16 Aralık 2013 Pazartesi

Müşteki Bulunmaz, İsmail Can Törtop hakkında mahkemeye bilgi verdi!

T.C.
İSTANBUL
2. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2013/523 Esas


KONU: Sanık İsmail Can Törtop'un İnternet aracılığıyla işlediği suçun ilk olmadığını, öncülü karalama kampanyası olduğunu anlatma çabası!


1 - Sanık İsmail Can Törtop, 1100 kişinin bir araya gelmesine yardım ve yataklık edip "elinde bulundurduğu" www.tiyatrodunyasi.com sitesinin gücünü kötü kullanarak tiyatro yazarı Coşkun Büktel'le benim sanatsal ifade olanaklarımızı ilelebet ilga ve imhâ etmek istedi. İnternet ortamını özen göstermeden aleyhimize alet etti. Sanık İsmail Can Törtop, zinhar tek başına hareket edebilecek donanımı bulunan biri olmadığından, bu şüpheli şahsın arkasında her zaman için bir kitle oluyor... Sanık İsmail Can Törtop'un arkasındaki 1100 kişilik kitleyi yönlendiren "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'dır. Demirkanlı'nın "ASILSIZ İHBARCI" olduğunun belgesini elde edebilmek için ilgili savcılığa yazı yazılabilir. (Bakınız: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)


2 - Sanık İsmail Can Törtop'un önderi "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, Şubat 1991 tarihinden başlayıp, yayınladığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ile önemli bir kitleyi dezenforme ederek, işbu derginin Nisan ve/ya Mayıs 2009 tarihli sayısında, tiyatro yazarı Coşkun Büktel ile benim hakkımda bir "HAKARET, İFTİRA, SUÇ UYDURMA VE TEHDİT" belgesi niteliğinde bir metin yayınlayarak başta Sanık İsmail Can Törtop olmak üzere, tam 1100 kişiyi "üzerimize salmış" böylece olağanüstü büyük sıkıntılar yaşamamıza neden olmuştur. Sanık İsmail Törtop'un lideri "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı şu ân itibariyle, tarafımdan açılan yedi dâvâ dosyasıyla yargılanmaktadır... 


"ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın eşi ve patronu Gülhan Avşar Demirkanlı hakkında iki, Sayın Sanık İsmail Can Törtop hakkında (işbu dâvâyla birlikte) iki ve "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "adamı" ve Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi adlı ilginç yayının Trabzon Temsilcisi Levent Çağlayan hakkında bir dâvâ açtırdım. Hâlâ "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" soruşturmaları sürmekle birlikte "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂLARI" da açmak üzereyim!... Şimdilik kaydıyla açtığım dâvâlar:


HAKARET DÂVÂLARI
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/663 - Demirkanlı
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/523 - Can Törtop
İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/843 Levent Çağlayan
İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/551 - Demirkanlı
İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/664 -  Demirkanlı
İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/943 - Demirkanlı

İFTİRA DÂVÂSI

İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/201 - Demirkanlı

HAKARET, İFTİRA, TEHDİT DÂVÂSI:

İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/399 - Demirkanlı

TAZMİNAT DÂVÂLARI

İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/481 - Demirkanlı
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205 - Demirkanlı
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/230 - Can Törtop
İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205 - Demirkanlı

DEMİRKANLI'NIN HAKKIMDA YAPTIĞI "ASILSIZ İHBAR":

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

3 - Türk Ceza Kanunu'nun 267. Maddesi'ndeki 1. Maddeyi göz önünde bulundurduğumuzda, Sanık İsmail Can Törtop'un ("basın ve yayın yoluyla") yaptığı eylemin, bu maddeye tıpatıp uyduğunu görebiliriz:

"Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."


Sayın Sanık İsmail Can Törtop'un, hem kendine ait ve "editörü" olduğu www.tiyatrodunyasi.com sitesinde ve hem (1100 kişilik bir inisiyatifiyle birlikte) ulusal düzeyde dağıtımı da yapılan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, SAHNE Dergisi gibi birçok dergide ve BİRGün, Taraf gibi gazetelerde de duyurulması nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 267. Maddesi içeriğinde düzenlediği "İFTİRA SUÇU" eylemini işlemiştir. Sadece "HAKARET SUÇU" ile yargılanan Sanık İsmail Can Törtop'un, bu suçun yanı sıra, 

"İFTİRA SUÇU" nedeniyle yargılanması gerektiği kanısındayım. Ben, uyarımı yapıyorum. Tabiî ki, hüküm kuracak olan Sayın Yargıç'tır. Ben, gerçek bir kişiye "HAKARET" etmediğim, Burak Caney adlı sanal bir kişiye "HAKARET" ettiğim için, benim hakkımda "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" başlatanlardan "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı, onun yardımcılarından Sanık İsmail Can Törtop, bu kampanyayla bana karşı "HAKARET, İFTİRA, TEHDİT" gibi suç araçlarını kullanmalarına ve böylece beni (bile) suç işlemeye eğilimli hâle getirmelerine karşın, birçok hukuk dışı girişimle benim hakkımda soruşturma-kovuşturma-dâvâ açabildiler ve açtırdılar. Bu nedenle TCK. 267/1. Madde'ye göre işlem görmeleri gerekir. Bunun için "UYAP"tan yapılacak bir araştırmayla benim hakkımda yürütülen hukukî işlemler gün yüzüne çıkabilecektir... Ayrıca, ben zâten birtakım belge, bilgi, bulgu, delil, kanıt sunmuştum. Aranan, eksik kalan deliller istendiğinde de derhal sunmaya hazırım. Adaletin tecellîsini istiyorum! 

4 - Sanık İsmail Can Törtop, tekil olarak ele alınabilecek bir şahıs değil, 1100 kişilik bir örgütle birlikte değerlendirilecek biridir... Nasıl ki, klasik yasaların yanı sıra modern yasalar da inşa edilebiliyorsa Sayın Yargıç da gelişen toplumsal duruma göre hukukî hüküm kurabilmelidir. Nasıl ki, 

"5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi Hakkında Yasa" 4 Mayıs 2007'de kabul edildiyse, Sayın Yargıç da, çağdaş parametrelerle hüküm kurup, Sayın Sanık İsmail Can Törtop ve onun lideri "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı hakkındaki kovuşturmayı derin ve geniş hâle getirerek, orta yerde hâlâ duran "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ" sürecini ışık tutmalıdır... Sanırım, bunun için, donanımla birinin hazırlayacağı "BİLİRKİŞİ RAPORU" gerekir.

SONUÇ VE İSTEM: Şimdilik kaydıyla dört madde olarak sıraladığım durumun hukukî zeminde tartışılarak mağduriyetimin vurgulanmasını ister, gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 17.12.2013


MÜŞTEKİ

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

Asılsız İhbarcı Demirkanlı 27. Sulh Ceza Mahkemesi'ni etkilemek istedi!

T.C.
İSTANBUL
27. SULH CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2012/943



KONU: Sanık Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "tiyatro sanatı ortamı"nı kullanarak, dâvânın bulanık hâle gelmesini sağlamasını anlatma çabası.


1 - Tiyatro etkinlikleri daha fazla İnternet ortamından beslenmektedir... Bu ortamı olumlu kullanmak olası olduğu gibi, olumsuz kullanmak da olasıdır!... "ASILSIZ İHBARCI" olarak tanınan Sanık Mustafa Şükrü Demirkanlı, İnternet ortamını olağanüstü olumsuz kullananlardan biri.
(Bakınız: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

2 - Sanık Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim hakkımda sürekli biçimde karalayıcı haberler yaparak bu karalayıcı haberler işlevini yerine getirip, bana karşı kamuoyu oluşur oluşmaz da, yasa yoluna başvuramadan bu haberleri İnternet ortamından silmektedir!... Birkaç örnek sunuyorum:

http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3794
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3810
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3811
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3850
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3858
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3860
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3861
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3862
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3863
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3869
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3876
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3908
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3909

3 - Sanık Mustafa Şükrü Demirkanlı, sürmekte olan bu dâvâyı çarpıtıp, İnternet ortamında sunarak, Mehmet Cemalettin Bulunmaz ve benim İnternet ortamında yanlış tanınmamıza neden olacak biçimde karalama kampanyası yürütmektedir... Bu durumu mahkemede kanaat oluşması için gündeme getiriyorum. Yoksa, Sanık Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın sahip olduğu İnternet ortamındaki www.tiyatrodergisi.com.tr sitesinde, işbu sitenin bağlı bulunduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde bana karşı başlatıp sürdürdüğü kampanyalar için asla tereddüt etmeden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olabiliyorum. Şu ân itibariyle, Sanık Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya karşı açtığım mahkeme dâvâ dosyalarının sayısı yedi (7) tanedir.... Bu sayının çok daha fazla olacağına eminim. İstanbul Adalet Sarayı ilgi gösteriyor...

4 - Ekte sunmuş olduğum "H. Hilmi Bulunmaz'ın Oğluna Mahkemeye Zorla Getirilme Kararı Verildi..." başlıklı karalama yazısı incelendiğinde görülecektir ki, Sanık Mustafa Şükrü Demirkanlı, karalama eylemlerini istenç dışı-rastlantısal-refleks biçiminde değil bilinçli biçimde düşünüp 
tasarlayarak, istençle yapmaktadır. Bu durum göz önünde tutulacaktır.

SONUÇ VE İSTEM: Her ne kadar dâvâ dosyası doğal akışı içerisinde sürerek, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki 2012/481 Esas Sayılı Dosya ile koşut biçimde hukukî zeminde ilerliyor olsa da, ben, yeni "suç delili" olarak gördüğüm ve ekte de sunduğum özgün belgeyi değerlendirebilmek için dört (4) maddelik bir durum saptaması yaptım. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim... 17 Aralık 2013


MÜŞTEKİ
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ 


EK: 
1 - "H. Hilmi Bulunmaz'ın Oğluna Mahkemeye Zorla Getirilme Kararı Verildi..." başlıklı Mustafa Demirkanlı yazısı...
2- TANIK Mehmet Cemalettin Bulunmaz imzalı "TANIK BELGESİ"

15 Aralık 2013 Pazar

Demirkanlı'nın tanıklıktan kaçtı izlenimi verdiği Cemal Bulunmaz TANIK

T.C.
İSTANBUL 
27. SULH CEZA MAHKEME YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2012/943


KONU: TANIKLIK


Yaşantımın çoğunu Türkiye dışında geçirdiğim ve işlerimin aşırı yoğun olduğu için, 19/11/2013 tarihli duruşmadaki "TANIK" görevini yerine getirmeyi unuttum. Bu nedenle "Sayın Mahkeme"nizden özür dilerim. "27/02/2014 günü saat 11.25'e" ertelenmiş duruşmada tanık olacağım... Bildirir, gereğinin yapılmasını saygılarımla arz, talep ederim. 16.12.2013


TANIK

MEHMET CEMALETTİN BULUNMAZ 

***

Ayrıca bakınız:


Demirkanlı, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi "eki"ndeki hakaretini sürdürüyor!


Hukuku da devrimcileştiren Bulunmaz LİNÇÇİ alçaklara direniyor hâlâ...


Bulunmaz, kendisine hakaret eden LİNÇÇİ Demirkanlı'yı da şikâyet etti!

Bulunmaz'ın Demirkanlı'yı şikâyet ettiği ifadeyi Savcı Vurucu imzaladı...

Bulunmaz, LİNÇÇİ Demirkanlı'ya yeni bir HAKARET SUÇU dâvâsı açtı!

Bulunmaz'ın yargılattırmak istediği Sanık Demirkanlı'nın ifade tutanağı!


Bulunmaz'ın şikâyetiyle SANIK olan Demirkanlı 'hakaret'le yargılanıyor!

Şüpheli Sanık Davalı Demirkanlı'nın SABIKALI olduğunu yeni öğrendik!

Cübbesiz avukat Bulunmaz'dan cübbeli avukat Reyhan Kayışlı'ya ders!

Turgay Demirkaya, LİNÇÇİ Demirkanlı'nın ruhunu bildiği için tanık oldu!


Bulunmaz LİNÇÇİ Demirkanlı'nın HAKARET, İFTİRA, NEFRET, YALAN ifadelerini, İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıçlığı'na sunuyor!...

Reyhan Kayışlı'nın savunamadığı Şükrü'yü Oğuz Nazlı savunabilir mi?!

Burhan Gün, Reyhan Kayışlı, Volkan Eker'i eskiten sanık Nazlı'yı tuttu!

Asılsız İhbarcı Mustafa Demirkanlı, unutulmuş durumdan vazife çıkardı!

Bulunmaz, "Asılsız İhbarcı" Mustafa Demirkanlı'nın yeni suçunu buldu...


Bulunmaz Hukuk Bürosu, İnternet ortamını kılı kırka yararak inceliyor...


Asılsız İhbarcı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın oluşturduğu yepyeni suç...


Bulunmaz ve oğlu Cemal, Demirkanlı'ya karşı yeni dâvâlar mı açacak?!


Cemal Bulunmaz, Ukrayna'da bulunduğu için normal yayınımız aksıyor!

Bulunmaz, Melih Anık'ın "Bir Çağrı Bir Direniş" yazısına da yorum yaptı

Ağzınıza, dilinize, elinize, gözünüze sağlık!

Siz, "tiyatro piyasası" cangılına daldığınız ilk günden bu yana, tüm yazılarınızı içercesine okuyor ve bir çoğunu siteme "alet ediyorum" (www.tiyatroyun.com) ki, benim yazılarımla sarsılıp haykıran okurlar, daha "yumuşak" yazılar okusun diye... Ancak siz, "Hindistan Dönüşü", daha sert ve daha sarsıcı yazılar da yazmaya başladınız. Korkarım bana yazı yazma işi kalmayacak. Şaka bir yana, bu tür sarsıcı yazılar arttıkça, ben, hem mahkemelerde ve hem de tiyatro salonlarında daha net mücadele edebileceğim. Emeğiniz "mübarek" olsun!

Hilmi Bulunmaz

11 Aralık 2013 Çarşamba

Bulunmaz Demirkanlı'nın iftira suçuyla yargılandığı dâvâya katkı sundu

T.C.
İSTANBUL
24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA

DOSYA NO: 2013/201 Esas


Sayın Yargıç Halide Dinçer yönetiminde süren birinci duruşmada ifade etmiş olduğum, Yargıç Halide Dinçer'in "GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ" 
bölümündeki beşinci maddede istenen; "Katılanın İstanbul 1. ve 35. Sulh Ceza Mahkemeleri'nde açıldığını bildirdiği dosya numaralarını celse arasında bildirmek üzere süre verilmesine, bildirdiğinde ilgili dosyaların celbine" sözü gereği, dâvâ dosyaları bilgilerini sunuyorum:

İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 201o/8930 Esas

İstanbul 35. Sulh Ceza Mahkemesi Dosya No: 2011/3131 Esas

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim... 12.12.2013


MÜŞTEKİ

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

6 Aralık 2013 Cuma

Bulunmaz, Reyhan Kayışlı'nın müvekkili Gülhan Demirkanlı'yı anlattı!...

T.C.
İSTANBUL 
24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'NA


DOSYA NO: 2013/201 ESAS


KONU: Şubat 1991 tarihinden bu yana Türkiye tiyatrosunu olağanüstü kötürüm duruma getirmek için sahipliğini de yaptığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni kötücül amaçlarla kullanmayı sürdürebilen, aslında tiyatroyla ilgili hiçbir birikimi, deneyimi, ilgisi bulunmayan, tiyatro sanatından hiç anlamayan, asıl işi "Tekstil Tasarım" olan Gülhan Avşar Demirkanlı, sadece ve yalnızca "HAKARET" ve "İFTİRA" suçundan değil, sanata ve topluma verdiği kalıcı zararlar nedeniyle de muhakeme edilmelidir... Tiyatro sanatının gelişebilmesi için değil, şahsî menfaat için yayınladığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni çıkarırken de, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'ne, İstanbul Şehir Tiyatroları'na ve Kocaeli Şehir Tiyatroları'na, ayrıca bütün kamu tiyatrolarına zarar verip tiyatro dünyasını, tiyatro estetiğini, tiyatro kamuoyunu, tiyatro kültürü ve sanatını dumura uğratmıştır. Bu saptamayı temellendirme çabasıyla, 12 maddeden oluşan işbu yardımcı dilekçeyi mahkemeye sunma isteği.

1 - Türkiye tiyatrosunun hızla, hem de şimşek hızıyla gerilemesinin asal nedenlerinden biri de Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin somut varlığıdır!... Her ne denli tecimsel olarak yasal bir dergi olsa da, estetik ve etik olarak zararlı bir yayın olan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, hem bana, hem halka, hem de tüyü bitmemiş yetime çok zarar vermektedir. Peki nasıl? Hiçbir zaman için tam zamanında yayınlanmayan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, günler, hattâ haftalar ve bâzen de aylar sonra çıkarak, benim, halkımın ve tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle beslenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları'ndan vb. resmî tiyatro kurumlarından aldığı reklâm (PARA) karşılığını asla verememektedir. Şöyle ki: Malûmunuz tiyatro sanatı belli gün, belli saat ve belli yerde yapılır. Örnekse, 1 Aralık 2013 Pazar günü, "Devlet Tiyatroları İstanbul Devlet Tiyatrosu Cevahir Sahnesi"nde oynanacak bir oyun, tiyatro kamuoyuna illâ duyurulması gerekir... Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, hiçbir zaman için asla tam zamanında yayınlanmayan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne reklâm (PARA) vererek, 1 Aralık 2013 Pazar günü oynanacak oyunun duyurulmamasına neden oluyor. Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bugün bile elimize geçmedi! Bu derginin yayınlanıp yayınlanmadığını, yayınlanmış olsa bile, tiyatro izleyicisine ulaşıp ulaşamadığın test etmek için, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'a, İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin'e, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Çevik'e yazılı biçimde sorularak, bu derginin Aralık 2013 tarihli sayısının ellerine ne vakit geçtiği sorulabilir. İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinin ticarî kuruluşların inisiyatifine terk edilerek, oradan alınan paralarla Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne reklâm (PARA) veren Mustafa Kurt'un bu işte sorumlulukları bulunmaktadır. DT Eski Genel Müdürü Lemi Bilgin'in de görüşlerine başvurulmalıdır! 

2 - "SANIK" Gülhan Avşar Demirkanlı sahibi olduğu derginin adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata, müthiş derecede karşıt bir yapılanmada yayın yaptığını kanıtlamak istiyor gibi, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni ve işbu derginin İnternet sitesi www.tiyatrodergisi.com.tr adlı yayını benim aleyhime kullanıp, 2009 yılının Nisan ve Mayıs aylarında, "KINIYORUZ!" başlığı atmıştır. Okurlarını kandırıp, bana ve benimle birlikte yazar Coşkun Büktel'e karşı bir kampanya başlatanlara "ortak" olabilen "SANIK" Gülhan Avşar Demirkanlı, adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata vb. aykırı olarak başlatılan bu kampanyaya, "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" sıfatını uygun görenlere bile aldırmayıp, benim hakkımda çeşitli dâvâlar açmış, birçok dâvânın açılmasına "yardım ve yataklık etmiş"tir! Bu kampanya sonucunda benim düşünebilme, konuşabilme, davranabilme, sanat ve seyahat yapabilme... haklarımı durduran Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin yalnızca bana karşı yaptığı "HAKARET", "İFTİRA", "SUÇ UYDURMA", "TEHDİT" suçlarına dek varan "KARALAMA" yayınları değil, bütün sayılarını inceleyerek, başta DEVLET TİYATROLARI ESKİ GENEL MÜDÜRÜ SAYIN İ. RAHMİ DİLLİGİL olmak üzere, bu "KARALAMA" yayınlarında kimler "ŞANTAJ" ile karşı karşıya kalmışlarsa, dergi arşivinden bunlar taranıp, "KARALAMA" ile karşı karşıya kalanlarla görüşülmelidir. Bu "KARALAMA" süreci ve "yaptırımından" en çok zarar gören kişilerin başında "SAYGIN TİYATRO YAZARI COŞKUN BÜKTEL" geldiği için bu kişinin bilgisine, görgüsüne, tanıklığına hemen başvurulmalıdır.

3 - "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin sahibi "SANIK" Gülhan Avşar Demirkanlı, sahibi olduğu bu dergiyi, sürekli bir biçimde "ŞANTAJ" aracı olarak kullanan Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya sınırsız olanaklar sağlayarak, başta Rahmi Dilligil olmak üzere, birçok kişinin mağdur olmasına, bu kişilerin olağanüstü büyük sıkıntılar yaşamasına neden olmuştu. Birkaç Dilligil delili sunuyorum:

a) http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/11/2001-ylnda-baslayan-ve-ancak-sona.html

b) http://www.ortakhaber.com/v2//haberler/templates/haber.asp?articleid=1049&zoneid=9&y=29

c) http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/10/10/248748.asp

ç) http://hilmibulunmaz.blogspot.com/2009/05/yalan-makinesi-mustafa-demirkanlnn_6833.html

d) http://www.coskunbuktel.com/linkdemirkanliyalanlari.htm

e) http://www.coskunbuktel.com/bukteldemirkanlisinsi060506.htm

f) http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=haberyazdir&articleid=755498

g) http://www.milliyet.com.tr/2001/06/28/yazar/asik.html

h) http://www.sehirtiyatrolari.com/yazilar/savas-aykilic-02092005.htm

"SANIK" Gülhan Demirkanlı'nın sahibi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin İnternet sitesi www.tiyatrodergisi.com.tr'de, tiyatro yazarı Coşkun Büktel ve tiyatro yazarı Melih Anık da "KARALAMA" ile karşı karşıya kalarak, benim de içinde bulunduğum biçimde "HİTLER'İN GAMALI HAÇI" vb. ile "foto-kolaj" vb. saldırısına uğramışlardır:

a) http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/12/iftirac-lincci-ve-sansurcu-tiyatro.html


b) http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/11/blog-post_30.html

"SANIK" Gülhan Demirkanlı'dan aldığı cesaretle iş geliştiren Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim hakkımda da "İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" makamına da başvurarak, beni TCK 301. Madde'den hapse attırmak isteyebilmiştir: 

http://tiyatroyun.blogspot.com/2013/07/aslsz-ihbarc-lincci-demirkanl-bulunmaz.html

4 - Şubat 1991'den beri Türkiye tiyatrosunu kirleten Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın yönlendirdiğini sandığım kişiler benim aleyhine dâvâlar açarak, benim olağan yaşam düzeneğimi altüst etmişlerdir. Benim hakkımda onlarca (Yüze yakın!) soruşturma, kovuşturma başlatan bâzı kişiler ve bâzı dâvâ dosyalarından örnekler:

a) Ömer Faruk Kurhan İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8
b) Burhan Gün İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi 2010/337
c) Nurhan Tekerek İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemisi 2010/445
ç) Haluk Bilginer 7. ve 35. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/217  - 2011/3218

Bu dâvâlarla birlikte, "SANIK" Gülhan Demirkanlı ve Demirkanlı'nın sahibesi bulunduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü "ASILSIZ İHBARCI" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın "yardım ve yataklık etmesi" ile açıldığını düşündüğüm dâvâların sahipleriyle hakkımda suç duyurusunda bulunan kişilerin bir kısmının adını sunuyorum. Yukarıda adları bulunmasına karşın, bâzı kişiler birkaç dâvâ açtıkları için onların adlarını burada da yineliyorum:

Ahmet Cüneyt Yalaz
Bülent Sezgin
Duygu Dalyanoğlu
Eyyüp Fırat Kuyurtar
Fırat Güllü
Gülhan Avşar Demirkanlı
Kemal Aydoğan
Levent Çağlayan
Mehmet Bozkır
Mustafa Şükrü Demirkanlı
Nihat Haluk Bilginer
Oyun Atölyesi
Reyhan Kayışlı
Seval Deniz Karahaliloğlu
Süleyman Anıl
Uğur Demirci Tosun

5 - "SANIK" Gülhan Avşar Demirkanlı ile sahibesi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın yönlendirdiğini sandığım şahışlar ve Gülhan Avşar Demirkanlı hakkında açtığım (Bu dâvâ dosyası da içinde olmak üzere!) şimdilik kaydıyla tam "on iki dâvâ dosyası" söz konusu:

HAKARET DÂVÂLARI
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/663 - Demirkanlı
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/523 - Can Törtop
İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/843 Levent Çağlayan
İstanbul 22. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/551 - Demirkanlı
İstanbul 12. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/664 -  Demirkanlı
İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/943 - Demirkanlı

İFTİRA DÂVÂSI

İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/201 - Demirkanlı

HAKARET, İFTİRA, TEHDİT DÂVÂSI:

İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/399 - Demirkanlı

TAZMİNAT DÂVÂLARI

İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/481 - Demirkanlı
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205 - Demirkanlı
İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/230 - Can Törtop
İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/205 - Demirkanlı

"ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL ETMEMEK" ve aşırı iş yoğunluğu altında bırakmamak ve de dâvâlarımın fazlalığı nedenleriyle, şimdilik kaydıyla yeni dâvâlar açmamaya çok özen gösteriyorum. Süren dâvâ dosyasına bakan Sayın Yargıç Ali Yücel Erdoğdu uygun görüyorsa, hakkımda başlatılan işbu "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" için imza veren 1100 kişinin tümünden "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olduğumu özellikle belirtirim... Mevzuat elveriyorsa 1100 kişinin tümünün de muhakeme edilmelerini arz ve talep ederim... 

6 - Yine Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde birçok "Yayın Yönetmeni" görev yapmış ve bu yöneticilerin birçoğu da, önemli görevlerle tiyatro dünyasına yön vermiştir... "LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyebilecek ve "Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Rahmi Dilligil"in hapse girmesine etki edebilecek denli nüfuz alanı geniş olan "Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Eski Yayın Yönetmeni" Orhan Alkaya, bu derginin nüfuz alanının oluşturduğu psikolojik etki ile "Muhsin Ertuğrul Sahnesi"nin yıkılmasını sağlayan süreçte, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni olunca, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne sürekli olarak reklâm (PARA) vermiştir! Hiçbir zaman için tam vaktinde yayınlanmayan, günler, hattâ haftalar, bâzen aylar sonra yayınlanmasına karşın, "TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ ESKİ YAYIN YÖNETMENİ ORHAN ALKAYA BEY" sayesinde hak etmediği reklâm (PARA) alarak kanaatimce usûlsüzlük yapan bu derginin durumu geriye doğru araştırılarak dâvâ edilmelidir... 

7 - Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahipliğini yaptığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin "Trabzon Temsilcisi" Levent Çağlayan, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin yönlendiriciliğinde, bana karşı birçok "HAKARET" içerikli yayınlar yapmış ve hattâ belli bir plan dahilinde olduğunu sandığım bir biçimde, "benim mahrem olarak gördüğüm mekânlarım"a bile sızarak, benim en temel haklarımı çiğneme girişiminde bulunmuştur. Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin "Trabzon Temsilcisi" Levent Çağlayan'ı, İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılatıyorum... Yukarıda verdiğim dâvâ dosyasını yinelemek gerekirse; 2013/843... Dâvâ dosyası ve diğer dâvâ dosyaları, öznel, tekil, tikel olarak değil de, "DİYALEKTİK HUKUK" mantığıyla değerlendirilebilir ve nesnel, çoğul, tümel bir mantıkla ele alınırsa, Gülhan Avşar Demirkanlı'nın sahibi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin nasıl bir kötücül örgütlenme oluşturduğu derhal görülebilir.

8 - Benim hakkımda "ASILSIZ İHBAR" yapacak denli "HUKUKU KULLANAN" Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Gülhan Avşar Demirkanlı ve eşi Mustafa Şükrü Demirkanlı sayesinde "bütün" avukatları da üstüme 
"kışkırtma" niyeti taşımaktadır kanısındayım. Demirkanlı Ailesi'nin vekilleri Av. Burhan Gün'le Av. Reyhan Kayışlı, benim hakkımda, kendi adlarına, defalarca soruşturma ve kovuşturma başlatmışlardır... Sayın Yargıç Ali Yücel Erdoğdu gerek duyarsa, bu soruşturma ve kovuşturma dosya numaralarını mahkemeye sunup, dâvâ dosyasının genişlemesine katkıda bulunabilirim. Çünkü bu dâvâ, "benim dâvâm" olmaktan önce, "KAMU HUKUK DÂVÂSI"dır. Böylece kovuşturmanın genişlemesi 
yönünde karar verilmelidir... Av. Burhan Gün ve Av. Reyhan Kayışlı ile Av. Eyyüp Fırat Kuyurtar, Av. Süleyman Anıl, Av. Uğur Demirci Tosun gibiler, "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyenlerin vekilliğini yapmalarıyla birlikte, kendileri duygularına, öfkelerine yenilerek, hukuk adamı olduklarını unutup, nesnel davranış geliştiremeyerek, benim hakkımda kendi adlarına çeşitli soruşturma ve kovuşturma başlatmışlardır. Bütün bu soruşturma ve kovuşturmaların, benim halk adına ve tüyü bitmemiş yetim adına verdiğim estetik ve etik savaşımı durdurma amacıyla kurulduğu "iki kere iki dört" gibi kesindir! 

9 - Demirkanlı Ailesi'nin avukatları Burhan Gün, Oğuz Nazlı, Reyhan Kayışlı, Volkan Eker'in avukatlık yaptığı dâvâ dosyaları incelenmelidir. Bence "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" eylemine mâruz kalanlara açılan "KAMU HUKUKU DÂVÂLARI", adliyenin iş yoğunluğu nedeniyle "doğru dürüst" gerçekleşmediği için, "YENİDEN YARGILANMA" gerçekliğine sahiptir. Örnekse, Coşkun Büktel'e karşı Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın açtığı dâvâda gayet ciddî savcılık kabahati vardır. Yücel Erten'e ait olan sözlerin Coşkun Büktel tarafından söylendiği iddianameye eklenince, avukatlar bu durumdan pek rahatsız olmadığı gibi, dâvâ dosyasının Büktel'in aleyhine işlemesi için "hukuk oyunları" yapmıştır. Demirkanlı Ailesi'nin avukatlarının tümü (Burhan Gün, Oğuz Nazlı, Reyhan Kayışlı, Volkan Eker) ailenin hukuk dışı davranışlarına göz yummuşlardır. "HUKUK YARARINA" değil "MÜVEKKİL YARARINA" çalışmışlardır. Müvekkil çıkarından daha değerli, daha gerçekçi olan hukuk çıkarıdır. Hukukun üstünlüğü yerine müvekkilin üstünlüğüyle davranan avukatlar soruşturulmalıdır. 

10 - Türkiye tiyatro sanatına sürekli olarak ve zincirleme biçimde zarar veren Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kurulduğu Şubat 1991'den bu yana verdiği zararın envanteri, güvenilir "BİLİRKİŞİ" tarafından araştırılıp incelenmeli ve bu güvenilir "BİLİRKİŞİ" sayesinde bir "BİLİRKİŞİ RAPORU" hazırlanmalıdır. T.C. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, İstanbul ve Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği yapmış kişi ve tiyatro yöneticilerinin tümünden gerekli bilgiler derlenmelidir. Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Rahmi Dilligil de dinlenilmelidir.

11 - İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi 2010/337 ve İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/8'deki "BİLİRKİŞİ RAPORU" okunmalıdır.

12 - Türkiye tiyatrosunda "İFTİRA ATMAK" gelenek hâline gelmiş... Türkiye tiyatrosu, kendi gücüyle değil, yabancıların gücüyle kurulduğu için, bu durumu normal karşılıyorum. Normal karşılamama karşın, hiç de doğal bulmuyorum. Bir tiyatro, kendi gücüyle değil de, yabancıların gücüyle kurulursa, ortaya gerçekçi bir tiyatro evreni çıkamayacağı gibi, tiyatro sanatını işgâl eden yöneticiler doğruyu söylemezler... Devletine, halkına, ülkesine yabancılaşan kişiler "İFTİRA ATMAK"a yönelirler. 

Bunu kuramsal düzlemde anlatmak için, yüzlerce sayfadan oluşan bir kitap hazırlayıp sunmam gerekiyor. Şimdilik kaydıyla, somut bir örnek veriyorum: "Türkiye tiyatrosunun en ünlü profesörü" Özdemir Nutku, Coşkun Büktel'in başyapıtı "Theope" adlı oyuna "İFTİRA ATMAK" eylemini gerçekleştirmiş ve bu eylem, "DEVLET TİYATROLARI RESMÎ TOPLANTISI" bünyesinde yapılmıştır. Ben, kendi çıkarlarım için yaşayan bir tiyatro sanatçısı olmadığımdan Sayın Prof. Dr. Özdemir Nutku'nun "İFTİRA ATMAK" eylemine başından beri karşı çıktım... 

Benim şu ânda başıma gelen olumsuzlukların bir kısmı da, "İFTİRA ATMAK" eylemine karşı çıkmamdan kaynaklanmaktadır. "İFTİRA ATMAK" eyleminin ne olduğu görülmek istenirse, şu linkin ucundaki belgeler, mahkemeye yeteri denli doyurucu bilgi verecek niteliktedir: 

a) http://coskunbuktel.com/theopepolemigi.htm
b) http://coskunbuktel.com/nutkuoycedskandal.htm
c) http://coskunbuktel.com/buktelnihayet.htm

Biz (Büktel ve ben), ilke olarak kimseyi mahkemeye vermemeye kararlı olduğumuz, bizi mahkemeye vermedikten sonra kimseyi mahkemeye vermeme eğilimi taşıdığımızdan "ADLİYEYİ MEŞGÛL ETMEME" saikiyle davrandığımız için, "İFTİRA ATMAK" eylemindeki tiyatrocu kişileri dâvâ etmyorduk. Bu dâvâ dosyasının içeriğinde görüldüğü gibi, Gülhan Avşar Demirkanlı'yı ve Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı (40. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/399 Esas Sayılı Dosya ile) "İFTİRA ATMAK" eylemi nedeniyle dâvâ ettim. Mahkemeler, sadece tikel konularda değil, tümel toplumsal konularda eğilim oluşsun diye görev yapıyorlarsa (ben öyle olduğuna inanıyorum) mahkemenizin vereceği karar da, "İFTİRA ATMAK" geleneğini durdurabilmelidir... Mahkemeye güveniyorum!...


SONUÇ VE İSTEM: Bir düzine hâlinde sıraladığım nedenle, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı'nın kovuşturularak gerekli cezayı alabilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 10.12.2013

MÜŞTEKİ
HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ 

EKLER:
1 -
2 -
3 -
4 -
5 -
6 -
7 -
8 -
9 -
10 -
11 -
12 -

Bulunmaz, Türk aydınının aydınlık ve karanlık yüzünün falına bakıyor!

Hilmi Bulunmaz
6 Aralık 2013

Aydın, iktidarlarla hesaplaşabilme yeteneği geliştiği oranda halka yararı dokunabilme olasılığı bulunan kişidir. İktidarlarla al takke ve külah yapan görgülü aydınlar, halkın aydınlanması için değil, iktidarlara itaat etmesi çalışırlar. Halkın, kendi lehine karar vermesi için savaşım veren aydınlara karşı tuzak hazırlanmasında da büyük bir işlev yüklenen iktidar aydınları, iktidarın sağladığı olanakların karşılığını verebilmek için, gün yirmi dört saat iktidarların düşünsel bekçiliğini yaparlar. Bekçilik yaptıkça ödüllendirileceğine emin olan egemen aydınlar, etkinlikte bulundukları alanın özgüllüğünü çok iyi bildikleri ve özgüllüğün özgünlüğü çerçevesinde özgürlük alanını genişlettiği oranda, halkın ilelebet iktidarlara hizmet etmesi için kalıcı rıza yöntemleri uydururlar. Bütünlüklü, çoğul, nesnel, tümel mantık yerine, bütünlüksüz, tekil, öznel, tike mantık inşa eden egemenlerin aydını, tümel mantık peşindeki halk aydınlarına karşı küçükseyici eylem ve söylemlerle piyasa oluştururlar. Meta estetiğinin tutsağı olan ve bu sentetik estetiğin hizmetinde düşünsel işlerle iştigâl eden egemen aydın, meta estetiği yerine Marksist estetik oluşturma çabasındaki halk aydınlarını, ellerindeki tüm üretim araçlarıyla harcamak isterler. Marksist estetik oluşumu için ömrünü sınıfsal kavgaya yatıran organik aydınlar karşısında, dişe dokunur ciddî bir düşünsel derinlik oluşturamayan egemen aydın, başta din olgusu olmak üzere, mistik evrenin bulanıklığına yaslanarak, emek-sermaye çelişkisinin üzerine dumanlı bir karmaşa şalı atmaya çabalar. Egemen aydın karanlık bir evren inşa ederken, işçi sınıfı aydını aydınlık evrenin net görünümünü emekçi halka gayet anlaşılır bir dille anlatır. İşçi sınıfından aldığı eylem gücünü kendi söylem gücüne eklemleyen aydınlık evren sahibi aydın, yan gelip yatarak, kavramlarla oynamak yerine, kendisi de çalışarak, işçi sınıfının çektiklerini bir ân olsun unutmamaya kararlıdır. Çalışan aydın, kağıtlar arasında ömrünü geçiren fındık faresi gibi kişiliksiz egemen aydınlara karşı, son derecede büyük bir üstünlük içerisindedir. Âdeta trajik bir zorunluluk olan bu durum, egemen aydınlarla muhalif aydınları sürekli olarak karşı karşıya getirir. Kendilerine "aydın" kavramını yakıştıran (aslında bu kavramı sahiplerinden edinmişlerdir) egemen aydınlar, ne kadar çok yabancı dil bildiklerini, nasıl bir yazınsal devinim içerisinde bulunduklarını, düşünsel işlerle uğraşmaktan yıprandıklarını, halkın kendisini asla ve kesinlikle anlayamadığını, halbûki kendisinin içinde bulunduğu yaşama değil, köşk yaşamına, şato yaşamına, villa yaşamına, yalı yaşamına lâyık olduğunu yineleyip dururlar. Kirasını bile zor ödediği "lüks" evlerinde ödül düşleri gören egemen aydınlar, nasıl olsa bir gün, ağzında gümüş kaşıkla doğan "gerçek egemen aydınlar gibi" zenginleşeceğini düşünerek, egemen aydınlıktan istifa edebilecek yada ölebilecek diğer aydınların yerine geçme jimnastikleri yaparlar. İşçi sınıfının oluşturduğu organik aydınlarsa, sosyo-ekonomik durumu ne olursa olsun, egemen aydınların çanak yalayan ruh hâllerine asla öykünmez. Öykünmek bir yana, egemen aydınların pespayeliğini sürekli olarak dile getirirler. Peki, bu dile getirme süreklilik kazandığında ne olur? Egemen aydınlar, çanaklarından beslendikleri sahiplerinin sesiyle, halk aydınlarına saldırıp, onlar hakkında küçük düşürücü kampanyalar düzenlerler.

3 Aralık 2013 Salı

Bulunmaz, Yeşim Özsoy'u (Kültür Bakanlığı Çanağı ışığında) yanıtladı!

Yeşim Özsoy, "Kamuoyu ve Basının Dikkatine;" başlığıyla bir yazı yazıp, www.facebook.com paylaşım sitesinde yayınlamış. Birkaç gün www.twitter.com paylaşım sitesinde bir hesap açtığım ve bu hesap sayesinde tiyatro esnafının neler yaptığını izlemeye başladığımdan bu yana, birçok tiyatro esnafının sözlerine de tanık oluyorum. Yeşim Özsoy'un yazısına da böyle bir olanak sayesinde ulaştım. Görmek sorumluluk yüklediği için, şimdi bu yazıyı değerlendireceğim. Her zaman yaptığım gibi diyalog biçimini yeğliyorum...

Yeşim Özsoy - Özel Tiyatrolara verilen Ödenek Hakkında Bildiridir.

Hilmi Bulunmaz - Sizin kavramınız size, benim kavramım bana. Ben, buna "Kültür Bakanlığı Çanağı" diyorum. Bu çanaktan yararlananlara da, çanak yalayıcısı diyorum. Böyle dediğim için de, pişmiş tavuğun başına gelmeyecek kadar büyük saldırılara uğruyorum. Ben, halkın avukatlığını yaparak saldırırken, Kültür Bakanlığı Çanağı yalayanlar da devletin avukatlığını yapıyorlar.

Yeşim Özsoy - Bir tiyatro olarak siyasi konularda görüş bildirmektense yaptığımız işlerle fikir belirtmeyi tercih etmemize rağmen, son dönemde Türkiye topraklarında var olan ve süregelen gelişmelerden dolayı kendimizi açıklama ihtiyacı duyuyoruz. Bu bildiri, bu sebeple yazılmıştır.

Hilmi Bulunmaz - Bir tiyatro olarak siyasî konularda da görüş belirtiyoruz. Yaptığımız işleri, siyasî görüşümüze dayandırıp, siyasî görüşümüzün gerekliliğini yerine getiriyoruz. Bunun karşılığında da, baskı, baskın, gözaltı, işkence, mühür, tutukluluk gibi resmî faşizmin yanı sıra, sivil faşistlerin düzenlediği "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" eylemlerine de mâruz kalıyoruz. Bu durumdan hoşnut muyuz? Evet, hoşnutuz. Resmî ve sivil faşizme teslim olacağımıza, resmî ve sivil faşizme karşı barikat kuruyoruz. Devlet Çanağı, Hükümet Çanağı, Kültür Bakanlığı Çanağı yalamıyoruz. Biz, Türkiye topraklarında değil, dünyanın her yerinde yaşamasını beceren bir tinsel yapıya sahibiz. Biz, "Türkiye topraklarında var olan ve süregelen gelişmelerden dolayı kendimizi açıklama ihtiyacı" içinde hissetmeyip, her zaman için açıklama yapmak zorunda hissediyoruz. Biz, sadece ve yalnızca bir bildiriyle yasak savmak yerine, gün yirmi dört saat onlarca bildiri yayınlamaya devam ediyoruz.

Yeşim Özsoy - GalataPerform/Ve Diğer Şeyler Tiyatrosu, Kültür Bakanlığı’nın her sene Özel Tiyatrolar için ayırdığı ödenekten son 5 yıldır yararlanan alternatif, bağımsız, özgür ve yenilikçi duruşunu koruyan bir tiyatrodur. Çizgisi hiçbir zaman değişmemiştir ve değişmeyecektir.

Hilmi Bulunmaz - Kültür Bakanlığı Çanağı yalayan hiçbir tiyatro "alternatif, bağımsız, özgür ve yenilikçi" olamaz. Olsa olsa, "alternatif dışı, bağımlı, tutsak ve eskilikçi" olur. Bir kişi, durduk yerde kendisine "alternatif, bağımsız, özgür ve yenilikçi" dediği zaman, o kişi, "alternatif, bağımsız, özgür ve yenilikçi" olmuş olmaz. O kişiye, "alternatif, bağımsız, özgür ve yenilikçi" kişiler de sürekli olarak hak vermelidir. Örnekse biz, sosyalist sanat yapmamıza, yani "alternatif, bağımsız, özgür ve yenilikçi" olmamıza karşın, Kültür Bakanlığı Çanağı yalayan tiyatrolara "alternatif, bağımsız, özgür ve yenilikçi" demiyoruz. Biz, "alternatif, bağımsız, özgür ve yenilikçi" olmanın koşullarından birinin Kültür Bakanlığı Çanağı yalamamak konusunda ısrarcı olunmasını istiyoruz. Kendi kendine bir "çizgi" çizip, anlaşılmayan, bilinmeyen, görünmeyen, sanal bir kararlılık göstermenin hiçbir anlamı olmadığına eminiz. Çizgisi olmayan çizgiye sahip olan kişinin, "alternatif, bağımsız, özgür ve yenilikçi" olması söz konusu bile olamaz. Buna AKP gülmezse de, kargalar mutlaka güler.

Yeşim Özsoy - Hayatta ve sanatta özgürlük, temel bir ihtiyaçtır. Siyasi tercihler üzerinden yapılan sanatsal değerlendirmeleri kesinlikle özgürlük haklarının ihlali olarak görüyoruz. Bu kapsamda ülke tiyatrosuna yüksek değerler katmış köklü tiyatrolarımızın, belirli siyasi görüşlerden dolayı destekten faydalanamadığı söylenen grupların ve senelerdir üretimlerinden ödün vermeden ayakta kalma mücadelesinde direnen ama destekten faydalanamayan bağımsız ve genç tiyatroların, 2013-2014 tiyatro sezonunu kapsayan ve devletimiz tarafından ayrılan bütçeden yararlanamamasını kınıyoruz. Aynı düzlemde bu ödenekten yararlanan firma ve kuruluşların hangi teatral sebep ve kriterler göz önüne alınarak seçildiğinin Türk tiyatrosunun geleceği ve adaletli bir sistemin işlemesi açısından araştırılmasının gereğini elzem görüyoruz.

Hilmi Bulunmaz - "Özgürlük" soyut bir kavram. "Hayatta ve sanatta özgürlük" olabilmesi için, siyasal ve toplumsal özgürlük de gerekir. "Özgürlük" olmasa bile, "özgürlük" yolunda kavga vermek gerekir. Soyut "özgürlük" yerine, somut "özgürlük" talebiyle yola çıkmak gerekir. Örnekse, Erdal Eren ve/ya Ethem Sarısülük'ün verdiği "özgürlük" mücadelesini "es" geçen bir "özgürlük", her zaman için tırnak işâretine (" ") tutsak kalmak zorundadır. Biz, "siyasî tercihler üzerinden yapılmayan sanatsal değerlendirmeleri kesinlikle özgürlük haklarının ihlâli olarak görüyoruz." Siyasî tercihi olmayan biri, değil tiyatro yapmak, yeşil ışıkta karşıdan karşıya geçemez yada manava gittiğinde içinde çürük bulunmayan yarım kilo domates bile satın alamaz. Siz, neyi, neden "kınıyoruz" olduğunuzu bile bilmiyorsunuz. "Bu kapsamda..." Hangi kapsamda? "ülke tiyatrosuna yüksek değerler katmış tiyatrolarımız..." hangileri? Örnekse Dostlar Tiyatro ve/ya Oyun Atölyesi mi? Dostlar Tiyatrosu ve/ya Oyun Atölyesi'nin "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenlenmesindeki katkısı için ne diyorsunuz? Oyun Atölyesi'in benim hakkımda açtığı birçok dâvâdan birinde de "İKİ YIL HAPİSLE" yargılanıp, hapis cezası aldım. Oyun Atölyesi, nasıl bir "özgürlük" mücadelesi verebilir ki? Sahi, şu Shakespeare denen adam, dünya tiyatro sahnelerine ne katmış ki, LİNÇÇİ Oyun Atölyesi bu adamı gözümüze sokmayı başarmak istiyor. Şu "belirli siyasi görüşlerden dolayı destekten faydalanamadığı söylenen gruplar" hangileri? Kültür Bakanlığı Çanağı yalayan hiçbir tiyatronun, Kültür Bakanlığı Çanağı yalamak yada Kültür Bakanlığı Çanağı yalamamak ikilemi dışında herhangi bir siyasî görüşü yok! Lütfen kendinizi kandırmayınız...  Şu "senelerdir üretimlerinden ödün vermeden ayakta kalma mücadelesinde direnen ama destekten faydalanamayan bağımsız ve genç tiyatrolar" hangileri? Kültür Bakanlığı Çanağı yaladığınız zaman, devlete, hükümete, bakanlığa karşı ödün vermişsiniz demektir. Kültür Bakanlığı Çanağı yalayanlar, asla bağımsız olamaz. Siz de bağımsız değilsiniz. Sizin "bağımsızlık" ve "özgürlük" mücadeleniz, devletin, hükümetin Kültür Bakanlığı'nın çizdiği (çanağı) sınırları içerisindedir. Bu sınırın dışına çıktığınızda, çanak çatlar ve sudan çıkmış balık gibi debelenip durursunuz. Bırakınız bu tırnak işâreti içine hapsolmuş kavramlarla lego oynamayı bir yana! Ne güzel söylüyorsunuz; "devletimiz"... Evet, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için Ethem Sarısülük'ün ölüsüne bile sülük gibi yapışan "devletiniz" size çok yakışıyor. Devlet, hükümet, Kültür Bakanlığı, bana, halkıma, tüyü bitmemiş yetime sormadan, benim, halkımın, tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle oluşan bütçesi, Kültür Bakanlığı Çanağı biçiminde sana, size, "devletimiz" kibarlığı içerisinde konuşan aristokratları armağan ediyor. Ben, halkım, tüyü bitmemiş yetim bu durumdan hoşnut değiliz. Bu duruma karşı müthiş bir öfke seli biriktiriyoruz. Hiç öyle entelektüel kabızlığa gerek yok. Siz de, "devletiniz" de, hangi ölçütlerle (ölçütsüzlük ile) Kültür Bakanlığı Çanağı eylemini gerçekleştirdiğiniz ortada. Madem ki, "özel" bir tiyatro açtınız, o zaman "özgür" bir tiyatro olup, Kültür Bakanlığı Çanağı yalamayın. Yalandığı zaman bağımsız, özgür olunamaz. Tenekeyle tutulan ritm kulak tırmalar. Yapmayınız!...

Yeşim Özsoy - Tüm dünyada temel kriterinin sanatsal duruş, nitelik, sosyal katkı ve ulusal ve uluslar arası başarı olan bu tür desteklerin ülkemiz yetkililerince suiistimal edilmesi ihtimalinden duyduğumuz kaygı ve güvensizlik ortamını yansıtmak istiyoruz.

Hilmi Bulunmaz - Bu tümce, hiçbir şey anlatmıyor. Böyle bir tümce oluşturan kişinin tiyatro sanatıyla iştigâl etmesi, ülkemiz açısında trajikomik bir durum. Bu düzeydeki birinin Kültür Bakanlığı Çanağı yalamak zorunda kalışına şaşmamak gerekir. Bu kadar anlamsız, bu kadar belirsiz bir tümce kurabilmek için, bağımsız ve özgürlük kavramlarını bilmemek yada tırnak işâreti içerisine tutsak etmeye yeltenmek gerekir. "Tüm dünyada temel kriterinin sanatsal duruş" deyince, aklınıza ne geliyor Yeşim kardeşim. Gerçekten düşünerek mi, yoksa hiç düşünmeden mi yazıyorsunuz? Bence, yazı yazmaya başlamadan önce, üzerinde uzun uzun düşünmeniz gereken bir tinsel durum oluşturun. Şu "nitelik, sosyal katkı ve ulusal ve uluslar arası olan" ne? "Nitelik" sözcüğünün içerdiği kavramın nitelediği göstergenin anlamsallığı sizi hangi düşünce denizine sürüklüyor? Gerçekten düşünüyor musunuz? Neden kendinize ait özgün bir görüşle perspektif oluşturabilmek yerine, "ulusal ve uluslar arası başarı" anlamsızlığı bataklığında kulaç atıyorsunuz? Şu "bu tür desteklerin ülkemiz yetkililerince suiistimal edilmesi ihtimali" size çok mu şiirsel geliyor; "suistimal" ve "ihtimal" bu sözcüklerde bulunan son beş harfin ("timal") aynı olması, sizin de şair olduğunuz anlamına gelmez. Lütfen tiyatroya ara verip, kendinizi şiir okyanusa atın. Şiir okumayan tiyatro yapamadığı için Kültür Bakanlığı Çanağı'na tutsak olur. Siz de tiyatro yapmıyor, Coşkun Büktel'in deyimiyle "kumda oynuyorsunuz"... Siz, bu âlemde, bu kalemle, hiçbir kelâm edemeyip, hiçbir yere selâm çakamazsınız. Sadece ve yalnızca Kültür Bakanlığı Çanağı yalamayı kuramsal hâle getirebilirsiniz. Kuramsal ve anlaşılmaz bir hâl! Ha, bir de, bana noter onaylı ihtarname gönderip, hakkımda suç duyurusunda bulunarak, beni mahkemeye verebilirsiniz. Ben hazırım kardeşim...

Yeşim Özsoy - Devletin elinde olan ve halkın emaneti olan finansal gücün ayrımsız bir şekilde tiyatroların sanatsal ilerlemeleri için kullanılması gerektiğini, desteği alan, almayan herkesin üzerinde oluşan baskı ve sansür ortamının sağlıklı olmadığını belirtmek isteriz.

Hilmi Bulunmaz - "Devletin elinde olan ve halkın emaneti olan..." gibi sözler kullanmak, bir yazara yakışmaz. Yazarlığı bilmiyorsan bile "yazı ekonomisi" denen bir kavram var. Hiç olmazsa o yola başvur! Nasıl mı? Şöyle: "Devletin elinde ve halkın emaneti olan..." Devlet, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için soluk alan bir erk... Halk, devletin erki altında inim inim inleyen bir kalabalık... Devletle halkın aynılaşması için sosyalist mücadele vermek gerekir. Sosyalizmin dışındaki herhangi bir "bağımsızlık, özgürlük" sanata değil, Kültür Bakanlığı Çanağı'na hizmet eder. Özel tiyatronun özgür tiyatro olabilmesi için, Kültür Bakanlığı Çanağı yalamayıp, kendine, halka, tüyü bitmemiş yetime güvenmesi gerekir. Kendine değil de, Kültür Bakanlığı Çanağı'na güvenen tiyatro, kendinin, halkın, tüyü bitmemiş yetimin değil, Kültür Bakanlığı'nın tiyatrosu olur. Böyle bir tiyatro da, halka değil, devlete hizmet ettiği için, ikide bir "devletimiz, devletimiz" demek zorunda kalır. Şu ..."herkesin üzerinde oluşan baskı ve sansür ortamının sağlıklı olmadığını belirtmek isteriz." sözü, karikatüristlere malzeme olacak kadar güldürücü bir söz. Siyasî bir görüşü sahip olmayan bir tiyatronun sözcüsünden ancak böyle ucube bir söz beklenir. "...herkesin üzerinde oluşan baskı ve sansür ortamı... " diye bir söz öbeği, dünyanın hiçbir ülkesinde asla ve kesinlikle kurulamaz. Ortamda bir kapitalist bir devlet var ve ortamdaki kapitalist devleti AKP yönetiyor. Ömer Çelik, AKP Adana Milletvekili olarak, yeşil sermayenin çıkarlarını ön planda tutuyor. Yeşil sermaye, pembe sermaye temsilcisi LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosuna, LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'ne zırnık bile koklatmadığı gibi, Ekim 2013'te kurulan LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin yumurtasından çıkan civciv ve yeşil sermaye yanlısı Moda Sahnesi'ne Kasım 2013'te Kültür Bakanlığı Çanağı yalatıyor. Sahi, Kültür Bakanlığı Çanağı her yıl Ağustos ayında yalatılırken, bu yıl, hiç hakkı olmadığı hâlde, usûlsüz bir biçimde Kültür Bakanlığı Çanağı yalayan Moda Sahnesi'ni kurulması beklendiği için mi, Kültür Bakanlığı Çanağı Kasım 2013'te açıklandı? Böyle somut soru/nlar orta yerde dururken, nedir dostum bu "...herkesin üzerinde oluşan baskı ve sansür ortamının sağlıklı olmadığını belirtmek isteriz." gibi çemberden bile yuvarlak sözler. Bir yerde söylediğinin, bir başka yerde tam tersini söyleyen kardeşim, yüz seksen derece karşıtlık oluşturuyorsun. Neyse ki, hemen ardından bir yüz seksen derecelik açı daha çiziyorsun da, üç yüz altmış dereceyi tamamlayarak, çemberin içinde debelenip, çıkışsızlığını kanıtlamış oluyorsun. Sen ve senin gibiler, gerçekten çok çaresiz ve sizler, çemberden bile daha yuvarlak konuşmak için Kültür Bakanlığı Çanağı ile destekleniyorsunuz.

Yeşime Özsoy - Son olarak bize bu sene ayrılan destekle, önerdiğimiz oyunu, sanatsal ve evrensel bakış açımızdan ödün vermeden, bize önerilen kurallar çerçevesinde sahneleyeceğimizi bildirmek isteriz. Bunun yanı sıra bu bildiri, bu sene Kültür Bakanlığımızın desteğinden yararlanamayan ve bizimle çalışmak isteyen kardeş bir tiyatroyla işbirliği yapmak için açık bir çağrıdır.

Hilmi Bulunmaz - Siz, size önerilen kurallara uymak ve bu arada "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" eylemini görmemek zorundasınız. Bunun için destekleniyorsunuz. Desteklenmeye devam etmek için de böyle yuvarlak sözlerle, çember çeviriyorsunuz. Şu "sanatsal ve evrensel bakış açımız" lâfını da çok merak ediyorum doğrusu. Hiçbir şey anlatmayan bir söze niye bu kadar çok dayanıyorsunuz? Neden?! Herhangi bir tiyatro, sizinle kan kardeşi olup, size ait çanaktaki kana ekmek banmış olursa, onun da ağzı kana alışır be kardeşim... Aman dikkat...



2 Aralık 2013 Pazartesi

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA


ŞİKÂYET EDEN: HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ
T.C. KİMLİK NO: 50482204038
ADRES: Ali Baba Türbe Sokak No: 13/8 Çemberlitaş, İstanbul
TELEFON: 0532 642 88 57   / 0212 513 47 32   
FAKS: 0212 513 47 33
E-POSTA: tiyatroyun@gmail.com

ŞİKÂYET EDİLEN: MUSTAFA ŞÜKRÜ DEMİRKANLI
ADRES: Reha Yurdakul Sok. No: 28/1 Billur Ap. Şişli-İstanbul
Gülbağ Mh. Şahinler Sk. No: 42 D. 10 Mecidiyeköy - İstanbul
TELEFON: 0212 216 75 20   
E-POSTA: tiyatrodergisi@gmail.com

SUÇ: Hakaret (Türk Ceza Kanunu 125. Madde)
SUÇ TARİHİ: 05.07.2013
SUÇ BELGESİ: Aylık Tiyatro... Tiyatro... Dergisi İnternet Sitesi

AÇIKLAMALAR:

1 - Benim hakkımda defalarca suç duyurusunda bulunan Mustafa Şükrü Demirkanlı, 2009 yılında "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" başlatıp, 1100 kişiyi bir araya getirerek, benim üzerinde olağanüstü ciddî bir kamuoyun baskısı oluşturdu. 

2 - 1100 kişiyi bir araya getirip, bütün Türkiye tiyatrosundan beni aforoz etmek için akla sığmayacak yöntemlerle karalama kampanyaları başlatan Mustafa Şükrü Demirkanlı, ekte sunduğum Aylık Tiyatro... Tiyatro... Dergisi İnternet Sitesi www.tiyatrodergisi.com.tr belgesinde de görüleceği gibi, Mehmet Bozkır, Seval Deniz Karahaliloğlu, Haluk Bilginer, Kemal Aydoğan, Oyun Atölyesi, Levent Çağlayan adlı şahısları ve ayrıca Ahmet Cüneyt Yalaz, Burhan Gün, Bülent Sezgin, Duygu Dalyanoğlu, Eyyüp Fırat Kuyurtar, Fırat Güllü, Gülhan Avşar Demirkanlı, Nurhan Tekerek, Ömer Faruk Kurhan, Reyhan Kayışlı, Süleyman Anıl, Uğur Demirci Tosun adlı şahısları "üzerime salmak" için olağanüstü çaba harcadı. Bu şahısların benim hakkımda başlattıkları soruşturma ve kovuşturmaları ayrıntılı anlatabileceğim gibi, soruşturma ve kovuşturma dosyalarının belgelerini de sunarım.

3 - Yaklaşık olarak yirmi beş yıldır Türkiye tiyatrosunun geri adım atması için Tiyatro... Tiyatro... Dergisi adlı bir yayın çıkaran Mustafa Şükrü Demirkanlı, bu yayınını âdeta bir şantaj aracı gibi kullanmaktadır. Ne demek istediğimi anlatabilmek için, ekteki belgeleri incelemenizde yarar var.

4 - Mustafa Şükrü Demirkanlı, Aylık Tiyatro... Tiyatro... Dergisi İnternet Sitesi içeriğinde yayınladığı "HHB: Seval Deniz Karahaliloğlu'na:" başlıklı yazısında bana karşı "HAKARET SUÇU" işlemektedir. Benim "SOSYALİST SANATÇI" olduğumu bilmesine ve hattâ bütün Türkiye'nin bunu bilmesine karşın, benim siyasal görüşümle alay eden onlarca, yüzlerce, belki binlerce karalayıcı yazı yazmıştır. Mustafa Şükrü Demirkanlı, andığım yazının ilk tümcesinde aynen şunu söyleyebilmiştir:

"...Sosyalistlik(!) yaparak, avukatları aşağılamak için neler yazarım diye kafa yoruyor."

Malûmunuz, yazı dünyasında parantez içindeki ünlem (!) işâreti, kendisinden önce gelen sözcüğün tam karşıtı bir içerik taşıdığını, "YALAN" olduğunu vurgulamak için kullanılır. Her bireyin dinî ve siyasî düşüncesi nasıl ki Anayasal güvenceye alınmışsa, benim siyasî düşüncem "sosyalizm" de güvenceye alınmış durumdadır. Mustafa Şükrü Demirkanlı, böyle bir söylem tutturarak, benim yasal ve Anayasal hakkımı gasp etme yoluna sapmaktadır. 


DEVAM EDECEK!