları ve yanılmaları / yalanları...
- Demirkanlı yalanları...
- Demirkanlı yalanlarını sürdürüyor
- Düzeysiz Yayıncılığa Yönelik Zorunlu ve Son Açıklama
- Hadlerini İyice Aştılar
- Hay Allah!
- H. Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel (1)
- H. Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel (2 ve son)
- İnternet kirliliği, hakaretler ve gerçekler...
- "KURNAZ KAMİKAZE"
- Layığını Bulmak...
- TİYATRONUN BAŞINA BELA OLAN BU DENGESİZLERE DUR DİYECEK 500 KİŞİ YOK MU?
- Tiyatro Sitelerine Tehdit ve Saldırı!
- İSTANBUL 3. SULH HUKUK HAKİMLİĞİ'NE onaylatılan 17 Mart 2008 tarihli "Webmaster B. Dilek Sezer" imzalı tespit tutanağı
- T.C. İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'nda açtığımız 50.000,00 TL'lik manevi tazminat davası

8 - Ekte sunduğum belgelerin linklerini de belirterek, mahkemenizin, âdil, doğru, nesnel, rahat olarak yürümesine yardımcı olmak istiyorum:


http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/04/blog-post_3511.html

http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/03/asagdaki-yaz-taslaktr.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/03/blog-post_5658.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/01/blog-post_7177.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/09/hilmi-bulunmazn-yarn-yargca-verecegi.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/blog-post_4640.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/t_13.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/blog-post_1251.html
http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/08/t.html

9 - Bu hukuk davasının etik, sanatsal, tarihsel ve toplumsal önemi göz önünde bulundurulduğu ân, Coşkun Büktel'in, Feridun Çetinkaya'nın, Rahmi Dilligil'in, Melih Anık'ın "TANIK" olarak dinlenilmesi gerekir. Tarih ve topluma ciddi bir belge bırakılacaktır. Gereğinin yapılması için nesnel karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 03/05/2013


HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

1 Mayıs 2013 Çarşamba