15 Nisan 2013 Pazartesi

Bulunmaz, Lemi'den reklâm (PARA) alan Demirkanlı'dan DAVACI oldu...

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

ŞİKÂYET EDEN: HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ
T.C. KİMLİK NO: 50482204038
ADRES: Ali Baba Türbe Sokak No: 13/8 Çemberlitaş, İstanbul
TELEFON: 0532 642 88 57   / 0212 513 47 32    
FAKS: 0212 513 47 33
E-POSTA: tiyatroyun@gmail.com

ŞİKAYET EDİLEN: MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI
ADRES: Reha Yurdakul Sok. No: 28/1 Billur Ap. Şişli-İstanbul
Gülbağ Mh. Şahinler Sk. No: 42 D. 10 Mecidiyeköy - İstanbul
TELEFON: 0212 216 75 20    
E-POSTA: tiyatrodergisi@gmail.com

SUÇ: HAKARET, İFTİRA TEHDİT SUÇLARI (TCK 106., 125./2 VE 267)
SUÇ TARİHİ: 07.04.2013, öncesi ve sonrası

AÇIKLAMALAR:

1 - Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı adlı şahıs, yirmi yılı aşkındır yayınlamış olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ile Türkiye tiyatrosuna çok büyük zarar vermekle birlikte, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen resmî tiyatro kurumlarından, hiç de doğal olarak hak etmediği bir reklâm (PARA) alıyor. Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı'ın kurup yönettiği ve daha sonra hangi nedenlerle olduğunu bir türlü saptayamadığım bir biçimde, eşinin üzerine yaptığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, hiçbir zaman için tam zamanında, her ayın tam tamına birinde yayınlanmadığı gibi, çıkması gereken zamandan günler sonra, hattâ bâzen haftalar sonra yayınlanmasına karşın, resmî tiyatro kurumlarından, her nedense çok rahat reklâm (PARA) alıyor. 

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin ve Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan sayesinde çok rahat bir biçimde reklâm (PARA) alabilen Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı, yayınladığı derginin, hiçbir zaman için "3000 TİRAJ"a ulaşmamasına karşın, dergisine ait olan İnternet sitesinde "3000 TİRAJ" yaptığını duyurarak, resmî tiyatro kurumlarının yöneticilerini kandırma, onlara olmayan bir gerçekliği gerçekmiş gibi sunma, sözcüğün içerdiği tüm kavramlarla yanılsama yapma yoluna gidiyor. Bu hemen durdurulmalı!

Yukarıda belirttiğim nedenle, resmî tiyatro kurumlarının yöneticileri olan Devlet Tiyatroları Genel Müdürü K. Lemi Bilgin, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin ve Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'ın değerli ve önemli ifadelerine başvurularak, eğer ortada saptanabilecek ciddi düzeyde bir usulsüzlük varsa, bu ciddi usulsüzlüğün üzerine gidilerek, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen resmî tiyatro kurumlarının hemen şaibeden kurtulmaları sağlanarak aklanması gerekecektir. Resmî tiyatro kurumlarının yöneticilerinden alınacak ifade tutanakları sayesinde ciddi bir toplumsal görev yerine getirilmekle birlikte, tiyatro dünyasında fısıltı hâlinde dolaşıp duran şaibeden de büyük hızla uzaklaşılmış olacaktır. Bence, "HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ" kavramı, sadece kuramsal boyutta kalmayıp, bu gibi durumlarda devreye girerek, hem tiyatro sanatçılarının, hem tiyatro izleyicilerinin, hem sanat kamuoyunun, hem benim, hem halkımın ve hem de tüyü bitmemiş yetimin rahatlamasına neden olabilecektir. İşte sadece bu "1. AÇIKLAMA" bölümü nedeniyle bile, Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı adlı şahıs hakkında bir "KAMU DAVASI" açma zorunluluğu doğmuştur. "KAMU" adına görev yapan Cumhuriyet Başsavcılığı, "KAMUOYU" için harekete geçmelidir.

2 - Benim yönettiğim hem İnternet ortamındaki sitelerimde ve hem video konuşmalarımda ve hem de yayınladığım "OYUN DERGİSİ" içeriklerinde sürekli olarak bu yönde (resmî tiyatro kurumlarından alınan reklâmların niceliğini ve niteliğini öğrenme çabam) sorduğum sorulara, "HAKARET, İFTİRA, TEHDİT" eylemleriyle karşılık veren Şüpheli Sabıkalı Mustafa Şükrü Demirkanlı, aşağıda adreslerini sunduğum mahkemelerde yargılanırken, sanki hiç yargılanmıyor gibi davranarak, yine aynı suç işleme potansiyeliyle hareket ediyor hâlâ...

3 - Benim hakkımda yazılmış ve baştan aşağı "HAKARET, İFTİRA VE TEHDİT" içeren yazının sadece bir paragraflık bölümünü buraya aktararak, üzerinde düşünce geliştireceğim durum bile, başlı başına yeterli bir kanıt olmasına karşın, tabiî ki, ekte sunduğum "HAKARET, İFTİRA VE TEHDİT SUÇU İÇEREN METİN" ceza ve suç hukuku bağlamında savcılıkça değerlendirildiğinde, Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın sadece "ŞÜPHELİ" sıfatıyla bırakılmayarak, derhal "SANIK" sıfatına "terfi" ettirilmesi gerekir. Şimdi Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ilgili paragrafını ağır ağır irdelemekte yarar var.

ŞÜPHELİ MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI DİYOR Kİ:

"Üretimleriyle var olmak yerine KÜFÜR VE HAKARETlerle var olmaya çalışanlar -ki biri DEFALARCA diğeri şimdilik bir defa SUÇLU BULUNMASIna rağmen- CEZALARIN CAYDIRICILIĞININ OLMAMASI nedeniyle HAKARETLERİNİ SÜRDÜRECEKlerini sanıyorlar ama YANILDIKLARINI sanırım YAKIN ZAMANDA GÖRÜP, ÖĞRENECEKler."

Sayın Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim nasıl bir "KÜFÜR" ettiğimi ve nasıl bir "HAKARET SUÇU" işlediğimi, çok somut bir biçimde, belgelere, bilgilere, bulgulara, delillere, kanıtlara, tanıklara yaslanarak belirtmelidir. Yoksa, aksi durumda, benim tiyatro kamuoyu nezdinde çok yanlış tanınmama neden olacaktır ki, bu durum da benim tiyatro sanatını yapabilmeme engel olacaktır. Benim sürekli "SUÇLU" bulunduğumu dile getiren Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı, hangi "SUÇ" ile "SUÇLU" bulunduğumu çok somut ve gayet rahat anlaşılır bir dille, adalete, hakka, hukuka, mevzuata, tüzeye, yasaya dayanarak belirtmelidir. Aksi hâlde "HAKARET" etmiş, "İFTİRA" atmış olur... 

ŞİMDİ SIRA GELDİ EN ÖNEMLİ HUKUK KONUSUNA...

Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı, "CEZALARIN CAYDIRICILIĞININ OLMAMASI" söylemini okurlarının belleğine yerleştirerek, adalete, adliyeye, hakka, hukuka, savcıya, yargıca karşı "SUÇ" işliyor. "ADLİYEYE KARŞI SUÇ" işlemekten asla ve kesinlikle zerre kadar olsun hiç çekinmeyen Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı, kanun tanımaz, tüze tanımaz, yasa tanımaz tavrı nedeniyle, zâten "SABIKALI" bir şahıstır. 

SUÇ İŞLEME EĞİLİMİ İÇERİSİNDEKİ RUH DURUMUYLA HAREKET ETMEYİ SEVEN ŞÜPHELİ MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI, ÖZELLİKLE DEVLET TİYATROLARI ESKİ GENEL MÜDÜRÜ İ. RAHMİ DİLLİGİL HAKKINDA DA ÇOK CİDDİ, ÇOK GARİP, ÇOK İLGİNÇ, ÇOK NAHOŞ, ÇOK FAZLA TARTIŞILMIŞ İDDİALARDA BULUNMUŞ, BÖYLECE SAYIN İ. RAHMİ DİLLİGİL UZUN BİR ZAMAN HAPİS YATMIŞTIR.

Yirmi yılı aşkın zamandır tiyatro dünyasında tartışılır bir hâlde bulunan Şüpheli Sabıkalı Mustafa Şükrü Demirkanlı, "YANILDIKLARINI (...) YAKIN ZAMANDA GÖRÜP, ÖĞRENECEK." sözleryle, açık açık, adaletten, cezadan, hukuktan çekinmeden beni "TEHDİT" etmektedir.

HUKUKİ NEDENLER: 

HAKARET VE İFTİRA SUÇLARI (T.C.K. 106., 125./2, 267. MADDELER

DELİLLER:

1 - http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3730
2 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/04/normal-degil-anormal-dengesi-yerinde.html
3 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/04/normal-degil-anormal-dengesi-yerinde_7.html
4 - http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/04/blog-post_3511.html
5 - www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm
6 - http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=-201114
7 - www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=2903
8 - www.coskunbuktel.com/bukteldendemirkanliya.htm
9 - www.coskunbuktel.com/linkdemirkanliyalanlari.htm
10 - www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3639
11 - www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3111
12- www.coskunbuktel.com/bukteldemirkanlisavci.htm
13 - www.yenitiyatrodergisi.com/haberler/basina-ve-tiyatro-kamuoyuna-duyuru-ve-bir-tekzip
14 -
www.yenitiyatrodergisi.com/haberler/mustafa-demirkanliya-belgeli-yanitlar
15 - www.kocaeli.bel.tr/Content.aspx?ContentID=5552&CategoryID=36
16 - www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=1387
17 - www.tiyatrodergisi.com.tr/hakkimizda.php
18 - www.tiyatrodergisi.com.tr/yazi.php?hng=243
19 - www.ozgurkocaeli.com.tr/haber/karaosmanogluna-iki-gazeteciden-tazminat-6034.html
20 - http://facebookbatakligi.blogspot.com/2013/04/takip-et-coskun-buktel-56-takipci-14.html

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ (DOSYA NO: 2012/663), İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ (DOSYA NO: 2012/943) VE İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (DOSYA NO: 2012/481) BÜNYELERİNDE SÜRMEKTE OLAN DAVA DOSYALARI DA İNCELEBİLİR.

SONUÇ VE İSTEM:


Yukarıda sunduğum nedenlerle, şikâyet edilen ve kendisinden "DAVACI VE ŞİKÂYETÇİ" olduğum  ve kesinlikle uzlaşmak istemediğim MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI adlı şahıs hakkında gerekli soruşturmanın yapılmasını ve cezalandırılması için "KAMU DAVASI" açılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 16.04.2013

ŞİKÂYETÇİ
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

14 Nisan 2013 Pazar

"TİYATRO HUKUKU UZMANI" Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsoru Ömer Faruk Kurhan ile "DEDE HUKUK BÜROSU VE DANIŞMANLIK" şirketi avukatı Eyyüp Fırat Kuyurtar'a, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde bile "HUKUK DERSİ" veriyor...

T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2010 / 278

KONU: İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'na sunulmakla birlikte, bu dosya içeriğini de aydınlatıp, mahkemenizde ciddi bir kanaat oluşumuna yardım edebilecek açıklamalar ve yanıtlar.

Mahkemenizde bulunan dosya içeriğinde hukuksal bir gereksinim duyulmamasına karşın, avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, "İHTİYATİ TEDBİR VE ARA KARARDAN RÜCU TALEPLİDİR" sunumuyla, tarafınıza, bence gereksiz bir metin sunmuştur. Benim hakkımda düzenlenmiş ve yıkıcı etkisi hâlâ süren "1100 KİŞİLİK ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" ile ilgili olarak makamınıza sunulduğunu tahmin ettiğim bu metnin, hiçbir belgesel içeriği bulunmamakla birlikte, belge değeri bulunmayan bu metinle, ilişikte sunmuş olduğum belgenin ilintili olabileceği varsayımı içerisindeyim. Bu nedenle, sunduğum belgeyi kabul edip, dosyaya eklemenizi arz ve talep ederim. 15/04/2013

Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı H. Hilmi Bulunmaz, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsoru Ömer Faruk Kurhan ile "DEDE HUKUK BÜROSU VE DANIŞMANLIK" şirketi avukatı Eyyüp Fırat Kuyurtar'a İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesi'nde bile "HUKUK DERSİ" veriyor!...

T.C.
İSTANBUL
15. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2012 / 899 DEĞİŞİK İŞ
TALEPTE BULUNAN: Eyyüp Fırat Kuyurtar

KONU: İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'na sunulmakla birlikte, bu dosya içeriğini de aydınlatıp, mahkemenizde ciddi bir kanaat oluşumuna yardım edebilecek açıklamalar ve yanıtlar.

Mahkemenizde bulunan dosya içeriği hakkında henüz bir bilgi ve fikir sahibi olmamama karşın, benim hakkımda düzenlenmiş ve yıkıcı etkisi hâlâ süren 1100 KİŞİLİK ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI 
ile ilgili olarak makamınıza sunulduğunu tahmin ettiğim bu dosyanın, ilişikte sunmuş olduğum belgeyle ilintili olabileceği varsayımı içerisindeyim. Bu nedenle, sunduğum belgeyi kabul edip, dosyaya eklemenizi arz ve talep ederim. 15/04/2013

KARŞI TARAF

"1992 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Tiyatro Kulübünde Tiyatro Yönetmenliği yapmış" Aristofanes Torunu Shakespeare Çocuğu ve de LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan'ın, avukatları Uğur Demirci Tosun ve İnan Yılmaz eliyle ısrarla yayından kaldırtmak istediği aşağıdaki videoyu tam 70.000 kişinin üzerinde büyük bir kitle izleyip, Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı iyice destekledi!...

DOĞRULARI, GERÇEKLERİ ANLATAN BU VİDEO, YARGILANARAK BERAAT ETTİ!...

 
Bu video, sadece 7 Nisan 2013 Pazar günü, yani yalnızca bir gün içinde tam tamına 34ı kez izlendi

***

Türkiye tiyatro sanatını yeniden estetize edip, yeniden inşa ederek yeniden kurgulayan bu kuramsal, köktenci ve "temiz tiyatro" 
video konuşması, LİNÇÇİ müşteki Ömer Faruk Kurhan'ın avukatları Uğur Demirci Tosun'la İnan Yılmaz'ın yayından kaldırtma çabalarına karşın, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın yiğitçe mücadelesi, bilirkişi raporunun Hilmi Bulunmaz lehine yazılıp, T.C. İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin nesnel hukuk kurallarına göre davranması sonucu BERAAT ile sonuçlandı... 

Bu kuramsal, köktenci "temiz tiyatro" video konuşmasını, uzun bir mücadeleden sonra yargıç garantisiyle, rahatça izleyebilirsiniz!

T.C. İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin BERAAT ettirdiği bu 
"temiz tiyatro" videosunu binlerce namuslu kişi coşkuyla izledi!

T.C. Boğaziçi Üniversitesi gölgesinde yaşayan LİNÇÇİ ve William Shakespeare çocuğu Ömer Faruk Kurhan'ın yargılattığı bu "temiz tiyatro" videomuzu tam tamına 70.900 namuslu kiş izledi!...

"Temiz tiyatro"
 videomuzu sunmak için attığımız başlıktaki 

"1992 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Tiyatro Kulübünde Tiyatro Yönetmenliği yapmış" sözleri, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'dan 25.000,00 TL isteyen LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan'a karşı hazırlanan "BİLİRKİŞİ RAPORU"ndan alınmıştır!

12 Nisan 2013 Cuma

AKPKK iktidarına yönelirken cephe gerisindeki pislikler ortaya döküldü!

'Çölaşan Belgeleri Cumhuriyet'e Satıyordu'

Turgut Özal'ın hakkında bilinmeyen anıları sağ kolu Pakdemirli anlattı. Kitapta bir de ağır suçlama var...

Özal döneminin önde gelen isimlerinden eski bakan Ekrem Pakdemirli, anılarını "Özal'ın Mirası" adıyla kitaplaştırdı. Pakdemirli dönemin Cumhurbaşkanı Evren'le arasında geçen bir diyaloğu şöyle anlattı:

"Enflasyon konusunda beni birkaç defa makamına çağırdı. 'Niye düşmüyor bu enflasyon? Emir veriyorum düşsün şu enflasyon' dedi."

Habertürk'ün haberine göre Merhum Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde sağ kolu olan eski bakan Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli, anılarını "Özal’ın Mirası" adıyla kitaplaştırdı.

Turgay Yavuz'un kaleme aldığı ve Ufuk Yayınları'ndan çıkan kitapta Pakdemirli, tartışma yaratacak birçok konuyu da gündeme taşırken, bir döneme de ışık tutuyor. Kitapta Emin Çölaşan ile ilgili çarpıcı bir de suçlama var.

'EMİN ÇÖLAŞAN GİZLİ EVRAKLARI CUMHURİYET'E SATIYORMUŞ'

"DPT’de grup başkanı iken Emin Çölaşan da DPT'de uzman yardımcısı olarak çalışıyordu. Bir ara baktık ki Cumhuriyet Gazetesi'nde bizim, hizmete özel olan gizli evraklar yayınlanıyor. Bu evrakları kimin verdiğini bir türlü bulamıyorduk. Bu evrakları kimin verdiğini bulmak için bir teklifte bulundum.

Bir tane gizli evrakı, var olan 4 dairemize birer harfini değiştirerek verelim; böylelikle hangi daireden çıktığını kolaylıkla buluruz dedim. Evrakları dağıttık. Ertesi gün Cumhuriyet Gazetesi'nde Sosyal Planlama’ya gönderdiğimiz evrak yayınlandı. Sosyal Planlama Daire Başkanı o zaman Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş idi. Yalçıntaş'a evrakın kendi dairesinden çıktığını söyledik. O da evrakın akışından hangi şubeden çıktığını tespit etti. Sosyal Planlama'dan evrakı Emin Çölaşan’ın çıkardığını anladık. (...) Sonradan biz Cumhuriyet Gazetesi'nin sahibinden öğrendik ki Çölaşan bütün bu hizmete özel gizli evrakları para karşılığında Cumhuriyet Gazetesi'ne satıyormuş."

"İHTİLAL'DEN ÖNCE GÜLEN'E SAKLANMASINI TAVSİYE ETTİM"

"Fethullah Gülen Hocaefendi ile İzmir'de tanıştık. Hocaefendi, Bornova Merkez Camii'nde vaiz idi. Ben de üniversitede hocaydım. 1980 ihtilali yaklaşırken Turgut Özal, Hacı Kemal Erimez ve Fethullah Gülen'in de aralarında bulunduğu kişilerle beraber Ankara'da benim evimde bir araya geldik. Bu toplantıda Fethullah Gülen'e askerlerin söz dinlemediği, darbe yapacaklarının kesinleştiği, kendisinin saklanmasının iyi olacağını tavsiye ettik."

"ÇANDAR'I ÖCALAN'A ÖZAL GÖNDERDİ"

"Cengiz Çandar, Özal'a çevreden bilgiler getiriyordu. Bu yüzden Özal onunla arkadaşlığına önem veriyordu. Özal’ın, Çandar'ı bir kez de Öcalan'a terörle bir yere varılamayacağını anlatmak için gönderdiğini hatırlıyorum."

TIMETURK

(Kaynak: HABER VAKTİM)

Cemal Bulunmaz İtalya / Siena'da üzerine şiir yazılacak fotoğraflar çekti


Büktel, Lemi'den reklâm (PARA) alan Demirkanlı'nın ruhunu özetlemiş...

Coşkun Büktel ‏- MUSTAFA, HİLMİ'NİN AÇIKLADIĞI GERÇEKLERDEN KORKMAKTA NE KADAR HAKLI İSE; HİLMİ DE  MUSTAFA'NIN YALANLARINDAN KORKMAMAKTA O KADAR HAKLI. BAKINIZ:
www.facebook.com/coskun.buktel/posts/589474724403975

***


Hilmi Bulunmaz - Demirkanlı, korktuğu için yalan söylemiyor. Ceset hâline gelip, hızla çürümek yazgısına tutularak, şimşek hızıyla küflenen Türk tiyatrosunun en tepesindeki Lemi'den ciddi reklâm (PARA) alarak dergisini çıkarmak zorunda olduğu için ısrarla ve inatla yalan söylüyor!

MÜSTEHCEN görseller yayınlamaktan hoşlanan LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından MİMESİS DERGİSİ'nin BB'si (Big Brother=Büyük Birader) Ömer Faruk Kurhan'ın, gayet haksız yere, neredeyse İFTİRA atar gibi suçladığı Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın mahkûm ettirilmek istendiği "KAMU DAVASI" için sunulan BİLİRKİŞİ RAPORU metnini nihayet okurlarımızın saygın görüşlerine hızla, hem de şimşek hızıyla sunmaktan gurur duyuyoruz!...

BİLİRKİŞİ RAPORU

İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMESİ'NE

Dosya No: 2010/8 Esas


23.06.2010 tarihli duruşma oturumunda almış olduğunuz karar uyarınca, mahkemenize ait 2009/945 esas sayılı dava dosyası üzerinde bilirkişilik yapmak üzere, tarafınızdan re'sen bilirkişi olarak seçilmiş bulunmaktayım. Görevim, dava dosyasına ibraz edilen bütün belge ve kayıtları incelemek suretiyle, davaya konu yazının eleştiri sınırları içerisinde kalıp kalmadığı konusunda bir rapor hazırlamaktır. Dosya üzerinde gerekli incelemelerimi tamamlamış bulunmakla, ulaşmış olduğum sonuçlar aşağıda aktarılmıştır.


DAVAYA KONU OLAY


Davaya konu olay, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 29.12.2009 tarih ve 2009/25380 esas sayılı iddianamesiyle aşağıdaki şekilde somutlaştırılmıştır:


"Müşteki Ömer Faruk Kurham vekili tarafından 18.12.2009 havale tarihli şikâyet dilekçesinde, müştekinin 1992 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Tiyatro Kulübü'nde Tiyatro Yönetmenliği yapmış, çeşitli oyunlar sergilemiş, hâlen Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu'nda sanat yönetmenliği yapan, tiyatro konusunda yazdığı kitabı ve yayınlanmış pek çok yazısı bulunan bir sanatçı olduğu, şüpheli Hüseyin Hilmi Bulunmaz'ın http://vimeo.com/5361122 İnternet adresinde 'Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz ile işçi Mehmet Şahin, Bulunmaz Tiyatro vs. konuşuyor! (HB)' adlı video kaydında müştekinin onur ve şeref ve saygınlığını rencide edici ve aşağılayıcı sözler sarf ederek hakaret suçunu işlediği ileri sürülmüştür.


Şüpheli Hüseyin Hilmi Bulunmaz, uzun yıllardır tiyatro sanatçılığı yaptığını, müştekiyle bazı kişilerin, ifade özgürlüğünü, tiyatro yapmasını engellemeye yönelik 'LİNÇ KAMPANYALARI'ndan sonra, tepki olarak hazırlayıp paylaşıma sunduğu videoda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Eski Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya'nın müşteki ile ilgili saptamalarına katıldığını, müştekinin tüm tiyatrocuları haksız olarak eleştirdiği için imgesel olarak kızarması gerektiğini ifade edip eleştiride bulunduğunu ileri sürerek, İnternet ortamında yer alan videonun hazırlanmasına neden olduğunu belirttiği yazı örneklerini sunmuştur.


Şikâyet dilekçesi ekinde bulunan CD tarafımızdan incelenmiş; 'Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Kültür Bakanlığı'ndan yardım almasına karşın tarihi geçmiş programları duyurduğunu, çanak yaladığını belirtip, yayın politikası ve dergide yer alan yazıları eleştirirken, Orhan Alkaya'ya atfen müştekiyi yalancılıkla suçladığı, kendisiyle birlikte, haklarında 'LİNÇ KAMPANYASI' başlatılan Coşkun Büktel'in bir yazısına değinip, yaptıkları telefon konuşmalarından bahsettiği, müşteki hakkında 'maymunla orantıladığımız zaman maymunun sadece .ötü kırmızıdır. Ömer Faruk Kurhan'ın her yeri kırmızı, Ömer Faruk Kurhan artık kızaramayacak kadar çok kızarmış, her tarafı kızarmış, böyle karides gibi olmuş, haşlanmış karides gibi olmuş... Şempanzelerin yada maymunların .ötü kırmızıdır, Ömer Faruk Kurhan'ın her yeri kırmızıdır.' dediği, kişilik haklarını rencide edecek, şeref, onur ve saygınlığına saldırı oluşturacak nitelemede bulunduğu, İnternet ortamında herkesin görebileceği şekilde yayınlamak suretiyle suçun alenen işlendiği anlaşılmıştır..."


DEĞERLENDİRME VE SONUÇ


Davaya konu sesli ve görüntülü kayıt içeriğinde müşteki Ömer Faruk Kurhan'a yönelik olarak sanık Hüseyin Hilmi Bulunmaz tarafından açıklanan ifadeler, dava dosyasındaki bütün bilgi ve belgelerle birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde bunların "eleştiri hakkı" hukuka uygunluk nedeni kapsamında oldukları; bu sebeple de hakaret suçunu oluşturmadıkları görülmektedir.


Eleştiri yapmak hakkı, pozitif kaynağını 1982 Anayasası'nın 26. Maddesi'nde bulan düşünce özgürlüğünün doğal bir kısmını oluşturmaktadır. Bu hak, yalnız belirli olayları açıklamayı içermeyip, bunun yanında söz konusu beyanlarda, belirtilen olaylarda adı geçen kişilerin tutum ve davranışları hakkında bir değer hükmünü de içerir. Eleştiri hakkının kullanılması açısından belirlenmesi gereken en önemli husus, bu hakkın sınırının ne olacağıdır ki, eleştiri bir övgü olmadığına göre, normal ifadelere nazaran zorunlu olarak sert ve haşin olacaktır. Doğal olarak her hak gibi, eleştiride bulunmak hakkının kullanılması hâlinde de bir sorumluluğun doğmaması için, bu hakkın sınırlarının aşılmamış olması gerekir. Bunun için de eleştiri yapılırken kullanılan ifadeler, anlatılmak istenen konu açısından ölçülü olması, anlatılmak istenen olay açısından gereksiz ifadelerin kullanılmaması gerekir. Burada esas alınacak kriter, kullanılan ifadelerin eleştiriye konu olay açısından "zorunlu" olması değil, "faydalı" olmasıdır.


İncelemeye konu içerikte sanık Hüseyin Hilmi Bulunmaz çeşitli konulara ilişkin görüşlerini açıkladıktan sonra Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde yer alan bir yazıyla ilgili görüşlerini açıklarken, konuyu Coşkun Büktel'in son yazdığı bir yazıya getirmiş ve bu bağlamda "birkaç yerini kırmızıya boyamışsın; bunu bir insan boyutuna yada bir maymun veya şempanzenin boyutuna orantıladığımızda bir maymunun .ötü kadar kırmızı yapmışsın dedim yani, hattâ şöyle söyledim; Ömer Faruk Kurhan, Mustafa Demirkanlı, Ahmet Ertuğrul Timur gibi Yaşam Kaya, Can Törtop gibi insanlar, bu LİNÇ KAMPANYASI sponsorları, ana sponsorları için dedim gerçi, sen Özdemir Nutku Skandalı'nı anlatıyorsun ama burada, çünkü bu LİNÇ KAMPANYASI da Özdemir Nutku Skandalı'ndan hiç uzak değil. Coşkun Büktel, Türkiye'nin en ünlü tiyatro profesörü Özdemir Nutku'nun iftiracı olduğunu CD ile kanıtlayınca ve bunu kamuoyuna mal edince buradan başladı zâten LİNÇ KAMPANYASI. Bir de benim Talât Sait Halman'a yönelik 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı'na verilen Emek Ödülü nedeniyle Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ı eleştirmem nedeniyle üzerimize böyle bir LİNÇ KAMPANYASI pisliği attılar. Onlarla bir biçimde ilintili ya dedim. Coşkun Abi dedim, sen dedim, maymunla orantılarsak bir maymunun .ötü kadar kırmızı yapmışsın dedim. Maymunun .ötü kırmızıdır, ama bunların her yeri kırmızı. Yani Ömer Faruk Kurhan'ın her yeri kırmızı. Az yapmışsın abi dedim. Güldü biraz, dedi bunu yaz falan. Dedim yazmayı düşünmüyorum. Çünkü Ömer Faruk Kurhan artık kızaramayacak kadar çok kızarmış. Her tarafı kızarmış, böyle karides gibi olmuş, haşlanmış karides gibi olmuş. O zaman dedi, videoda söyle dedi. Valla dedim, söz veremem dedim. Ancak dedim, aklıma gelirse söylerim dedim. Şu ân aklıma geldi, yineliyorum; Şempanzelerin yada maymunların sadece .ötü kırmızıdır, Ömer Faruk Kurhan'ın her yeri kırmızıdır." İfadelerini kullanmıştır.


Görülmekte olan ceza davasını hazırlayan iddianamede, suç tarihi olarak 29 Haziran 2009 olarak gösterilmiştir. Dava dosyası içerisinde yer alan ve çeşitli İnternet sayfalarında yer alan yazılara ilişkin belgeler incelendiğinde görülmektedir ki, sanık Hüseyin Hilmi Bulunmaz'ın açıklamalarında zikrettiği kişilerle bu tarihten önce başlamış olan (yazılarından anlaşıldığı kadarıyla Coşkun Büktel'in hazırladığı bir yazının, tiyatrom adlı dergide yayınlanmayarak sansürlendiği iddiası üzerine çıkmış olan) ve süregelen, birbirleri aleyhine açıklamaları içeren ve İnternet ortamında yayınlanmış olan açıklamalar bulunmaktadır. Bu bağlamda görülmekte olan davanın müştekisi durumunda olan Ömer Faruk Kurhan ve sanığı durumundaki Hüseyin Hilmi Bulunmaz arasında da bu tür açıklamalar bulunmaktadır. Örneğin, http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=675 adresli İnternet sitesinden 25.12.2009 tarihinde alındığı anlaşılan ve siteye giriş tarihi 12.03.2009 olan, Ömer F. Kurhan tarafından "H. Bulunmaz'ın Adımı Zikretmesi Nedeniyle Zorunlu Bir Açıklama" ... "Kültür Bakanlığı'ndan Yıllarca Yardım Aldığı Ortaya Çıkarılan Hilmi Bulunmaz'ın Adımı Zikretmesi Nedeniyle Zorunlu Bir Açıklama" başlığıyla yazılmış görünen yazıda, bu davanın sanığı durumundaki Hüseyin Hilmi Bulunmaz'ın başkalarını eleştirdiği hâlde kendisinin de Kültür Bakanlığı'ndan yardım aldığının ortaya çıktığı açıklamalarına yer verdikten sonra, kendisinin "çanak yalama" eyleminde bulunduğunu itiraf ettiğini; en azgın eleştirmenin hâlinin ortada olduğunu, yirmi yıla yakın bir süredir kamuoyunu aldatmış olduğunu, Bulunmaz'ın bu sebeple özür dilemesi gerektiği, ayrıca "çanak yalama" eyleminden sorumlu tutarak saldırdığı muhataplarından da ikiyüzlü tutumundan dolayı özür dilemesi gerektiğini ifade etmiştir. Yine aynı İnternet sitesine 11.03.2009 tarihinde girildiği anlaşılan ve Ömer F. Kurhan tarafından yapıldığı görülen "Tiyatro Yayıncılığı Alanında Sanal Lümpenlik ve Sonuçları" başlıklı açıklamalarda da Coşkun Büktel ile birlikte görülmekte olan davanın sanığı Hüseyin Hilmi Bulunmaz'ı da hedef alan açıklamalara yer verildiği görülmektedir."...blogspot.com/.../ozgur-tiyatroyu-sor..." adresinden alınmış olan ve 16.04.2009 tarihini taşıyan "Kurhan'ın Çöp Kutusu / 2" başlıklı yazıda,"Bulunmaz-Büktel yayıncılık hattı teatral söylemi düzenli olarak kirleten bir anlayışa hizmet etmektedir; yazıp çizdikleri, pornografi dâhil küfrün çeşidini barındırmaktadır" şeklinde ifadelere yer verilmiştir. Bunun dışında da görülmekte olan davanın müştekisi durumunda olan Ömer Faruk Kurhan tarafından kaleme alınan yazılarda, sanık Hüseyin Hilmi Bulunmaz hakkında açıklamalara yer verilmiştir.


Bu açıklamalardan da anlaşıldığı üzere, sanık Hüseyin Hilmi Bulunmaz karşılıkla olarak süregelen açıklamalar çerçevesinde müşteki Ömer Faruk Kurhan'ın da içerisinde olduğu bazı kişilerin adlarını zikretmek suretiyle kendilerinin kızardığı, kıpkırmızı oldukları gibi ifadelere yer vermiştir. Açıklamalarda kullanılan "maymunun .ötü kırmızıdır; ama bunların her yeri kırmızıdır" şeklindeki benzetmekle anlatılan husus, Coşkun Büktel tarafından kaleme alınan yazıda kırmızıyla renklendirilen alanın küçüklüğü ve müşteki Ömer Faruk Kurhan ile diğer kimselerin kızarması gerektiğidir. Açıklamanın bütünlüğü içerisinde bu kimselerin maymuna yada maymunun bir organına benzetilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.


Yine müşteki ve diğer kimselerin kızardıkları, kırmızı oldukları benzetmesi, benzetmenin yöneldiği kimselerin kişiliğiyle ilgili olmayıp, dile getirilen eylemleri sebebiyle yapılan bir benzetmedir. Sanık Hüseyin Hilmi Bulunmaz, kendisi ve Coşkun Büktel ile müşteki Ömer Faruk Kurhan'ın da aralarında olduğu kişilerle aralarında yaşanan tartışmaları esas alarak, onların eylemlerini değerlendirmek üzere belirli benzetme ve nitelendirme yapmıştır. Belirtmek gerekir ki, bireyler eleştiri hakkının kullanılması çerçevesinde, olay ve eylemlerle ilgili olarak çeşitli benzetmeler, nitelemeler yapabileceklerdir. Burada önemli olan, kullanılan ifadelerin ve yapılan benzetmelerin abartılı, ölçüsüz ve olayı anlatmaktan uzak olmaması gereğidir ki, davaya konu açıklamalar açısından kullanılan benzetmelerin abartılı, ölçüsüz ve olayı anlatmaktan uzak olduğu söylenemez. Şunu da belirtmek gerekir ki, eleştiriye yönelik açıklamalar objektif olay açıklaması veya değerlendirme yada bir övgü olmadığına göre, belirttiğimizi özelliklere sahip olmak koşuluyla muhatabını rahatsız edebilecek, sert ve haşin ifadelere yer verilmesi de doğaldır. Bireylerin muhataplarının beğenmedikleri davranışlarını sadece basit ifadelerle ve yalın kelimelerle dile getirme zorunluluğu bulunmayıp, davaya konu açıklamalarda olduğu gibi, bunları benzetmeler yoluyla da açıklamaları mümkündür. 


Sonuç olarak, yukarıda açıklanan sebeplerle eleştiri hakkı hukuka uygunluk sebebi kapsamında olan davaya konu açıklamaların müşteki açısından hakaret suçunu oluşturmayacağı kanaatine ulaşmış bulunmaktayım.


Durum bilgilerinize saygı ile sunulur. 28.12.2010


Doç. Dr. Ali Kemal Yıldız

Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku
Öğretim Üyesi

Hindistan, âdeta bir tiyatro fabrikası gibi çalışıp her dilde oyun üretiyor!

Preview

HELLO PAKISTANI, HU GUJARATI
Writer : Pranav Tripathi
Director : Vipul Mehta
Cast : Krishna Vyas, Amita Rajda, Parth Desai, Haresh Panchal, Charul Bhavsar and Vinayak Ketakar

HELLO PAKISTANI, HU GUJARATI



By MTG editorial
 11 2 175

HELLO PAKISTANI, HU GUJARATI

Simran is a brave woman whose life mantra is 'life is an adventure'. This Punjabi girl is to be engaged to Ankush who is a Gujarati and a software engineer by profession. Prior to their enagagement, Ankush, Simran, Ankush's mother and his maternal uncle embark upon a pilgrimage in the region of Kutch.At the the railway station there is an announcement that the trains are delayed and Simran realises that she has forgotten her engagement dress at the tailor's shop. Ankush voulunteers to get it for her. There is a bomb blast and the family thinks that Ankush is a victim of the same and has passed away. But Ankush lands up in Pakistan and is imprisoned in the Khot Lakhpat Jail, Lahore.

Upon knowing that Ankush is alive, Simran meets the external affairs minister, requesting him to repartriate Ankush to India but the minister informs her that the procedure will take many years, so she decides to go to Pakistan assuming false identity to rescue Ankush from the prison. Will Simran's adventure pay off? Find out in HEllO PAKISTANI, HUN GUJARATI. 

Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı H. Hilmi Bulunmaz'ı adalet karşısında, hukuk karşısında, yasa karşısında ısrarla mahkûm ettirmek istemelerine karşın, Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın çok mert, gayet net, oldukça sert hukuksal mücadelesi sonucu avuçlarını yalayan LİNÇÇİ kişilerin avukatı Burhan Gün, LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek, LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan gibi insanların soluk alıp verdiği ülkemizde kurulabilme cesareti gösteren sahte "TİYATRO YAYINCILARI BİRLİĞİ", adaletin "a"sından, hukukun "h"sinden, yasanın "y"sinden zerre kadar bile anlayamayacak dangalaklıkta bulunmasına karşın, "HAKARETE DAYALI YAYINCILIK YAPTIĞI TESPİT EDİLEN HİLMİ BULUNMAZ" diyerek alternatif hukuk oluşturmaya yeltenme adiliğini, basitliğini, cahilliğini, namussuzluğunu, onursuzluğunu, şerefsizliğini, terbiyesizliğini nereden alıyor ki acaba?...


Tiyatro Kamuoyuna

TİYAB’ın 17 Kasım 2009’da yaptığı toplantıda gündem maddelerinden birisi de TİYAB üyesi TİYATROM'un sahibi ve editörü Ertuğrul Timur'un TİYAB'dan ayrıldığını bildiren ve toplantıya katılmayacağını belirten mesajı oldu. Aynı zamanda bu bildirimin TİYATROM ve Facebook üzerinden kamuoyuna duyurulduğu da görüldü. Bütün bunlar ayrılmanın bir adabı, hukuku olmalıdır uyarılarına rağmen yaşandı.

Bu noktaya nasıl gelindiği ele alındığında, 17 Kasım 2009 tarihli TİYAB toplantısında tartışılan konular ve ulaşılan sonuçlar özetle şunlardır:

1) Ertuğrul Timur'un 14. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali ile ilgili haber hazırlarken, daha önce TEMİZ TİYATRO kampanyası ile protesto edilen ve HAKARETE DAYALI YAYINCILIK YAPTIĞI TESPİT EDİLEN HİLMİ BULUNMAZ'dan yardım istemesinin ilkesel olarak yanlış olup olmadığı tartışıldı. TİYAB'ın ulaştığı sonuç, HİLMİ BULUNMAZ'ın hakarete dayalı yayıncılık çizgisini halihazırda terk etmediği, kişisel de olsa bu türden bir yayıncılık çizgisini koruyan birisinden haber yapmak üzere yardım istenmesinin ilkesel olarak yanlış olduğudur.

2) TİYATROM'un mahremiyeti içinde ele alınması gereken sorunların doğrudan TİYAB'ın iç yazışma ortamına taşınması konusu tartışıldı. TİYAB'ın ulaştığı sonuç, Ertuğrul Timur'un üslup sorunlarını da içerecek şekilde TİYATROM'daki anlaşmazlıkları doğrudan TİYAB'a mal etmesinin kurumsal ayrım çizgilerinin gözetemediğini gösterdiği ve ilkesel olarak yanlış olduğudur.

3) TİYATROM adına TİYAB'ın kuruluşuna katılan, fakat sonrasında hukuksuz bir şekilde TİYAB'ı terk eden Ertuğrul Timur'un, örgütlü bir tiyatro ortamını hedefleyen Türkiye Tiyatro Kurultayı Koordinasyon Komitesi'nde yayıncılık alanını temsil etmesinin doğru olmadığına karar verildi.

Bütün bu gelişmelerin ışığında ve aldığımız kararlar gereği, Tiyatrom’un sahibi ve editörü Ertuğrul Timur’un TİYAB’dan özür dilemesini bekliyoruz.

TİYATRO YAYINCILARI BİRLİĞİ

(Kaynak: istanbul alternatif tiyatrolar platformu - girişim)