18 Ağustos 2013 Pazar

LİNÇÇİ Bülent Sezgin ve LİNÇÇİ Cüneyt Yalaz'ın manevi abisi, LİNÇÇİ Üstün Akmen'in İFTİRA MÜTALÂASI yazdığı LİNÇÇİ Ömer F. Kurhan'ın avukatları Uğur Demirci Tosun ile İnan Yılmaz'ın zorlamasıyla yayından kaldırtılmak istenen bu olağanüstü gerçek video tam 90.100 kez izlendi


BU VİDEO, YARGILANARAK BERAAT ETTİ!

BU VİDEO, TAM TAMINA 90.100 KEZ İZLENDİ!


 

***

"Ceylan'ın 1997 yılında çektiği ilk filmi 'Kasaba', fazla seyirci toplayamamış 1999'da çekilen ve beş sinemada gösterilen 'Mayıs Sıkıntısı'nı ise 24 bin kişi izlemişti.

2002 yapımı 'Uzak', ilk vizyon imtihanında pek başarılı olamamış ama yurt dışında birçok festivalden ödül alınca ikinci kez vizyona girerek 64 bin üzerinde seyirciye ulaşmıştı. Ünlü yönetmenin yine birçok ödül toplayan 2006 yapımı 'İklimler' filmi 

35 bin, 2008 yapımı 'Üç Maymun' filmi ise 127 bin kişi tarafından izlenmişti."

(Kaynak: Hürriyet)

***

 

T.C.
İSTANBUL
3. SULH CEZA MAHKEMESİ

DOSYA NO: 2010/8
KARAR NO: 2011/1860
(C. SAVCILIĞI ESAS NO): 2009/25380

GEREKÇELİ KARAR

TÜRK MİLLETİ ADINA

HÂKİM: METİN ÇELİK 34320
KÂTİP: ASLIHAN CANLI 99617
DAVACI: K.H.
KATILAN: ÖMER FARUK KURHAN
VEKİLİ: Av. UĞUR DEMİRCİ TOSUN

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Her ne kadar sanık hakkında hakaret suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın eylemini gerçekleştirirken kullandığı sözcükler sanığın ve katılanın konumları itibarı ile yazı içeriğinin tarafları olabileceği ve içerik itibarı ile incitici dahi olsa, bunun eleştirinin özünde olabileceği yazı içeriği itibarı ile de eleştiri sınırları içerisinde kaldığı ve atılı suç kastının bulunmadığı anlaşıldığından sanığın CMK 223/2. a-c maddesi gereğince BERAATine


(Kaynak: OYUN)


***


Ayrıca bakınız:


ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Aristofanes Torunu Shakespeare Çocuğu Ömer Faruk Kurhan'ın, Bulunmaz Tiyatro - İstanbul Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ı mahkûm ettirebilmek için tam tamına 25.000,00 TL isteyebildiği ve Hilmi Bulunmaz'ın verdiği devrimci hukuk mücadelesi nedeniyle tam üç yıldır bir türlü sonuçlandırılamayan bu dava Ömer Faruk Kurhan'ın avukatları Eyyüp Fırat Kuyurtar ile Uğur Demirci Tosun'un müthiş derecede pasif davranmaları ve son duruşmaya Ömer Faruk Kurhan ile Uğur Demirci Tosun'un gelme cesareti gösterememeleri nedeniyle ancak "DAVANIN KISMEN KABULÜ" söz konusu olabilmekle birlikte, YARGITAY sürecine giren bu dava, büyük olasılıkla Hilmi Bulunmaz'ın lehine sonuçlanacak!


Devrimci hukuk mücadelecisi Bulunmaz LİNÇÇİleri üzen sonuçlar alıyor


LİNÇ KAMPANYASI düzenleyicisi Ömer Faruk Kurhan ve onun avukat olarak tuttuğu Eyyüp Fırat Kuyurtar, İnan Yılmaz, Uğur Demirci Tosun, devrimci hukuk savaşımcısı Hilmi Bulunmaz karşısında tutunamıyorlar!


***


Aşağıdaki yazıların, yukarıdaki konuyla hiç ilgisi yok!


***


Kendisi de avukat olmasına karşın, en basit bir dilekçeyi bile yazmaktan yoksun Eyyüp Fırat Kuyurtar, kendisine bir dilekçe yazması için Avukat Mesut Bulut'u tuttu... Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar'ın bir dilekçeyi bile yazmaktan yoksun olduğunu anlayabilmek için, İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıcı Sayın Abdurrahman Orkun Dağ'ın dilekçe yazmayı anımsatan, linkini verdiğimiz belgesini okuyup, yoksunluğu anlayınız:


Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar'ın ceza hukuku usûlsüzlüğünü belgeliyoruz


***


Ayrıca bakınız:


Bulunmaz 100.000 TL'lik manevî tazminat dâvâları açarken şunu okudu


Eyyüp Fırat Kuyurtar, dilekçe yazamadığı için Av. Mesut Bulut'u tutmuş.


Avukat Fırat Kuyurtar, kendisini savunması için Av. Mesut Bulut'u tuttu!


***


Oyun'dan önemli not: "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" nedeniyle, gayet yakıcı siyasal, tarihsel ve toplumsal olaylara müdahil olmakta olağanüstü boyutta zorlanıyoruz. Aşacağız!...

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Bulunmaz, Mustafa Demirkanlı'ya 100.000 TL'lik tazminat dâvâsı açıyor

T.C.
İSTANBUL
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'na

Tedbir Talebimiz Vardır

DÂVÂCI: HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ
T.C. KİMLİK NO: 50482204038
ADRES: Ali Baba Türbe Sokak No: 13 / 8-9 Çemberlitaş / İSTANBUL
TELEFON: 0532 642 88 57 / 0212 513 47 32 - 33
E-POSTA: tiyatroyun@gmail.com

DÂVÂLI: MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI

T.C. KİMLİK NO: 37210675438
ADRES: Reha Yurdakul Sok. No: 28/1 Billur Ap. Şişli / İSTANBUL
TELEFON: 0212 216 75 20  / 0212 233 16 26-44
FAKS: 0212 233 16 07
E-POSTA: tiyatrodergisi@gmail.com

TAZMİNAT KONUSU: Manevî tazminat talebinden ibarettir

HARÇ DEĞERİ: 100.000,00 TL

BANA KARŞI HAKARET OLAYININ ZAMANDİZİNSELLİĞİ:


1
- DÂVÂLI Mustafa Şükrü Demirkanlı, Şubat 1991'den bu yana, başta Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü olmak üzere, birçok resmî sanat kurumundan aldığı reklâm (PARA) sayesinde yayınlanabilen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni yönetiyor... Adını andığım bu dergi, hiçbir zaman için yayınlanması gereken günlerde değil, çok sonraki günlerde yayınlanarak, reklâm (PARA) aldığı resmî sanat kurumlarının gösteri programlarını tam vaktinde yayınlamadığı için, bu sanat kurumlarının zarar görmesine neden olmaktadır. Ben, hem bir T.C. vatandaşı olarak ve hem de kırk bir yıldır tiyatro sanatıyla uğraşan Bulunmaz Tiyatro - İstanbul'un kurucusu, sahibi ve genel sanat yönetmeni olarak içinde bulunduğum durumdan çok rahatsızım. Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin haksız ve usûlsüz bir biçimde aldığı reklâm (PARA) benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin vergileriyle denkleştirilen Maliye Bakanlığı'nın Kültür Bakanlığı'na sunduğu olanaklar sayesinde karşılanabiliyor. Ben, alışkanlığım, doğal yapım ve en önemlisi de vatandaşlık görevim gereği, bu haksız ve usûlsüz uygulamaya sürekli olarak hep karşı çıkıyorum!...


2 - DÂVÂLI Mustafa Şükrü Demirkanlı, "eski" Tiyatro... Tiyatro... Dergisi aldı yayının Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak "sınırsız yönetim" olanağı elde etmiştir. Bu durum, her ne kadar onun en doğal hakkı gibi görünebilse de, derginin kurulduğu günden bu yana, reklâm (PARA) vermeyen korkusuz Devlet Tiyatroları Genel Müdürü'ne nasıl bir yayın ve yıpratma politikası izlemiştir? Bu sorunun çok somut, gayet net yanıtını alabilmek için, öncelikle Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü İ. Rahmi Dilligil'in neler çektiği, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin, kendisine reklâm (PARA) vermekte ikircikli davranan ve böylelikle Devlet Tiyatroları'nın çıkarını ve dolayısıyla benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin çıkarını düşünen Sayın İ. Rahmi Dilligil'e neler çektirdiği, o zamanın basın-yayın organlarından ve İ. Rahmi Dilligil'in yargılandığı dâvâ dosyalarından incelenebilir. Bunlar incelenmelidir!...

3 - DÂVÂLI Mustafa Şükrü Demirkanlı, "çok sınırsız yönetim" olanağı aldığı bu derginin sahibi Gülhan Avşar Demirkanlı sayesinde, Burak Caney adlı sanal İnternet teröristini desteklemiştir... Bu durum da, son derecede doğal gibi görünmesine karşın, ben, bana ve benimle birlikte yazar Coşkun Büktel'e karşı düzenlenen pek iğrenç "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecini başlatan Burak Caney adlı sanal İnternet teröristinin Mustafa Şükrü Demirkanlı ve/ya Gülhan Avşar Demirkanlı yada bu şahısların olağanüstü yakınlarında bulunabilen biri yada birilerinin olduğu düşüncesinde ve kanısındayım. Burak Caney adlı İnternet teröristinin IP numarası saptanırsa, durum kendiliğinden ortaya çıkabilecektir... Ben, onlarca dâvâ dosyasında bu düşüncemi ve bu kanımı belirtmeme karşın, hiçbir savcı, hiçbir yargıç, benim bu önemli düşüncemi, bu kanımı ceza hukuku, hukuk felsefesi düzeyinde ve düzleminde ciddiye almamıştır. Oysa, bence, herhangi bir küçücük kuşku bile savcıları, yargıçları ceza hukuku anlamında, hukuk felsefesi bağlamında harekete geçirmelidir. Hukuk ve manevî tazminat dâvâlarına bakan yargıçlara ciddi inisiyatifler kullanma, öznel durumu nesnelleştirebilme ve yetkide bulunma serbestiyesi tanınmıştır. Benim nazarımda, hukuk ve manevî tazminat dâvâlarını yürütebilen yargıçlar, hukuk camiasının şair ruhlu insanlarıdır. Hukuk filozofu adamlardır!...

4 - DÂVÂLI Mustafa Şükrü Demirkanlı, Burak Caney'in önderlik ettiği "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" mantığı içindeki 1000 kişilik imzanın incitici işlevi olamadığını duyumsayınca, bu kez de, kendi adıyla birlikte Gülhan Avşar Demirkanlı'nın adının da tiyatro piyasasındaki inandırıcılığını gündeme getirerek, tam tamına 1100 kişinin imzaladığı bir kampanya başlatmıştır... Benim, "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" dediğim bu "CADI AVI" sürecini ilk başlatan kişilerin Mustafa Şükrü Demirkanlı, Gülhan Avşar Demirkanlı olması, kesinlikle rastlantı değildir. Çünkü, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yönetimindeki Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, hiçbir zaman için asla "3.000 tiraj" yapmamasına karşın, "3.000 tiraj" yaptığı yalanına dayanarak ve hiçbir zaman için ayın tam birinde çıkmamasına, günler ve hattâ bâzen haftalar sonra yayınlanmasına karşın, T.C. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'tan, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den ve en önemlisi Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan ve diğer resmî sanat kurumlarının yöneticilerinden haksız ve usûlsüz bir biçimde reklâm (PARA) alabilmektedir. Benim, kendimi, halkımı, tüyü bitmemiş yetimi düşünerek, verdiğimiz vergilerin çarçur edilmesinden duyduğum rahatsızlığı dile getirmek için yaptığım önemli eleştirilerden şaşırtıcı düzeyde rahatsız olan Mustafa Şükrü Demirkanlı, inandırıcı, ciddi, haklı nedene dayanmayan durumlar sonucu, beni sürekli olarak savcılıklara şikâyet etmekte ve benim hakkımda ADLİYEYE karşı suç işlemeyi göze alarak, yalan-yanlış dâvâlar açmaktadır... Öyle ki, sadece kendisi benim mahkûm olmam için uğraşmakla kalmayarak, birlikte hareket ettiği diğer kişileri de, bu konuda yüreklendirip, benim rahatça yaşama, seyahat etme, çalışma, ailemle ilgilenme, sağlıklı bir biçimde düşünme olanaklarımı kısıtlamaktadır. Gülhan Avşar Demirkanlı'nın da benim yargılanmam için uğraşmasına neden olan Mustafa Şükrü Demirkanlı, avukatları Burhan Gün ile Reyhan Kayışlı'nın bana karşı dayanaksız dâvâlar açmasını isteklendirmiş, sürekli dâvâlar açılmıştır!

5 - DÂVÂLI Mustafa Şükrü Demirkanlı, hep içinde yada yanında bulunduğu "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI", "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" ile yetinmeyip, yetinilmemesi gerektiği kanısında olarak, kendisiyle birlikte birçok kişi tarafından yargılanmama neden olduğu için, yeni bir süreç başlatarak, kirli "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecini gündeme getirebilmiştir. Bu sürecin içeriği, hukuk yoluyla beni hizaya getirme eylemliliği olduğu için, ben de, bu sürecin adını "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" olarak dile getiriyorum. Benim, "ADLİYEYİ MEŞGÛL ETMEMEK" düşüncesiyle, hemen hemen hiçbir kimseyi kesinlikle dâvâ etmediğimi bilen Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim bu ilkesel kararımdan yararlanarak, benim hakkımda, onlarca, elliyi aşkın soruşturma, kovuşturma başlanmasına yardım ve yataklık edebilmiştir. Ancak, beni uzun yıllardır onlarca dâvâ ile bunaltmak isteyen Mustafa Şükrü Demirkanlı ve 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" elemanlarına karşı dâvâlar açmaya başlayınca başta Mustafa Şükrü Demirkanlı ile Gülhan Avşar Demirkanlı olmak üzere, deyim yerindeyse "frene basmak" zorunda kalmışlardır. Özellikle T.C. İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde süren 50.000,00 TL'lik manevî tazminat dâvâsıyla birlikte, Mustafa Şükrü Demirkanlı, Gülhan Avşar Demirkanlı neredeyse kıpırtısız bir sessizlikle beklemektedirler. Ancak ben, beni uzun yıllardır örseleyen, benim en doğal haklarımı bile kısıtlayabilen Mustafa Şükrü Demirkanlı, Gülhan Avşar Demirkanlı ve diğerlerine karşı yasal haklarımı sonuna kadar kullanmaya kararlıyım... Benim bu kararlılığımın rahatça anlaşılabilmesi için, sadece ve yalnızca Demirkanlı'ya açtığım şu dâvâ dosyalarının incelenmesinde yarar var:

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481

HUKUKİ NEDENLER: Medenî Kanun, Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemesi Kanunu, vs. ilgili Türkiye Cumhuriyeti'ndeki mevzuat...

HUKUKİ DELİLLER: İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/663 esas sayılı dosya, Yargıtay İçtihatları vs. ilgili her türlü mevzuat delilleri.

TANIKLAR: 
Coşkun Büktel
Ali Baba Türbe Sokak No: 13/8-9 Çemberlitaş Fatih / Tel: 212 513 47 32
Mehmet Cemalettin Bulunmaz
Ali Baba Türbe Sokak No: 13/8-9 Çemberlitaş Fatih / Tel: 212 513 47 32

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda izah etmeye çalıştığım ciddi nedenlerle DÂVÂLI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'ndaki sanıklığı nedeniyle tabiî ki manevî tazminat dâvâsı açılmasını hak etmiştir... İşte bu durum, benim onur ve şerefimi rencide edici ve çok ağır aşağılayıcı bir durumdur. Hattâ, düpedüz bana karşı bir "HAKARET SUÇU" mahiyetindedir... Dâvâlı, "HAKARET SUÇU" nedeniyle T.C. İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'nda yargılanmaktadır. Söz konusu hukuksal saldırı nedeniyle benim kişilik haklarımın ihlâl edilerek, manevi yönden bana çok zarar verildiğinden; 100.000,00 TL'lik manevi tazminatın olay tarihinden başlayarak yasal faizi ile birlikte DÂVÂLI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI adlı şahıstan tahsiline, yargılama giderleri DÂVÂLI MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI adlı şahıstan tahmiline karar verilmesini arz ve talep ederim. Gereğinin yapılması için de saygılarımı sunarım... 19/08/2013

DÂVÂCI
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

15 Ağustos 2013 Perşembe

Bulunmaz, Gülhan Demirkanlı'ya 100.000 TL'lik tazminat dâvâsı açacak

T.C.
İSTANBUL
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'na


Tedbir Talebimiz Vardır

DAVACI: HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

T.C. Kimlik No: 50482204038
ADRES: Ali Baba Türbe Sokak Onur Han No: 13 / 8-9 Çemberlitaş / İSTANBUL
TELEFON: 0532 642 88 57 / 0212 513 47 32 - 33
E-POSTA: tiyatroyun@gmail.com

DAVALI: GÜLHAN AVŞAR DEMİRKANLI

T.C. Kimlik No: 35692666036 
ADRES: Reha Yurdakul Sok. No: 28/1 Billur Ap. Şişli / İSTANBUL
TELEFON: 0212 216 75 20  / 0212 233 16 26-44
FAKS: 0212 233 16 07
E-POSTA: tiyatrodergisi@gmail.com

TAZMİNAT KONUSU: Manevî tazminat talebinden ibarettir

HARÇ DEĞERİ: 100.000,00 TL

BANA KARŞI İFTİRA OLAYININ ZAMANDİZİNSEL AKIŞI:


1 - DAVALI Gülhan Avşar Demirkanlı, Şubat 1991 tarihinden bu yana, başta Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü olmak üzere, birçok resmî sanat kurumundan aldığı reklâm (PARA) sayesinde yayınlanan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sahibidir. Adını andığım bu dergi, hiçbir zaman için yayınlanması gereken günlerde değil, çok sonraki günlerde yayınlanarak, reklâm (PARA) aldığı resmî sanat kurumlarının gösteri programlarını tam vaktinde yayınlamadığı için, bu sanat kurumlarının zarar görmesine neden olmaktadır. Ben, hem bir T.C. vatandaşı olarak ve hem de kırk bir yıldır tiyatro sanatıyla uğraşan Bulunmaz Tiyatro - İstanbul'un kurucusu, sahibi ve genel sanat yönetmeni olarak içinde bulunduğum durumdan çok rahatsızım. Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin haksız ve usûlsüz bir biçimde aldığı reklâm (PARA) benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin vergileriyle denkleştirilen Maliye Bakanlığı'nın Kültür Bakanlığı'na sunduğu olanaklar sayesinde karşılanıyor. Ben, alışkanlığım, doğal yapım ve en önemlisi de vatandaşlık görevim gereği, bu haksız ve usûlsüz uygulamaya sürekli olarak hep karşı çıkıyorum...


2 - DAVALI Gülhan Avşar Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi aldı yayının Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya "sınırsız yönetim" olanağı vermiştir... Bu durum, her ne kadar onun en doğal hakkı olsa da, derginin kurulduğu günden bu yana, reklâm (PARA) vermeyen korkusuz Devlet Tiyatroları Genel Müdürü'ne nasıl bir yayın ve yıpratma politikası izlemiştir? Bu sorunun çok somut, gayet net yanıtını alabilmek için, öncelikle Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü İ. Rahmi Dilligil'in neler çektiği, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin, kendisine reklâm (PARA) vermekte ikircikli davranan ve böylelikle Devlet Tiyatroları'nın çıkarını ve dolayısıyla benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin çıkarını düşünen Sayın İ. Rahmi Dilligil'e neler çektirdiği, o zamanın basın-yayın organlarından ve İ. Rahmi Dilligil'in yargılandığı dâvâ dosyalarından incelenebilir. Bunlar incelenmelidir!...


3 - DAVALI Gülhan Avşar Demirkanlı, "sınırsız yönetim" olanağı verdiği Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın, Burak Caney adlı sanal İnternet teröristini desteklemesine göz yummuştur. Bu durum da, son derecede doğal gibi görünmesine karşın, ben, bana ve benimle birlikte Coşkun Büktel'e karşı düzenlenen iğrenç "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecini başlatan Burak Caney adlı sanal İnternet teröristinin Mustafa Şükrü Demirkanlı, Gülhan Avşar Demirkanlı yada bu şahısların çok fazla yakınında bulunan biri yada birilerinin olduğu düşüncesinde, kanısındayım. Burak Caney adlı İnternet teröristinin IP numarası saptanırsa, durum kendiliğinden ortaya çıkabilecektir. Ben, onlarca dâvâ dosyasında bu düşüncemi, bu kanımı belirtmeme karşın, hiçbir savcı, hiçbir yargıç, benim bu önemli düşüncemi, bu kanımı ceza hukuku, hukuk felsefesi düzeyinde ve düzleminde ciddiye almamıştır. Oysa, bence, herhangi bir küçücük kuşku bile savcıları, yargıçları ceza hukuku anlamında, hukuk felsefesi bağlamında harekete geçirmelidir. Hukuk ve manevî tazminat dâvâlarına bakan yargıçlara ciddi inisiyatif kullanma, öznel durumu nesnelleştirme, yetkide bulunma serbestiyesi tanınmıştır. Benim nazarımda, manevî tazminat dâvâlarını yürütebilen yargıçlar, hukuk camiasının şair ruhlu insanlarıdır. Yasa adamlarıdır!...


4 - DAVALI Gülhan Avşar Demirkanlı, Burak Caney'in önderlik ettiği "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" mantığı içindeki 1000 kişilik imzanın incitici işlevi olmadığını duyumsayınca, bu kez de, kendi adıyla birlikte Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın adının tiyatro piyasasındaki inandırıcılığını gündeme getirerek, tam tamına 1100 kişinin imzaladığı bir kampanya başlatmıştır. Benim, "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" dediğim bu "CADI AVI" sürecini ilk başlatan kişilerin Gülhan Avşar Demirkanlı, Mustafa Şükrü Demirkanlı olması, kesinlikle rastlantı değildir. Çünkü, Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, hiçbir zaman için asla "3.000 tiraj" yapmamasına karşın, "3.000 tiraj" yaptığı yalanına dayanarak, hiçbir zaman için ayın tam birinde çıkmamasına, günler, hattâ bâzen haftalar sonra yayınlanmasına karşın, T.C. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'tan, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den ve en önemlisi Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan ve diğer resmî sanat kurumlarının yöneticilerinden haksız ve usûlsüz bir biçimde reklâm (PARA) almaktadır. Benim, kendimi, halkımı, tüyü bitmemiş yetimi düşünerek, verdiğimiz vergilerin çarçur edilmesinden duyduğum rahatsızlığı dile getirmek için yaptığım önemli eleştirilerden olağanüstü düzeyde rahatsız olan Gülhan Avşar Demirkanlı, inandırıcı, ciddi, haklı nedene dayanmayan durumlar sonucu, beni sürekli olarak savcılıklara şikâyet etmekte ve benim hakkımda ADLİYEYE karşı suç işlemeyi göze alarak, yalan-yanlış dâvâlar açmaktadır. Öyle ki, sadece kendisi benim mahkûm olmam için uğraşmakla kalmayarak, birlikte hareket ettiği diğer kişileri de, bu konuda yüreklendirip, benim rahatça yaşama, seyahat etme, çalışma, ailemle ilgilenme, sağlıklı bir biçimde düşünme olanaklarımı kısıtlamaktadır. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın da benim yargılanmam için uğraşmasına yine neden olan Gülhan Avşar Demirkanlı, avukatları Burhan Gün ile Reyhan Kayışlı'nın bana karşı dayanaksız dâvâlar açmasını isteklendirmiş, sürekli dâvâlar açılmıştır!


5 - DAVALI Gülhan Avşar Demirkanlı, hep içinde yada yanında bulunduğu "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI", "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" ile yetinmeyip, yetinilmemesi gerektiği kanısında olarak, kendisiyle birlikte birçok kişi tarafından yargılanmama neden olduğu için, yeni bir süreç başlatarak, kirli "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" sürecini gündeme getirebilmiştir. Bu sürecin içeriği, hukuk yoluyla beni hizaya getirme eylemliliği olduği için, ben de, bu sürecin adını "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" olarak dile getiriyorum. Benim, "ADLİYEYİ MEŞGÛL ETMEMEK" düşüncesiyle, hemen hemen hiçbir kimseyi kesinlikle dâvâ etmediğimi bilen Gülhan Avşar Demirkanlı, benim bu ilkesel kararımdan yararlanarak, benim hakkımda, onlarca, elliyi aşkın soruşturma, kovuşturma başlanmasına yardım ve yataklık edebilmiştir. Ancak, beni uzun yıllardır onlarca dâvâ ile bunaltmak isteyen Gülhan Avşar Demirkanlı ve 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" elemanlarına karşı dâvâlar açmaya başlayınca başta Gülhan Avşar Demirkanlı ile Mustafa Şükrü Demirkanlı olmak üzere, deyim yerindeyse "frene basmak" zorunda kalmışlardır. Özellikle İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde süren 50.000,00 TL'lik manevî tazminat dâvâsıyla birlikte, Gülhan Avşar Demirkanlı, Mustafa Şükrü Demirkanlı, neredeyse kıpırtısız bir sessizlikle beklemektedirler. Ancak ben, beni uzun yıllardır örseleyen, benim en doğal haklarımı bile kısıtlayabilen Gülhan Avşar Demirkanlı, Mustafa Şükrü Demirkanlı ve diğerlerine karşı yasal haklarımı sonuna kadar kullanmaya kararlıyım... Benim bu kararlılığımın rahatça anlaşılabilmesi için, sadece ve yalnızca Demirkanlı'ya açtığım şu dâvâ dosyalarının incelenmesinde yarar var:


İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663

İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481


HUKUKİ NEDENLER: Medenî Kanun, Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemesi Kanunu, vs. ilgili Türkiye Cumhuriyeti'ndeki mevzuat...


HUKUKİ DELİLLER: İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/201 esas sayılı dosya, Yargıtay İçtihatları vs. ilgili her türlü mevzuat delilleri.


TANIKLAR: 
Coşkun Büktel
Ali Baba Türbe Sokak No: 13/8-9 Çemberlitaş Fatih / Tel: 212 513 47 32
Mehmet Cemalettin Bulunmaz
Ali Baba Türbe Sokak No: 13/8-9 Çemberlitaş Fatih / Tel: 212 513 47 32

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda izah etmeye çalıştığım ciddi nedenlerle DAVALI GÜLHAN AVŞAR DEMİRKANLI tarafından hazırlanıp, vekili avukat Burhan Gün'e yazdırdığı dilekçe sonucu yargılanmama karşın hiçbir ceza almadım. Bu durum, benim onur ve şerefimi rencide edici, çok ağır aşağılayıcı bir durumdur. Hattâ, düpedüz bana atılan bir "İFTİRA SUÇU" mahiyetindedir. Davalı, "İFTİRA SUÇU" nedeniyle İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'nda yargılanmaktadır!... Söz konusu hukuksal saldırı nedeniyle benim kişilik haklarımın ihlâl edilerek manevi yönden zarar verildiğinden; 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren tam olarak ve yasal faizi ile birlikte DAVALI GÜLHAN AVŞAR DEMİRKANLI adlı şahıstan tahsiline, yargılama giderleri DAVALI GÜLHAN AVŞAR DEMİRKANLI adlı şahıstan tahmiline karar verilmesini arz ve talep ederim. Saygılarımla... 19/08/2013


DAVACI

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Bulunmaz, 14 Ağustos 2013 Çarşamba, Burhan Gün için ifade verecek!

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

Soruşturma No: 2013/102971


KONU: Türk Ceza Kanunu'nun 267. Maddesi ("İFTİRA SUÇU") ile 271. Maddesi'ne ("SUÇ UYDURMA SUÇU") dayanıp şikâyet ettiğim Burhan Gün'le ilgili olarak Sayın Savcı Hüseyin Aslan'a yeni dilekçe...


1 - Her ne kadar, daha önce verdiğim dilekçe ve sunduğum belge, delil, kanıt ve tanıklar yeteri denli doyurucu olsa da, yinelemekte yarar var ki, bana karşı başlatılmış bulunan "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" olağanüstü ciddi cezalandırılmayı hak ediyor...


2 - Bana karşı Burak Caney'ce başlatılan "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" iyi bir biçimde incelenip, Burak Caney'in IP'si araştırılırsa, altı yıl önce kaynatılan LİNÇ kazanı içeriği çözümlenebilir.


3 - Dört yılı aşkın bir zaman önce başlayan "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" süreci "ASILSIZ İHBARCI" önderlerinden Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun sözünden bir milim bile şaşmayan 1100 kişilik "LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ" resmen sorgulanırsa, tikel hukuktan tümel hukuka geçip, nesnel bir değerlendirmeyle somut suç verilerine ulaşılabilir. Bunu yapabilen sanat hukukuna hizmet eder.


Demirkanlı'nın "SANIK" (HAKARET, İFTİRA, TAZMİNAT) olarak yargılandığı şu dâvâ dosyalarını incelemekte yarar var kanısındayım:


İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663

İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201 
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481 


4 - Başta benim hakkımda dâvâlar açmasına karşın "BERAAT" ettiğim Ömer Faruk Kurhan olmak üzere, benim yaşayabilmem, çalışabilmem, seyahat edebilmem, düşünebilmem, olağan davranış geliştirebilmem ve en önemlisi sanatsal üretimde bulunabilmem çok önemli bir evrensel gerçekliktir. Benim bütün bu özgürlüklerimi kısıtlamak için, sürekli bir biçimde beni "HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" ile bunaltmaya yeltenen; Ahmet Cüneyt Yalaz, Av. Burhan Gün, Bülent Sezgin, Av. Eyyüp Fırat Kuyurtar, Gülhan Avşar Demirkanlı, Av. İbrahim Demirci, Av. İnan Yılmaz, Kemal Aydoğan, Levent Çağlayan, Av. Mehmet Bozkır, Av. Murat Çoban, Nihat Haluk Bilginer, Nurhan Tekerek, Oyun Atölyesi, Seval Deniz Karahaliloğlu, Av. Süleyman Anıl, Av. Uğur Demirci Tosun dâvâ dosyalarının da incelemesi gerektiği kanısındayım.


5 - "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" eyleminin gerçek önderi Mustafa Şükrü Demirkanlı adlı şahıstır. İşbu şahıs, benimle ilgili meşru-gayrimeşru onlarca girişimde bulunmuştur. Şahsın, "T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" makamına verdiği 2013/72962 numaralı "ASILSIZ İHBAR" dilekçesi, bu girişimlerden yalnızca biridir. Benim bir sanatçı, bir şair, bir tiyatrocu ve bir yazar olduğumu âdeta gözlerden gizleyerek, meşru-gayrimeşru entrika çeviren "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı adlı şahsın avukatlığını ve tiyatral anlamda yoldaşlığını yapan Şüpheli Burhan Gün'ün önemli bağlantıları, Kültür Bakanlığı'ndan aldığı paralar araştırılabildiğinde, zâten bu işin çok ciddi bir "EKONOMİK VE TİYATRAL SUÇ ÖRGÜTÜ" sıfatını bile hak etme olasılığı söz konusudur. Benim iddia etme, kanun adamlarının da soruşturma, kovuşturma, muhakeme etmek hakları var. Ben, üzerime düşen vatandaşlık görevini yerine getirip, düşüncelerimi, kanaatlerimi, kuşkularımı dile getirmekle sorumlu ve yükümlüyüm. Gerisi adliyenin!


6 - Mevzuat elverirse, "KOVUŞTURMANIN GENİŞLETİLMESİ" 
koşulunun değerlendirilmesini ve 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" imzacılarının da ifadelerinin alınması başta olmak üzere benim tüm vatandaşlık ve evrensel insanlık haklarımın korunmaya alınabilmesini arz ve talep ederim. 14.08.2013

ŞİKÂYETÇİ
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

6 Ağustos 2013 Salı

Bulunmaz, ASILSIZ İHBARCI Demirkanlı'nın İHBAR dilekçesini irdeliyor!

Mustafa Şükrü Demirkanlı, "T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA İHBAR DİLEKÇESİ" başlığı atarak, benim hakkımda "DÂVÂ VE ŞİKÂYETÇİ" olmuş. Tamamıyla bir rastlantı sonucu elde ettiğim bir bilgiyle öğrendiğim bu durum, son derecede korkunç, tüyler ürpertici bir durum. Malûmunuz, Adalet Sarayları, benim ikinci adresim oldu. Benim hakkımda başlatılan "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sonucu, neredeyse hergün Adalet Sarayları mekânlarında mesai harcıyorum. Benim sanatsal etkinliklerde bulunmak yerine, hukuksal işlerle uğraşmam için çaba harcayan "1100 KİŞİLİK LİNÇ ÖRGÜTÜ", beni adliyelere tutsak ederek, davranış geliştirme, dinlenme süreci sağlayabilme, düşünce dizgesi oluşturabilme olanaklarımı ilga ve imhâ ediyor. Benim en doğal haklarımı bile kısıtlayan "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sürecini başlatan kişi, aynı zamanda benim hakkımda "ASILSIZ İHBARLARDA" bulunan Mustafa Şükrü Demirkanlı'nı ta kendisidir.

Türkiye tiyatrosuna yarardan çok zarar veren "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, seriye bağladığı doğru söylememe eylemini, şimdi de, "İHBAR EDEN: MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI" adı ve "T.C. Kimlik No: 37210675438" belgesiyle yürütmekte hiçbir sakınca görmüyor. Kendisiyle ilgili olarak yaptığı "DÂVÂ VE ŞİKÂYET" başvurularını, Anayasal hak olarak gördüğüm için, bu konuda kendisini eleştirmemeye özen gösterdiğim "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, kendisin zerre kadar olsun hiç ilgilendirmemesine, bir sanat yapıtı olan "ey savcı" şiirimi, Türk Ceza Kanunu'nun 301. Maddesi'nden yargılatmak istedi. "İHBAR KONUSU" olarak bâzı anlamsız belge ve bilgiler sunan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı,  "ilişikte bilgisayar çıktıları ve word olarak metinler" sunduğunu belirterek, sanki, benim suçlu olduğumu kanıtlayabilecek delillere sahipmiş izlenimi oluşturuyor. İyi ki, Türkiye'de savcılar var da, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim bir hukuksal kazaya uğramamı başaramamış oldu.

"Hüseyin Hilmi Bulunmaz'ın kendisine ait blogspot'unda yayımlamış olduğu ve halen yayında olan şiirinin savcılık makamına yönelik HAKARET içerdiğini düşündüğüm ve yargıçlara yönelik HAKARET oluşturduğunu düşündüğüm kayıtları iletiyorum." diyerek, adliyenin yoğunluğunu fırsat bilerek, benim mahkûm ettirmek isteyen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, kendisiyle ilintili olarak hiçbir sıkıntısı, şikâyeti bulunmamasına karşın, halkın deyimiyle "hamamın namusunu kurtarmak" istiyor. Şubat 1991 tarihinde bu yana Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla kirleten, dezenforme eden Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin nüfuzuyla yargıyı etkileme telaşını düşmüş gibi bir izlenim veriyor.

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim Anayasal hakkım olan eleştiri hakkı, hukuka uygunluk ve entelektüel tartışma olanağını hiçimseyen Mustafa Şükrü Demirkanlı, sanki kendisini, tiyatro sanatının kahyasıymış gibi, aynen şu sözleri söyleyebiliyor:

"Ayrıca, İstanbul Barosu'na yönelik HAKARETLERİ ilgili baroya iletilmiştir. Şahıs, tiyatro insanlarına yönelik HAKARETLERİ ile yetinmeyip yargının tüm kurumlarını da hedef almaktadır."

Ben, İstanbul Barosu gibi köklü bir hukuk kuruluşunu eleştirmiş isem, haydi "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın deyimiyle "HAKARET" etmiş isem, koskoca İstanbul Barosu, hukuksal olarak kendini savunmaktan aciz mi?

Ben, hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğum, hem kırk bir yıldır tiyatro sanatıyla uğraştığım ve hem de yirmi beş yıldır Bulunmaz Tiyatro - İstanbul adlı profesyonel bir tiyatronun kurucusu, sahibi ve yöneticisi olduğum için, tiyatro sanatına zarar veren her türlü kişi, kuruluş ve kurumu eleştirme hakkına sahibim. İstanbul Barosu da, "İstanbul Barosu Tiyatro" adlı bir unsura sahip ve bu unsurun başındaki kişi de, şu ânda 2013/102971 numaralı soruşturma ile sürdürülen ve içeriğinde "İFTİRA SUÇU" ve "SUÇ UYDURMA SUÇU" bulunan bir gerçeklik söz konusu. Beni, gereksiz yere, hukuka aykırı bir biçimde savcılığa "DÂVÂ VE ŞİKÂYET" eden "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatı Burhan Gün'ün yöneticilik yaptığı "İstanbul Barosu Tiyatrosu" unsurunu eleştirmek, benim en doğal hakkımdır. Hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğum, hem tiyatro sanatçısı olduğum, hem Bulunmaz Tiyatro - İstanbul adlı profesyonel tiyatro kuruluşunun sahibi oluşum ve hem de benim "LİNÇ EDİLMEM" için kolları sıvayan insanların sırtını dayadıkları kişi, kuruluş ve kurumları eleştirme hakkına sahibim. Benim Anayasal hakkım olan bu davranışıma hiçbir resmî ve/ya gayriresmî kişi, kuruluş ve kurum müdahale edemez. Zâten, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın tüyler ürpertici "İHBAR ŞİKÂYETİ DİLEKÇESİ" önüne gelen Sayın Savcı Halûk Gedikli de, hukuk üstünlüğü ilkesiyle hareket ettiği için, "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR" karar vererek, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya "DUR" demiştir. 

Malûmunuz, herhangi bir sanatçı, sıradan insanlar gibi, günlük iki yüz sözcükle iletişim kurmaz. Sanatçı, binlerce, on binlerce, yüz binlerce kavram, yargı ve düşünceyle donanmıştır. Hele ki, "sanatçı" dediğimiz bu kişi bir şairse, o sanatçının kendine özgü kavramları, yargıları ve düşünceleri vardır. Nasıl ki, "savcı", "sav"layan kişi ise, "savcı" kavramını, sadece ve yalnızca Adalet Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan "kara cübbeli kişi" olarak indirgememek gerekir. Ancak, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, hayatı boyunca bir tek imge oluşturabilecek, bir tek dize yazabilecek, bir tek imgesel şiir kurgulayabilecek bir yeteneğe sahip olmadığı, hattâ, kötücül ve "ASILSIZ MUHBİR" kimliğine sahip olduğu için, benim "ey savcı" şiirimin kırıntısını bile asla ve kesinlikle hiç anlamamış.

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, ağzından, elinden, kaleminden, klavyesinden çıkan sözün hangi değerleri çürüteceğini hiç düşünmeden, bakınız neler söyleyebiliyor:

"Örneğin, kendisi hakkında beğenmediği bir karar veren savcıya yönelik 'Hilmi Bulunmaz, İFTİRAyı HAKARET anlayan savcıya karşı çıktı!' (EK-1) başlıklı yazısının bir altında aşağıdaki şiir dediği yazıyı yayımlamakta, http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/10/blog-post_17.html adresinde yayında bulunmaktadır."

Benim on binlerce şiirim ve üç tane yayınlanmış şiir kitabım var. Şiirin "ş"sinde bile hiç anlamayan bir kişinin, "şiir dediği yazı" diye nitelemede bulunmasına gocunmam, kızmam. Bu niteleme, o kişinin, ne kadar "ŞİİR CAHİLİ" ve onun zifirî bir "ASILSIZ İHBARCI" olduğunu kanıtlar. Şiirden hiç anlamayan, hiç anlamak istemeyen bireylerin genel tavrı şöyledir: "Onun yazdığı da şiir mi? Çiziktirdiği şeyin şiirle, sanatla hiç ilgisi yok! Ben olsam daha iyisini yazarım!!!" Ancak, bu tür yetenek düşmanları o denli üşengeç ve o denli kıskanç olurlar ki, ellerine aldıkları kalemi kağıt üzerinde nasıl gezdirebileceklerini bile asla ve kesinlikle bilemezler. Bu tür insanlar, sırtlarını devletin ayrıcalıklarına yaslamak ile meşgul ve meşhurdurlar. Eğer konu tiyatro sanatıysa, bu yüce sanatın derin felsefesinin içinde kulaç atacaklarına, sürekli bir biçimde Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'den, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'dan ve benzerlerinden nasıl reklâm (PARA) alırım derdindedir.

Ben, hiçbir zaman için yazdığım herhangi bir şiir ve/ya yazıyı silmeyi düşünmediğim için, yazdığım tüm şiir ve/ya yazılar bulundukları yerde muhafaza edilirler. Ancak, kendisi yazdığı "TEHLİKELİ" ve "HUKUK DIŞI" yazıları sürekli bir biçimde silip kaybeden "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, herkesi ve beni kendisine benzetmiş olduğu için, "T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" kurumuna bile, benim hakkımda şaibe oluşturma yoluna sapmaktan hiç çekinmiyor. Savcıyı hafifseyip küçümseyen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, şu paragrafta bile kafa karıştırıcı bir dil kullanıyor:

"Ancak, zaman zaman link değiştirdiği için, yukarıdaki link geçersiz olabilir. Örneğin: 'Maalesef aradığınız sayfa bu blogda yok.' (EK-2) Yukarıda bulunamayan link, http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/10/ey-savc.html (EK/3'de karşımıza çıkmakta). Muhtemelen arandığında, burada da bulunamayacak. Bir başka savcı ya da yargıç kararının altında bulunacaktır:"

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, yukarıdaki paragrafı öyle bir kurgulamış ki, "YALAN" desek, "İFTİRA SUÇU" nedeniyle müracaat savcısına koşabilir.

Benim ve şiir okurlarının "şiir" dediği, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "şiir dediği yazı" diyerek hafifseyip küçümsediği yapıtımı "İHBAR DİLEKÇESİ" içeriğine dahil ederek, sözüm ona, yaptığı "İHBAR" eyleminin belgesel niteliği olduğunu duyumsatıyor:

ey savcı

halka adalet
halka hak
halka hukuk
yerine
acı veren
savcı
senin dilini eşek arısı soksun

sana kirli kağıttan bir diploma
kavak ağacından yapılmış bir masa
bir de boynunu bağlı tutsun diye
korkunç renkli bir kravat vermişler

sen
eline tutuşturulan kağıda fetva
önüne konulan masayı rahle
boynunu sıkan kravatı sakal sanıyorsun

halka adalet
halka hak
halka hukuk
yerine
acı veren
savcı
senin dilini eşek arısı soksun

hilmi bulunmaz

Yukarıdaki şiir, nesnel olarak değerlendirildiğinde, şiir tadı alan damakla irdelendiğinde görülecektir ki, bu şiirin suç ögesi taşıması olanaksızdır. Bu bir "savcı eleştirisi" değil, bir şiirdir. Evet, yineliyorum; "savcı", "sav"layandır. Herhangi bir tezi ortaya koyan anlamına gelir. Ancak, kafatasının içerisinde imgesel bir zenginlik bulunmayan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, önce kendisini kandırdıktan sonra, savcıyı da kandırma yoluma sapmıştır. Neyse ki, savcılar şiirden anlıyorlar ve Türkiye'de savcılar var.

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, âdeta bir mübaşir gibi yaklaştığı sanat konusunda, bana ikide bir "şahıs" diyerek, adlî bir bağlam oluşturma kaygısı taşıyor. Ben, "tiyatro insanlarına uzun süredir HAKARET etmekte" isem, Türk Ceza Kanunu'nun 125. Maddesi bu suçlara bakmaktadır. Ne var ki, "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, aklı sıra, kendisini hem polis, hem savcı ve hem de yargıç rolüne hazırlayarak, ilkel bir husumet mantığıyla, kendince, benim "YARGISIZ İNFAZ" biçiminde ilga ve imhâ olmamı arzulamaktadır. Bu kişinin şu sözleri oldukça düşündürücü ve üzerinde yorum bile yapılamayacak kadar hukuk dışıdır:

"Şahıs, tiyatro insanlarına uzun süredir HAKARET etmektedir. Yapılan şikâyetler sonrası kendisi hakkında dâvâ açan savcılara da hiddetlenerek, iletmiş olduğum şiiri yazmış ve kamuya açık sitesinde yayımlamaktadır."

"Yargıçlara:"

"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim şiir yapıtımı "şiir dediği yazı" olarak niteleyerek, aklında savcıları kışkırtma süreci başlatmak istemekle birlikte, "Yargıçlara:" başlığıyla açmış olduğu paragrafta da, yine aklınca, yargıçları etkilemeye çalışmakta:

"Siz, (ben, halkım, tüyü bitmemiş yetim; bireyin, ailenin, kentin, ulusun, emekçi sınıfın nöbetini tutarken) 'LİNÇÇİ OROSPU ÇOCUKLARI' olarak götlerinize üşüşen pirelerin ezelî rekâbet maçlarındaki hakemlerin, 'maymungötürengi' kartlarına ve emekçilerin iktidar özlemini diri tutmak için 'varlığını emekçi varlığına armağan eden adam' hakkında kararlar vermesini istediğiniz hâkimlerin sopalarına götünüzü yaslama derdindesiniz!"

Benim, hangi harfi hangi harfin yanına hangi amaçla koyduğumu bile bilmekten yoksun "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, bir şair ruhuna sahip olmadığı için, örnekse "maymungötürengi" sözcüğünü hangi amaçla ve niçin kullandığıma asla kafa yormayıp, savcıları ve yargıçları, aklı sıra yönlendirme, kışkırtma cihetine gitmek istemektedir. Bir kez daha yinelemekte yarar var: İyi ki Türkiye'de savcılar ve yargıçlar var!

(Belge 4)

"Mahkemelere:"

Ben, bir şiir, bir yazı yazarken, sadece ve yalnızca bir tek ögeyi düşünerek, düzeysiz bir bağlamda yazı yazmam. Ben, "Mahkemelere:" seslenmeyi düşünsem bile, benim bu seslenmem, şiirsel ve yazınsal bir dille olur. Her ne kadar www.facebook.com ve https://twitter.com sosyal paylaşım sitelerine üye olup, buralarda yazı yazmak, hukuken yasak olmasa da, benim anlayışıma göre, entelektüel bir kişinin bu tür düzeysiz ve yüzeysel sosyal paylaşım sitelerinde ömür çürütmesi, sadece kendisine değil, ülkemiz entelektüel yaşamına da zarar verir. "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, neredeyse gün yirmi dört saat bu sosyal paylaşım siteleri arasında boğulduğu için, her sözcüğün bir kavram, her tümcenin bir yargı ve her paragrafın bir düşünce birimi olmakla birlikte, imgesel düşünceye sahip olan şairlerin derinlik anlayışını asla ve kesinlikle anlayamadığı için, benim "Mahkemelere:", "Savcılara:" yada "Yargıçlara:" seslenmemi son derecede yoksul ve yoksun bir biçimde yorumluyor. Kendisinin düzeysiz ve yüzeysel düşünsel evrenini, savcılara ve yargıçlara da ihraç etmek isteyen "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim oluşturduğum videolardan cımbızla topladığı söz öbeklerini, Sayın Savcı Halûk Gedikli'nin önüne boca etmekten kesinlikle utanç duymuyor:

"Video 1

Yayın yerleri: 

http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/07/sosyalist-sanatc-hilmi-bulunmaz-linc_14.html

www.youtube.com

www.youtube.com/watch?v=0TQSom1A0YA#at=920

Dakika 13.45:

'... kardeşim diyorum, mahkeme kağıdının benim için osuruk kadar değeri yoktur, benim için sen önemlisin, proleter önemli...'

Açıklamalarıyla tavrını açıklamaktadır."


26.50 Dakikalık bir videodan, sadece ve yalnızca birkaç saniyelik bir alıntı yapıp, bir sanatçının sanatsal imge anlayışını "es" geçerek, bağlam kopukluğuyla savcıları kışkırtma cihetine giden "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya, her ne kadar Sayın Savcı Halûk Gedikli gerekli hukuksal yanıtı vermiş olsa da, biz, tarihe estetik bir not düşme adına iki kelâm etme gereği duyduk. Zâten "Sosyalist Sanatçı" olarak tanınan bir kişi de, doğal olarak proleter kişilere sanatsal imge sunarlar.

***

"Ayrıca, İstanbul Barosu'na ilişikte sunduğum 2 adet video kaydında HAKARETLERDE bulunmaktadır.

Video 1


Yayın yerleri:

http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/07/sosyalist/sanatc-hilmi-bulunmaz-line_14.html

www.youtube.com


www.youtube.com/watch?v=0TQSom1A0YA

Dakika 16.10


'... İşte 1878 yılında kurulan İstanbul Barosu, tiyatrosunu bu delilde karartma yapan, hukuk dışı avukata teslim ediyor. Burhan Gün'e teslim ediyor. İstanbul Barosu kesin ve kesinlikle sosyalist sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın mahkûm olması için yardım ve yataklık ediyor...'

Dakika 25.20


'... Madem ki yasalar var, ben şimdiye kadar hayatta kimseyi mahkemeye vermedim, bunun bir tek nedeni vardı: Haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede yaşıyoruz! Bu ülke hâlâ 12 Eylül faşizmini, 12 Mart faşizmini aşamadı hâlâ bu ülkede Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf 12 Mart faşizmi Kültür Bakanlı Talat Halman'a Emek Ödülü verebiliyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz. Faşizmin egemen olduğu, gericiliğin egemen olduğu, haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede ben yasalara güvenip kimseyi şimdiye kadar mahkemeye vermedim. Ancak, bundan sonra kesinlikle vereceğim...'"

***

"2 nolu Video

Yayın yeri:


1) http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/06/hilmi-bulunmaz-lincci-tiyatro-tiyatro_20.html


2) http://vimeo.com/25372566


3) www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=jHeAJc2tpkw


4) www.dailymotion.com/video/xjf7gm_bulunmaz-lynccy-dergiyi-eleytiriyor_creation


Dakika 20.10


'... Burhan Gün de İstanbul Barosu Tiyatrosu'nun Genel Sanat Yönetmeni. Burhan Gün de Gülhan Avşar'ın ve Mustafa Demirkanlı'nın, LİNÇÇİ Gülhan Avşar ve LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatıdır. Dolayısıyla Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın belgelerini sunarken delilde karartma yapmıştır. İstanbul Barosu Tiyatrosu'nu Genel Sanat Yönetmeni sıfatıyla Burhan Gün'e teslim ettiğine göre, avukattır Burhan Gün. Kendisi LİNÇÇİ değildir kesinlikle. O da, sahtekârlık yaptığı için adliyede, delil karartması yaptığı için, İstanbul Barosu da sahtekâr bir kurumdur bana göre. 1878 yılından bu yana sabıkası bulunmayan İstanbul Barosu, Orhan Aydın, düzeltiyorum nereden aklıma geldi o LİNÇÇİ Orhan Aydın. Orhan Apaydın gibi ilerici bir insanın bir dönem Baro Başkanlığı yaptığı İstanbul Barosu şu ânda LİNÇÇİLERİN avukatı olan Burhan Gün'ü sahiplenerek ki, Burhan Gün, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki basın bürosundaki savcı İsmail Onaran'a benim hakkımda belge verirken, delilde karartma yapmıştır, sahtekârlık yapmıştır. İstanbul Barosu da bu sahtekârlığa, Burhan Gün'e tiyatrosunu teslim ederek, yardım ve yataklık etmiştir. Dolayısıyla, benim için İstanbul Barosu'nun hiçbir hukukî temeli kalmamıştır. İstanbul Barosu, hukuka aykırı bir kurumdur, kuruluştur...'

Dakika 26.44

'Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bizim deyimimizle Tiyatro... Tiyatro... paçavrasının kurucusu, yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, beni Burhan Gün kanalıyla, yani LİNÇ KAMPANYASINI destekleyen, 1878'den bu yana sabıkası olmamasına rağmen, yeni sabıkası oluşan İstanbul Barosu'nun desteklediği, İstanbul Barosu'nun tiyatrosunu teslim ettiği, Avukat Burhan Gün kanalıyla, bu LİNÇÇİ, alçak Mustafa Şükrü Demirkanlı, beni mahkemeye veren, savcılığa, oradan mahkemeye veren o alçak, LİNÇÇİ, alçak Mustafa Şükrü Demirkanlı...'"

***

İHBAR GEREKÇEM: İlgili şahıs Hüseyin Hilmi Bulunmaz, yaklaşık 4 yıldır tiyatro insanlarına yönelik olarak HAKARET ve KÜFÜRLERDE bulunmaktadır. Tiyatro yayıncıları, tiyatro sivil kuruluşları ve yaklaşık 1100 kişi, kendisini KÜFÜRSÜZ yayıncılığa davet ettiği çağrı metninden sonra, bizleri LİNÇÇİ olarak adlandırmakta ve ağza alınmayacak KÜFÜRLER etmektedir. Bu HAKARETLERİNİ artırmasından sonra, kendisi hakkında çeşitli dâvâlar açılmış, açılan dâvâların durumu şöyledir. Ancak, şikâyete bağlı suçlarda cezaların (Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da para cezasına dönüşmesinden dolayı, şahış kuyumculuk ve uluslararası elmas kalemleri ticaretiyle uğraşan bir şirketin sahibi olduğu için parasal cezalara karşı umursamaz olmaktadır) HAKARET ettiği insanlardan birinin bu somut durum sonrası olumsuz bir durum yaratması endişesinden dolayı, Adliyeye yönelik HAKARETLERİNİ de iletme gereği duydum.

1. Şikâyetçi: Av. Mehmet Bozkır
Soma Sulh Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2011/578
Karar No: 2012/768
C. Savcılığı Esas No: 2011/768
Karar:125/4'den 105 gün adlî para cezası. Hükmün açıklanması geri bırakıldı.

2. Şikâyetçi: Seval Deniz Karahaliloğlu
Karşıyaka 3. Sulh Ceza Mahkemesi (İzmir)
Esas No: 2012-289
Karar No: 2012-1119
Karar: Adlî para cezası. Hüküm açıklandı.

3. Şikâyetçiler: Haluk Bilginer, Kemal Aydoğan
İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi
Esas No: 2011/3218
Karar: 2 ayrı para cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

4. Şikâyetçi: Haluk Bilginer, Kemal Aydoğan
İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi
Esas No: 2011/217
Karar: 5 ay hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

5. Mustafa Şükrü Demirkanlı
İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2011/3131
Karar: Adlî para cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

6. Şikâyetçi: Levent Çağlayan
Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2012/256
Dava aşaması: Adlî para cezası

7. Şikâyetçi: Av. Burhan Gün - Prof. Dr. Nurhan Tekerek
9. Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2010/337
Dava aşaması: 6352 sayılı yasa gereği ertelendi.

8. Şikâyetçi: Av. Süleyman Anıl
Anadolu 40. Sulh Ceza Mahkemesi'nde dava devam ediyor.

Tüm bu gerekçelerden dolayı, savcılık makamına ve baroya yönelikHAKARETLER içerdiğini düşündüğüm ve halen yayında olan dökümanları gereği için bilginize sunarım.

İHBAR EDEN
MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI

Ekler:
Ek 1, Ek 2, Ek 3 ve Ek 4 olarak numaralandırılmış belgeler.
Video (2 adet video kaydı: 1 nolu video ve 2 nolu video ve bu videolara ait bant çözümleri.)

Oyun'un notu: İrdeleme daha bitmedi. İnşaat devam ediyor!

4 Ağustos 2013 Pazar

Bulunmaz, asılsız ihbarcı Demirkanlı'yı yargılatmayan karara itiraz etti!

Bakırköy Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmek üzere
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

Soruşturma No: 2013/75427
Karar No: 2013/40750

KONU: Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı hakkında "HAKARET, İFTİRA TEHDİT SUÇLARI" (TCK 106., 125./2, 267) nedeniyle "KAMU DAVASI" açtırmak için suç duyurusunda bulunmama karşın, Sayın Savcı Erhan Gülcan'ın, "KAMU DAVASI" açılmaması için "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR" vermesini hukuka, içtihata, kanuna, mevzuata, yasaya aykırı bulduğumdan, mahkemeniz nezdinde itirazda bulunma talebimdir.

1 - Türkiye'nin en ünlü tiyatro profesörü Özdemir Nutku, "Theope" adlı tiyatro oyununun yazarı Coşkun Büktel’e "DEVLET TİYATROLARI REPERTUVAR KURULU"nda çok önemli ve yaralayıcı bir iftira attı.

2 - Prof. Dr. Özdemir Nutku'nun Büktel'e attığı iftiraya karşı çıktım...

3 - Başta Prof. Dr. Özdemir Nutku, Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı olmak üzere, tam 1100 kişi, benimle birlikte Coşkun Büktel hakkında, İnternet ve basılı yayın organlarının olanaklarını sınırsızca kullanarak bir "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" başlattı. Bu ilginç kampanyayla birlikte başlayan onlarca dâvâ, yıllardır İstanbul Adalet Sarayı başta olmak üzere, birçok mahkemede sürüyor. Bu davalardan ilkini bana karşı başlatan Ömer Faruk Kurhan, iddiaları asılsız olduğu için, doğal olarak, onun başlatmış olduğu bu dâvâ, benim "BERAAT" etmemle sonuçlandı. (Bakınız: İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2010/8) Yine, Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın, Türk Ceza Kanunu'nun 301. ve 125. maddelerine (DEVLETİN YARGI ORGANLARINI ALENEN AŞAĞILAMA - HAKARET) dayandırarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu'na yaptığı "ASILSIZ İHBAR" sonucu aklandım. (Bakınız: Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

4 - Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı için suç duyurusunda bulunduğum dosyayla (Soruşturma No: 2013/75427) Şüpheli Prof. Dr. Özdemir Nutku dosyasının birbirleriyle, neden-sonuç ilişkisi bağlamında benzerlikleri vardır. Hemen hemen aynı gerekçelerle hakkında suç duyurusunda bulunduğum Şüpheli Prof. Dr. Özdemir Nutku’ya ait 2012/129622 soruşturma numaralı dosya, Sayın Savcı Hüseyin Yavaş tarafından işleme konmuştur.

5 - Beni, bence gereksiz yere şikâyet edip, benim hakkımda bu konuyla ("ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" ile) ilgili olarak bana karşı dâvâ açarak (ki ben de, şimdiye dek "ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL ETMEKTEN ÇEKİNDİĞİMDEN AÇMAMIŞ OLDUĞUM DÂVÂLARI", nefsî müdafaa hakkımı kullanmak zorunda kaldığım için, açmaya başladım ve Seval Deniz Karahaliloğlu nedeniyle hakkımda açılan "KAMU DAVASI" sonucunun gelmesiyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne şikâyet etmek üzereyim), benim "bütün zamanımı" alan bazı kişiler ve bu kişilerle ilgili dâvâ dosyalarını, sadece bilgi edinmeniz ve "tikel hukuk" yerine, neden-sonuç ilişkisine dayanan "tümel hukuk" ile düşünmenizi arzu ediyorum:

KİŞİLER ve DOSYALAR:

Burhan Gün - İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi 2010/337

Gülhan Avşar Demirkanlı - İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/201 ("İFTİRA SUÇU SANIĞI OLARAK YARGILANIYOR!" BU DOSYA İÇİN DE, İLK ÖNCE "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR" VERİLMİŞ VE BU KARARA BAKIRKÖY NÖBETÇİ AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NE İTİRAZ ETMEMİZ SONUCUNDA HAKLI BULUNDUĞUMUZ İÇİN YARGILAMA BAŞLAMIŞTI!), İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8930

Kemal Aydoğan - İstanbul - 7. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/217 ve İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3218

Levent Çağlayan - Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/256

Avukat Mehmet Bozkır - Soma Sulh Ceza Mahkemesi 2011/578

Mustafa Şükrü Demirkanlı - İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3131 – İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/663 - İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/664- İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/551 - İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/943 – İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/481 

Nihat Haluk Bilginer - İstanbul - 7. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/217 ve İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3218

Prof. Dr. Nurhan Tekerek (Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) - İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi 2010/445 - 2010/337

Oyun Atölyesi - İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/217 ve İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/3218

Ömer Faruk Kurhan - İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8 - İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/278 - İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/166 AYRICA "İFTİRA SUÇU" NEDENİYLE SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU Soruşturma No: 2013/88004

Seval Deniz Karahaliloğlu - Karşıyaka (İzmir) 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/536 ve 2012/289, Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Süleyman Anıl - İstanbul Anadolu 40. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/854

Uğur Demirci Tosun - İstanbul 28. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/469

6 - Bana karşı başlatılan "ENTELEKTÜEL İFTİRA, LİNÇ VE SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA KAMPANYASI" metni, birçok yayın organında yayınlandı. Bu kampanyanın başını çekenlerden biri de Şüpheli Mustafa Şükrü Demirkanlı olduğu, yani benim "İFTİRACI" olduğum iddiasını içeren bir "KAMPANYA" başlattığı için, kendisi, "HAKARET SUÇU", "SUÇ UYDURMA SUÇU", "SUÇ İŞLEMEK İÇİN ÖRGÜT KURMA SUÇU" ve "İFTİRA SUÇU" nedenleriyle yargılanmalıdır. Gereğinin yapılmasını arz ve talep ederim. 05.08.2013

ŞİKÂYETÇİ
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

21 Temmuz 2013 Pazar

Bakırköy Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmek üzere

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

Soruşturma No: 2013/95586
Karar No: 2013/40245

"İftira: Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Kendisi hakkında şikâyetçi olduğum ve "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR" verilen Ömer Faruk Kurhan adlı şahıs, zincirleme bir biçimde, "YETKİLİ MAKAMLARA İHBAR VEYA ŞİKÂYETTE BULUNARAK / BASIN YAYIN YOLUYLA" bana karşı sürekli "İFTİRA SUÇU" yanında "SUÇ İŞLEME SUÇU" işleme eğilimi içerisindedir. Beni böyle bir düşünceye, böyle bir kanıya iten Ömer Faruk Kurhan'ın, TCK 267. ve 271. maddeleri içeriğine göre hakkında "KAMU DÂVÂSI" açılıp, yargılanarak, cezalandırılmasını arzu ediyorum. Gereğinin yapılmasının arz ve talep ederim. 22.07.2013

ŞİKÂYETÇİ
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ