31 Ağustos 2007 Cuma

Barışarock'ta neler oldu?... 1

(Bu konuyla ilgili tıkla: istanbul indymedia)


Sağlıklı bilgi alınamadığı için, nesnel yorum yapmakta zorlanan tiyatro siteleri, körün fili tanımlaması gibi, apayrı şeyler yazabiliyorlar. Biz de yazılanları biraraya getirmeye çalışıyoruz:


SAYIN MEHMET ESATOĞLU'NA AÇIK RÖPORTAJ ÇAĞRIMIZ


A. Ertuğrul Timur


Tiyatrom.com yayın yaşamına atıldığından ve tiyatro dünyasında kendine bir yer edinmeye başladığı günden itibaren katıldığımız veya haberdar olduğumuz pek çok girişimde Mehmet Esatoğlu ismini gördük yada duyduk. Mehmet Esatoğlu başta ATÇ olmak üzere tiyatro adına atılan her adımda katılımcı olarak aktif şekilde yer almayı kendisine görev bilen bir isim. Yapılan toplantılarda, panellerde, yürüyüş yada protestolarda ya hiç kimse hiç kimse gelmezse diye endişe etmeyiniz en azından Mehmet Esatoğlu'nun orada olacağından emin olabilirsiniz.

Bununla birlikte yine kendisini tanıdığımızdan kısa bir süre sonra kulağımıza (ister istemez) gelen bir başka Mehmet Esatoğlu daha var. Bu tacizcilikle suçlanan bir Esatoğlu. Bu konuda daha önce de yazdığımız gibi ne bir resmi duyum, ne bir mahkumiyet, ne birinci ağızdan bir suçlama, bir şikayet duymuş, görmüş okumuş değiliz. Resmi bir suçlama yada mağdur sayılan kişinin kendisinden birinci ağızdan bir beyan duymadan sayın Esatoğlu'nu bu şekilde suçlayacak bir haber yada yazıyla anmaktan kaçındık ve zaten gereken bir durumda olmadı. (Sadece bir kez bizim dışımızda dışardan geçen bir yazı içerisinde bu konu geçmiştir ki bizim dışarıdan gelen yazılarda müdahaleci olmadığımız bilinir)

Kanunlara göre suçlanan kişi suçsuzluğunu ispat etmekle yükümlü değildir, suçlayanlar suçu ispatla yükümlüdür. Fakat Sayın Esatoğlu sanatçı kimliğinden dolayı göz önünde olan bir kişidir ve bu suçlamalarla zaman zaman karşılaşmıştır, bu suçlamalar belirli aralıklarla yeniden gündeme gelmiştir. Sonuncusu ise Barışarock2007 de yaşanan feminist protestosu ile tırmanan ve neredeyse meydan kavgasına dönen gerginliklerdir. İşte bu nedenle diyoruz ki bu suçlamayı görmezden, duymazdan gelmek yerine üstüne gitmek ve çözümlemek zorundayız. Bu konu bir kez konuşulup vicdanlarda ve akıllarda olumlu yada olumsuz bir yanıt bulunacakken her an yeniden bir gerginliğe , protestoya neden olmasını beklemekten daha olumludur kuşkusuz. Bu nedenle bir açık mektupla Sayın Esatoğlun'a br açık mektup yazmış ve gelin bu irin aksın demiştik. Zira bu konu kişisel bir sorun gibi dursa da sanatçı ve örgütçü kimliğinden dolayı kişiselliği aşan bir hal almıştır.

Nasıl ki Barışarock'da yaşananlar, yaşananlar esnasında anlık tepki, öfke ve o psikoloji altında alınan anlık kararalar, uygulamalar yanlış olabilmişse bunun yarın öbürgün bir başka kamuya açık panelde, toplantıda, meydanda, oyun esnasında yaşanma riski her zaman olacaktır. O halde bu konunun konuşulması görmezden gelinmesinden çok daha olumlu olacaktır.

Bu amaçla sayın Esatoğlu'na bir açık röportaj önerisi sunuyoruz. Aşağıdaki sorularımızı kamuoyu önünde yöneltiyor ve yanıtlarını da aynı sayfalardan kamuoyu ile paylaşacağımızı beyan ediyoruz. Bu sorular salt bu konuya ilişkin olmayıp genel bir tanıtmayı da amaçlamaktadır. Bu tanıma ve tanıtmanın önyargısız bir kararda etkili olacağını düşünüyoruz.

1- Sayın Mehmet Esatoğlu ne zamandan beri yaşamınızda tiyatro yer alıyor, aldığınız tiyatro eğitimi yada ustalarınız kimlerdi?

2- Konservatuardan Tiyatro Eğitimi almasalar da pek çok kişi zaman içerisinde kendini profesyonel olarak tanımlar ve profesyonel olarak da bu işi sürdürür. Sizin Amatör Tiyatro tercihinizin, vurgunuzun nedenlerini öğrenebilir miyiz?

3- Diğer bir adınızın Behruz olduğu ve İran kökenli olduğunuz bir duyum olarak bilgilerimiz dahilinde. (Eğer sakıncası yoksa ve özel saymazsanız) bu konuda da bilgi alabilir miyiz?

4- Tiyatro dünyasında örgütçü tavrınızı gözlemliyoruz. ATÇ dışında Pek çok derneğin faaliyetlerinde de sizi görmekteyiz. Gerek sahne üzerinde gerekse sahne dışında da örneğin Tecritlere karşı yada benzer toplumsal konularda sizi faal olarak görebiliyoruz. Bu salt bir sanatçı duyarlılığı mıdır yoksa siyasal bir dünya görüşünün gereği mi?

5- Ne zamandan bu yana tiyatro'da eğitimci, yönetmen olarak bulunuyorsunuz? (isimlerini saymayabilirsiniz) Eğitim kurumlarında, okullarda görev aldınız mı? Bu kurumlarda herhangi bir suçlamaya dayalı işten çıkarılma yaşadınız mı?

6- Taciz ve özellikle çocuk tacizi gerek hukukta gerekse toplum vicdanında en ağır suçların başında gelir. Size çalıştırıcılığınız süreçler içerisinde bu suçlamalarla karşılaştınız. Öte yandan tiyatronun bedene dayalı, temasa dayalı bir sanat alanı olduğunu da göz ardı etmiyoruz. İlk kez tacizle suçlanmanız ne zaman, nasıl cereyan etti, bu konuda resmi bir suçlama yada sizin kamuoyu önünde savunmanız oldu mu?

7- Bir forum sayfasında yazılanlardan öğrendiğimiz kadarıyla bu taciz suçlamasıyla karşılaştığınız dönem sizinle olan ve halen bugün sizle birlikte çalışmayı sürdüren insanların varlığından söz ediliyor. Böylesi ağır bir suçlamaya maruz kalan birinden uzaklaşmak yerine hala sizinle çalıştıklarına göre onlar böyle bir taciz olayına inanmıyorlar. Sizi suçlayan bir gruba karşı savunan sahiplenen büyük bir grup da var. Buradan yola çıkarak sizi suçlayan ve bu taciz konusunu ara ara gündeme taşıyan kim yada kimlerdir Bu taciz suçlamalarının nedeni size göre neye dayanıyor?

8- Resmi olarak bir suç duyurusu yapılmış değil, mahkemelere yansımış bir suçlama kayıtlara geçmiş değil. Fakat aralarında Hürriyet gibi ulusal, büyük bir medya dahil bazı yayınlara adınızla soyadınızla yansımış, yayınlara geçmiş kayıtlar var. Bu da sizi tacizcilikle suçlayanlar için bir koz olmakta. Bunlara karşı tekzip hakkınızı neden kullanmadınız?

9- Barışarock'da geçmişteki tacizcilikle suçlanmanız ve bazı gruplar tarafından protesto edilmeniz sonucu bir hayli gerginlik yaşandı. Sizin düşüncenize göre bu Mehmet Esatoğlu'nu tacizci olarak görenlerin size olan tepkisi mi yoksa sizin üzerinizden yapılan bir kaos girişimimiydi? Ve geçen yıl da siz Barışarock'da yer aldınız, konuşma da yaptınız. Geçen yıl yada bu yıl protesto öncesi sizin varlığınıza karşı bir tepki hissettiniz mi?

10- Barışarock'ı 5 yıllık geçmişiyle genel olarak yada bu yaşananlardan sonra nasıl değerlendiriyorsunuz? Barışarock'ı kurumsal kimliğiyle faşist olarak niteleyenlere katılıyor musunuz?

11- Feminist yada eşcinsel örgütlerle ilgili kişisel düşünceniz, yaklaşımınız nasıldır?

12- Bu konuda yada konu dışında okurlarımıza iletmek istedikleriniz varsa alabilir miyiz?

tıkla: tiyatrom


BARIŞA(MAYA)ROCK


Orçun Masatçı (Yenikapı Tiyatrosu emekçisi)


Bir çok engelleme ortamında bulunduk, düşmanla göğüs öğse çarpıştık. Gerektiğinde bize sahne vermeyenlerin alanlarını işgal ettik. Ama bu biraz daha farklıydı. Düşmanla mücadele etmekten daha zordur dosta laf anlatmak.

Elbette yaşamak zorunda kaldığımız barışa rock festivali ile ilgili bir durum bu, öncelikle kavramların içini açarak başlayalım ve bakış açımızı anlatalım.

Faşizm: gücü elinde bulunduranların baskı mekanizmasını karşısındakini engellemek, yok etmek için kullanma biçimidir. Psikolojik anlamındaki karşılığını değil toplumsal anlamındaki karşılığını söylüyoruz.

Taciz: Tüm cinsiyetçi yaklaşımlar gibi kesinlikle karşısında olduğumuz bir durumdur. Tacizciden ilk hesap soranda biz oluruz. Ama tek ilkemiz bu durumun net olmasıdır. Yani kafa bulanıklığına yol açacak, acaba içinde başka bir iş mi var diye sorgulamadığımız bir durumda olmalıdır. Burada netlikten bahsederken yasal yoları, mahkeme kararlarını filan kastetmiyoruz elbette. Ama bu durumu kolektifine ya da herhangi bir camiaya açıklayan şahsın topluma da açıklaması gerekmektedir. Bu olay için baskı altındaki kadın imajı söz konusu değildir. Yaşadığı toplumsal koşullar bu olayı açıklamasını engeller bir durum göstermemektedir. Tabii böyle bir kişi ve olay varsa.

Mehmet Esatoğlu: biz Esatoğlu’nu toplumun büyük bir bölümünün sustuğu sıralarda aydın,sanatçı ve bilim adamalarıyla yaptığı tecrit çalışmasından tanıyoruz. Bir bütün olarak tecritin ne olduğunu ve karşısında durmak gerektiğini anlatıyordu. Bir çok ilerici yayında yazıları yer alan akm’nin yıkılmasından, gazi mahallesinin festivaline kadar bir çok alanda sahne alan bir tiyatronun yönetmeni. Böyle bir şeyi yapabilir mi? Her şey insan içindir şüphesiz. Ama bizim tanıdığımız M. Esatoğlu bütün bunları yapabilecek bir izlenim çizmedi üstümüzde. Daha çok vefakar bir eylem adamı. Bir çok hayatını kaybeden toplumcu sanatçı onun çabalarıyla hatırımızdaki yerini aldı. Ve bir çok eylemde, emekçi mahallelerinde onun tiyatrosunun oyunları sahne aldı.

Barışa Rock: Çıkış itibarıyla çok doğru bir yerden hayata geçen ve bir çok gönüllünün inanılmaz heyecanı ile yürüyen bu karşı festival bu güne kadar önemli işler başardı. Gelinen 5. yıl da 30’a yakın tiyatronun da katılımıyla “şimdi, tiyatro da karşı” başlığı altında başka bir açılıma da yol aldı.

Kavramları, insanları, kurumları yerli yerine koyduktan sonra derdimizi anlatalım.

1.gün…

Her şeyden önce barışa rock etkinliğine sadece İstanbuldan değil bizim gibi izmirden, adanadan, ankaradan, muğladan katılım sağlandı. Bir çok ilden gelen onlarca topluluk rock’ın kola şişesine tiyatronun bira kapağı altına sığmayacağını haykırmak için savaşa, militarizme, faşizme, cinsiyetçiliğe karşı oradaydı. Barışa rock’ın bizim katıldığımız 2.günü oldukça iyi geçti. Sabah tiyatrolar yürüyüş düzenledi, arada durdukları noktalarda kısa tiradlar sergiledi.

Sonrasında bize ayrılan sahneye gelinerek her tiyatro kendini tanıtan birkaç kelime etti. Biz konuşmamızı “yaşasın sosyalist gerçekçi sanat” diye tamamlamıştık. Ardından oyunlar birer birer sahne almaya başladı. Biz de sıramız geldiğinde oyunumuzu meydan sahne biçiminde seyircilerin arasında oynadık. Daha sonra açılan standların arasında uzun süredir İzmir’de dayanışma içinde olduğumuz Başka Kültür Evinin de standını görünce birlikte orada da oynama kararı aldık. Başka Kültür Evi çalışanları Barışa Rock alanını gezerek oyunumuzun duyurusu yaptı ardından standın önünde oyunumuzu sahneledik.

2.gün…

Öğle saatlerinde Barışa rock alanı içinde yeniden tiyatro yürüyüşü yapılarak, tiyatro severler sahnenin bulunduğu alana çağrıldı. Sonrasında oyunlar yeniden sahne almaya başladı. biz nasıl bir tiyatro istiyoruz söyleşisine kadar alandaki standımızda bulunmaya devam ettik. Bu sırada Barışa Rock alanına gelen Sosyalist Gençlik Derneği üyeleri ile birlikte yapılacak olan Latin Amerika-Türkiye Kültür Festivalinin bildirilerini dağıtma kararı aldık ve söyleşi esnasında Barışa Rock alanını gezerek bildirileri dağıttık. Yemek standlarının bulunduğu alanda son kez oyunumuzu sahneleyip bir kez daha yapılacak olan festivale çağrıda bulunduk.

Protesto…

Oyunumuzun sonrasında alana döndüğümüzde söyleşi sona ermiş ve gösterilere takribi 2 saatlik bir ara verilmişti. O sırada bir gösterici grubu sahnenin bulunduğu alana yaklaşarak, M.Esatoğlu’nun tacizci olduğunu iddia ederek protesto gösterisi yapmaya başladı. biz önce gelen grubun tavrından, ellerinde teneke biralardan gösterinin bir görünmez tiyatro ya da şaka olabileceğini düşündük. Daha sonra alanda bulunan ilerici dostlarımızdan aldığımız bilgiyle durumun ciddiyetinin farkına vardık. Bu anlamda protestocu grup kimilerinin söylediği gibi protestosunu tamamlamadan filan alandan ayrılmadı. Aksine oldukça uzun bir zaman orada kaldı. Açıklamalarını yaptılar, defalarca sloganlarını attılar ve alandan ayrılmadılar. Protestocu grubun gelmesinden yarım saat sonra kadar tiyatro evi oyuncuları alana gelerek oyunlarının provasını yapacaklarını ve protestoculardan alanı boşaltmalarını istedi. Prova başlayınca kıyamet koptu. Davulların çalınması üstüne, yapılan hareketi üzerine alınan protestocular daha da gerildi ve ondan sonra geri dönülmez bir yola girildi.

Kıyamet

Bu sırada Barışa Rock inisiyatifi gelerek tiyatroevinden arkadaşların provalarını sona erdirmesini, M.Esatoğlu alanı terk etmeden oyunları sahneletmeyeceklerini söyledi. Bunun üzerine toplantı alan tiyatrolar M.Esatoğlu’nun alanı terk etmesinin suçlamaları kabul etmesi anlamına geldiğini söylediler. M.Esatoğlu’nu tanıyan tiyatroların çoğu suçlamanın asılsız olduğunu söyledi. Ardından barışa rock inisiyatifi M.Esatoğlu alandan çıkmadan hiçbir tiyatronun sahne alamayacağını yineledi. Bununla da yetinmedi oyunlarımızı oynarsak oraya 2.000(iki bin) kişiyi yıkıp bizi döverek alandan atacağını söyledi. Biz de bu durum karşısında bulunduğumuz alanı koruyacağımızı belirttik. Burada bir nokta çok önemli sapla samanın birbirinden ayrılması gerekir. Bizim için M.Esatoğlunun alanda bulunması tiyatroların engellenmesi için yeterli bir sebep değildir. Burada “taciz hayati bir sorun, tiyatrodan önemli şeyler var, elbette engellenir” diyenlere cevabımız; Esatoğlu’nun geçtiğimiz yıl yapılan festivale katılımında neden protesto olmadığıdır. Ayrıca bu arkadaşın bu festivalde görevli olduğu bilinmekteyken neden daha önceden bu sorun çözülmedi. Festivalin tiyatro adına yapılan bildirgesini bile bu arkadaş kendi adını koyarak yayınlarken festivalin inisiyatifi neredeydi? Hepimizin bildiği gibi bu konu 3 günlük bir konu değildir. Yani orada Kürtçe oyununu oynayacak seyr-i mesel ve “bedreddin” oyununu sahneleyecek Tiyatroevinin oyunlarının engellenmesi kadar hayati bir yerde durmamaktadır.

Bu durum üstüne gerginlikten dolayı alandan uzaklaşan tiyatro seyircilerini alana yeniden çağırmak üzere festival alanını gezen tiyatrolar, kendilerine ayrılan bölüme döndüklerinde sürprizle karşılaştılar. Sahne’nin ses düzeni, ışıkları İnisiyatifler tarafından sökülmüştü. Sahneye çıkan tiyatroevi , kendilerini hiçbir şeyin yıldıramayacağını söyleyerek seyircilerin arasına indi. Yani kendilerine verilmeyen bir bölümü işgal ederek oyunlarını sahneledi. Bu geçmişte işgal konusunda girdiğimiz tartışmalar açışından oldukça çarpıcı bir örnekti. Bu sırada alana yeniden gelen protestocular, oynanan oyuna aldırmadan slogan atmaya ve sahnedekilerin üzerine yürümeye başladı. protestocuların arasında bulunan Vicdani redçi Mehmet Tarhan’ın gösterdiği tavırla ortalık biraz yumuşadı ve protestocular alandan ayrıldı. Ama gariptir ki kimi kültür kurumları “tiyatro’dan önemli şeyler var, böyle baskılar uygulanabilir” diyerek inisiyatifin yaptıklarını savunmuşlardı.

Sevgili dostlar barışa rock’ta olup bitenler bunlardı.

Biz, ne diyoruza gelince, bizim tek sorunumuz orada o anda sahneyi engelleyen barışa rock inisiyatifiyledir. Taciz ve bu ayrı ayrı sorunlardır. Alanda bir suçlu var diye –ki suçlu olduğundan emin değiliz. O bireyle hiçbir ilgisi olmayan başka bir tiyatro topluluğunun oyunu hangi mantıkla engellenebilir? Bu gücü elinde bulunduranların baskı mekanizmasını istedikleri gibi karşısındaki yok etmek için kullanmalarıdır. Peki karşılarında bulunan kimdir? İşte bu soru aslında tüm bu yaşanan sorunun da cevabıdır.

tıkla: tiyatrom



Barışarock Alan Koordinasyon'dan tiyatrom'a gelen açıklama


BarışaRock her sene tiyatrolara, atölyelere, çeşitli sivil toplum kuruluşlarına, forumlara, belgesel film gösterilerine yer verir, kucak açar, BarışaRock'ın savundukları doğrultusunda BarışaRock'ı beraber örgütler. Bu yıl 5.si gerçekleşen ve binlerce insanın katıldığı BarışaRock hiç istemediğimiz olaylara da sahne oldu…

BarışaRock'a davet ettiğimiz tiyatrolar ile pazar günü son derece tatsız gelişmeler yaşandı. BarışaRock İnisiyatifi ile BarışaRock'a gelen tiyatro grupları ile 5 saat süren tartışmaların sonucu tiyatro sahnesini iptal etmek zorunda kaldık. BarışaRock'tan bir gün önce, Perşembe günü tiyatrolar grubundan Mehmet Esatoğlu ile ilgili “taciz” iddiası olan bir haber aldık. Perşembe gününden itibaren alandaydık ve tiyatrolar grubundan BarışaRock İnisiyatifi ile ilişkisi olan arkadaşlarla haberleşip, durumu anlatıp kendisiyle görüşmek istediğimizi söyledik. Bize zaten alanda olmadığını söylediler. Pazar günü Mehmet Esatoğlu ve inisiyatiften bir arkadaşımızla öğlen görüştüğümüzde durumu anlattık ve tiyatrolarla ilişkisinin olmaması gerektiğini söyledik. Biz BarışaRock'ın bir mahkeme olmadığını kendisinin haklı ya da haksız olmadığını tartışmadığımızı, ispat ya da olayın kendisiyle ilgilenmediğimizi, kadının söylediğinin bizim için esas olduğunu anlattık.

Bunun üstüne, Mehmet Esatoğlu kendisinin zaten bir oyunu olmadığını ve alandan çıkacağını bildirdi. Ama yarım saat sonra tiyatro alanında kendisini gördük ve tiyatrolardan konuştuğumuz arkadaşa durumu sorduk. Bize yakın zamanda çıkacağı bildirildi. Kısa bir süre sonra "BarışaRock alanında tacizci istemiyoruz" diyen bir grup tarafından alandan çıkması için protesto edilmeye başlandı. İnisiyatiften iki kişi, tiyatrolardan iki kişi ve Esatoğlu'nu protesto eden eşcinsel ve feministlerden iki kişi ile görüştük. Esatoğlu'nun yarım saat içinde alandan çıkması ve tiyatroların oynanması doğrultusunda ortak bir karar aldık. Tiyatroların bu ortak kararın altında imzası tabii vardı.

Tiyatro "temsilcisi" olarak gelen arkadaşlar diğer tiyatrolarla bir saat toplantı yaptı, sabırla bekledik. Bu arada söz verildiği gibi Esatoğlu alandan çıkmamış aksine toplantıya katılmıştı. Protesto eden grup ve BarışaRock inisiyatifi ise verilen söze güvenerek iki kişi bırakarak tiyatroları terk etmişti. BarışaRock inisiyatifinden aynı iki kişi tiyatroların yanına gittiğinde ortaklaşa aldığımız karar sanki hiç alınmamış gibi Esatoğlu'nun işi olmamasına rağmen çıkmayacağını alanda kalacağını, kendisinin arkasında olduklarını bildirdiler. Bunu tiyatrolara bir saldırı olarak nitelendirdiklerini açıkladılar. Biz de Esatoğlu alınan ortak karara uyup çıkarsa tiyatrolarla ilgili kimsenin bir sorunu olmadığını anlattık.

Ve tiyatrolar devam ediyor diye alanda Esatoğlu'nu yanlarına alıp yürüyen tiyatro temsilcilerinin "oyun tanıtımı" başladı.

Alınan karara uyulmaması sebebiyle, festivalin üçüncü (son) günü, hava karardıktan sonra tiyatro sahnesini kapatmak zorunda kaldık. Esatoğlu'nun anlaşmadan saatler sonra hala gitmediğini gören eşcinseller ve feministlerden oluşan grup ile tiyatrocular arasında gerilim başladı.

İki grubun çatışmaya başlaması (ilk yumruğu kimin vurduğu bizim sorunumuz değil) üzerine güvenlik soruna dahil oldu. BarışaRock gönüllülerinin büyük çabasıyla güvenliğin kaba kuvvet kullanması engellendi, gruplar arasına barikat kuruldu. Tiyatrolar bu şartlar altında 40 dakika daha oyunlarına devam ederek, sanata karşı duydukları müthiş sevgiyi ifade etti. Bu sırada yoğun uğraşlar sonucu feministlerin ve eşcinsellerin tiyatro alanını terketmesi sağlandı.

Oyunları biten tiyatrolar, bu olayların ardından alanı terk etmiş, BarışaRock inisiyatifi de rahat bir nefes almıştır.

“Hitler'den bile beter faşist” olmakla suçlanan biz BarışaRock gönüllüleri için gerçekten anlaşılmaz ve üzücü bir gündü. Alanın inşasına en ufak katkısı olmayan bu insanların pervazsızca yalan söylemeleri BarışaRock inisiyatifinde sadece ve sadece öfke yaratmaktadır. Güçlükle bulduğumuz kaynaklarımızla birçok yerden keserek tiyatrolar için sahne kurup sonra da kapatmak takdir edersiniz ki hiçbirimizin istemeyeceği bir durumdur.

Barışarock Alan Koordinasyon

tıkla: tiyatrom


GERİ PLANDA FARKLI NİYETLER Mİ VAR?

Konu görmezden gelinemeyecek kadar yankı yarattı


Genç kitle içinde oldukça ilgi gören ve beş yıldır yapılan Barışarock bu yıl sorunlarıyla gündeme geldi. Bir grup katılımcının "Nejat Yavaşoğulları'na karşı Cuntacı Nejat Barışarock'dan defol" şeklindeki protestosunun ardından feminist bir grup da daha önce bazı yayınlarda adı taciz iddialarıyla anılan Mehmet Esatoğlu'nu festival alanında istemiyoruz şeklinde başlayan protestosu büyüdü ve adeta meydan kavgasına dönüştürüldü. Barışarock'ın bitmesine rağmen tartışmalar durulmadı ve tırmanarak sürüyor. Bu protestoların Barışarock'ı düzenleyenleri de böldüğü ve protestoların Barışarock'ı sabote etmek amaçlı olduğu çeşitli forumlarda dile getiriliyor. Her iki tarafın da öne sürdüğü haklı, haksız gerekçeler görülüyor. Örneğin hakkındaki taciz suçlamaları çok eskiye dayandığı halde geçen yıl da Barışarock'da yer alan Mehmet Esatoğlu (Tiyatro Simurg)un geçen yıl tacizci olarak görülmezken bu yıl protesto edilmesi ve bunun üzerinden meydan kavgası yaratılması da düşündürücü. Barışarock'da yaşananlar farklı nedenler üzerinden sürdürülse de geri planda bunların bahane olarak kullanılarak adeta Barışarock'a yön veren yada daha fazla yön vermek isteyen siyasi oluşumların çekişmesiymiş izlenimi var.

tıkla: tiyatrom


SAYIN MEHMET ESATOĞLU'NA AÇIK MEKTUP


A.Ertuğrul Timur


Tiyatro dünyası oldukça dar bir camia. Bu dünyaya girdikten kısa bir süre sonra neredeyse tamamını tanıdığınız tamamıyla dostluklarınız, en azından tanışıklığınız olan bir camia. Ve bu dar dünyanın tanışıklıklarla çevrelenmişliği içinde yayıncılık da bir hayli zor olmakta kuşkusuz. İşimiz salt oyun tanıtmak olsaydı elbette daha kolay olurdu ama haberciliği seçmişseniz bunun olumlusu kadar olumsuzu da karşınıza çıkacaktır.

Sayın Mehmet Esatoğlu'da tiyatro dünyası içerisinde tanıdığımız , bazı ortamlarda ortak pay ve paydalarda bulunduğumuz bir kişidir. Bizim tanıdığımız yada ortak paylaşımda bulunduğumuz Mehmet Esatoğlu özellikle başta amatör tiyatro olmak üzere örgütçü, bir yapıya sahiptir. Diğer kişisel özelliklerini özellikle gözlemlemiş yada gözlemlemeye gerek duymuş değiliz elbette ve buna hakkımız da yok.

Bu ön tanımlamanın ardından konumuza geçersek bugün tiyatro sitemize bazı yazışmalar, haberler açıklamalar düşmüştür. Bunlar bildiğiniz gibi Barışarock içerisinde yaşanan protestoya ilişkindir. Bilindiği gibi Barışarock'da iki yıldır tiyatro grupları da yer almaktadır ve bir çok tiyatro topluluğu sahneye çıkmaktadır. Sanatsal dayanışma adına güzel bir örnek olduğunu düşündüğümüz bu başlangıca bu yıl gölge düşmüştür. Barışarock da bir protesto olayı ve tiyatrolara bazı engellemeler yaşatıldığı haberleri bir anda sitelere, mail gruplarına düşmüştür.

Bize iletilen yada bizim bazı forum sayfalarından öğrendiğimiz bilgilere baktığımızda iki farklı şekilde konunun ele alındığını görüyoruz. Tiyatro dünyasının müdavimi olduğu sitelerde, mail gruplarında konu Barışarock'cıların tiyatroculara müdahalesi, engellemesi gibi anlatılıp ışıklarımız kapatıldı, sahneden indirildik, oyunumuz engellendi zorla dışarı atıldık gibi bir anlatı içinde ve daha da ileri gidilerek Barışarock organizasyonunu yapanları baskıcı, saldırgan, faşist, protestoculara bir grup sarhoş nitelemeleri ile yapılan bir anlatım. Tabi bu anlatımları okuduğunuz zaman şaşırmamak elde değil. Barışarock'ı organize edenler hem tiyatro topluluklarını davet edip, (kimlerin katılacağı önceden bellidir) konukları olarak yer verip, sonra onları protesto etmeleri, dışarı atmaya çalışmaları, sahneyi sabote etmeleri elbette şaşırtıcı bir durumdur.

Ama tiyatro dünyasındaki bu anlatıyla yetinmeyip barışarock 2007'nin konu edildiği bazı internet sayfalarını gezdiğinizde aktarılansa farklı bir tablodur. Buralarda anlatılan tabloda rockcıların tiyatroculara saldırısı, yada protestosu şeklinde olmadığı gibi barışarock'ı organize edenlerin de organize komitesi olarak bir baskısından söz edilmiyor. Buralarda yansıyan duruma göre yaşanan tiyatrocuları protesto değil bir tiyatrocuyu (Mehmet Esatoğlu) protestodur. Protestoyu düzenleyenler de barışarock organizatörleri değil feminist bir katılımcı gruptur.

Şimdi burada biraz durup düşünmek gerekiyor.

Rockcıların yada Barışarock'ı organize edenlerin genel olarak tiyatroculara cephe alması, saldırması, engellemesi ayrı bir durumdur, oradaki çok çeşitlilik içinde katılımcı bir grubun (feministlerin) bir kişiyi (Mehmet esatoğlu) protesto etmesi farklı bir konudur. Her iki durumu da beğenmeyebilir eleştirebilirsiniz ama bu eleştiri iki durumun çok farklı olduklarını dikkate alarak olmalıdır. Olayı çarpıtmak, farklı göstermek, kamuoyunu yanıltmak da işlenen suçun benzeri bir suçtur. O halde yaşanan gerçekte nedir bunu doğru haber almak ve doğru teşhis etmek zorundayız. Eğer ortada bir tek tiyatrocuya (yada kim ve neci olur olsun) haksız bir saldırı ve protesto varsa elbette bu bir tek kişi de sahiplenilmelidir ve festival eleştirilmelidir. Ama olayı farklı noktaya taşımak ve iki ayrı sanat dalının insanlarını rockcı - tiyatrocu diye karşı karşıya bırakmak yada barışarock komitesini veya festivalin genelini faşist, baskıcı, saldırgan ilan etmek de bizi yanılgıya götürebilir.

Festivale katılmadığım ve yaşananların tanığı olmadığım için ancak şu ana kadarki duyumlarımdan, aktarılanlardan yola çıkarak yaşananları şu şekilde özetleyebiliriz. Barışarock festivalinde bir çok tiyatro topluluğunun yanısıra tiyatro simurg'un da bir standı vardır ve bu çok katılımlı çok renkli festivalde feminist bir grup burada bulunan Mehmet Esatoğlu'nu protesto etmiş, onun gibi birinin Barışarock içerisinde yeri olmadığını, bu alanı terk etmesini istemiştir. Esatoğlu alanı terk etmeyi reddetmiş, protestonun şekli değişip sert bir hal almaya başlayınca Barışarock'cılar da Esatoğlu'ndan alanı terk etmesini istemiştir. Bu talep kabul görmeyince festival güvenliği ekibi sayın Esatoğlu'nu dışarı çıkarmıştır. (Bu aktarımlar ne kadar doğrudur bunu tarafların yazması ile öğreneceğiz)

Peki festivalde bir grup feminist Mehmet Esatoğlu'nu neden hedef almıştır? Haberde de dile getirdiğimiz gibi çeşitli kereler Mehmet Esatoğlu'nun tiyatro çalışmaları içerisinde "kadına taciz" suçu işlediği iddiaları vardır. Şimdi bu geldiğimiz noktada durum değişmektedir. Eğer haberi buraya dek doğru kabul edersek ortada ne rockcıların, na Barışarock festival komitesinin, ne bir grup insanın "tiyatroya ve tiyatroculara" protestosu değil "Feministlerin tacizci olduğunu düşündükleri bir kişiye protestoları" söz konusudur. Olayın, protestonun çıkış noktası budur. Bunun sonunda tiyatroculara topyekün bir taaruz, bir engelleme, oyunu sahneyi sabote etme gibi durumlar yaşanmışsa bu elbette eleştirilmelidir, yeterli önlemi almayan festival komitesi suçlanmalıdır fakat olayın sonucu kadar nedenini de saptırmadan konu ele alınmalıdır.

Rockcıların yada barışarockcıların tiyatrocuları protestosu yada engellemesi barışarockın deklare ettikleri ilkelerine aykırıdır ama oradaki çok renkliliğin içindeki feminist bir kanadın oradaki tacizcilikle suçlanan birini protestosu ise cinsiyetçiliğe karşı olduğunu deklare eden bir festivale aykırı değildir. (Elbette protestonun şekli ve sınırları ölçülü ve saldırgan olmadığı takdirde)

Olayı biraz daha netleştirdikten sonra gelelim Sayın Mehmet Esatoğlu'na açık mektubumuza

Yukarıda da yazdığım gibi Mehmet Esatoğlu bizim açımızdan tiyatro dünyası içerisinde tanıdığımız , ortak pay ve paydalarda bulunduğumuz bir kişidir. Bizim tanıdığımız yada ortak paylaşımda bulunduğumuz Mehmet Esatoğlu özellikle başta amatör tiyatro olmak üzere örgütçü, bir yapıya sahiptir. Ne tacizciliğine şahidiz ne de bunu bu şekilde bir haber yaptık.

Fakat,

Sayın Esatoğlu'nun birlikte çalıştığı yada çalıştırdığı oyuncu yada kursiyerlerine (hatta bazı yayınlarda çocuklara) tacizde bulunduğu, çocukları taciz ettiği için çalıştığı eğitim kurumundan atıldığı iddiaları ilk defa Barışarock da dile getirilmiş bir konu değil yaklaşık 8 yıldır zaman zaman gündeme getirilmektedir.

İnternet ortamı kaygan bir zemindir. Bugün bir saat içinde çok sayıda foruma girip birini tacizle suçlayabilir, bir saat içinde bir kaç site kurup istediğinizce yalan dolan habercilik yapabilirsiniz. Hele ki henüz sanal suçların yerli yerine oturmadığı ortamda salt internete dayalı bilgilere asla güvenmek doğru değildir. Bu iddialar zaman zaman internet ortamında yer aldığı gibi bildiğimiz kadar Hürriyet Gazetesi, Evrensel gazetesi, Pazartesi dergisinde de bu konu basılı yayın olarak yer almıştır.

Fakat,

İster sanal ister basılı, ister sesli yada görüntülü yayıncılık olsun bu tür haberlerin, yorumların kaleme alınmış olması suçu sabitlemez. Bir suçun sabitleneceği yer sadece ve sadece olayı yaşayanların açık beyanlarıyla adli kurumların vereceği hükümdür. Bugüne dek Sayın Esatoğlu ile ilgili böyle bir hüküm verildiğini duymadık, görmedik. Kesinleşmiş bir yargı kararı, bir hüküm olmadıkça bu tür iddialarda bulunmak suçlamayken suç halini de alacaktır.

O halde bize göre Sayın Esatoğlu aralıklarla nükseden bu suçlamalar karşısında susmak yerine konuşma ve yasal hakkını kullanmayı tercih etmelidir. Aksi halde zaman zaman farklı ortamlarda bu suçlamalara, yayınlara, protestolara maruz kalmaya devam edecektir. Buna mecbur mudur? Hayır değildir çünkü savunan değil suçlayan suçu ispatla yükümlüdür. Fakat ortadaki iddia çalıştırıcının çalıştırdıklarına hatta çocuklara tacizi olunca toplumun hassas olduğu bir konudur, ve bu iddiadaki suçlanan kişi de sanatçı kimliğinden dolayı toplum önünde ve barışarock yada benzeri toplumsal faaliyetlerde hep bulunacak bir kişi ise yaşananların benzerlerinin yaşanmaması adına artık bu hesaplaşma yapılmalı buradaki irin akıtılmalıdır.

tıkla: tiyatrom


BARIŞAROCK'TA TİYATROYA SALDIRI


Gölge Tiyatro


Bu yıl 5.’si gerçekleşen ve 150 bin izleyici ile buluşan Barışarock Festivali çok tatsız olaylarla kapandı. Festivalin tiyatro bölümünde kapanış oyununa bir grup sarhoşun saldırısı 5 yıldır belli bir düzeyi yakalamaya çalışan festivale gölge düşürdü. Festivalin son günü coşkulu başladı. Bir yandan sivil toplum kuruluşlarının standlarının etrafında canlı tartışmalar, öte yandan söyleşi alanında gerek çevre gerekse tarihsel konular üzerine söyleşiler gençlik yığınlarının yakın ilgisiyle buluştu.

Öğle saatlerinde davullar eşliğinde tiyatroların duyuruları başladı. Festival alanını bir uçtan bir uca gezen 28 tiyatro topluluğu oyunlarla ilgili duyurular yapıp izleyicilere günün programını dağıttılar.

Bakırköy Oyuncuları, Gazi Mahallesi’nden Maske Tiyatro Topluluğu, Esenler’den Tiyatro Meşale, Esenyurt’tan Tiyatro Veto, Kadıköy’den Yeni İnsan Tiyatrosu, Kürt oyunculardan kurulu Seyr-i Mesel Tiyatrosu’nun oyun gösterileriyle başlayan etkinlikler akşamüstü izleyiciyle karşılıklı sohbet biçiminde gerçekleşen bir forumla sürdü. Azerbaycanlı tiyatro adamı Rasim Aşın’ın yönetiminde gerçekleşen “Nasıl Bir Tiyatro İstiyoruz?” başlıklı forum gerek izleyiciden gerekse oyunculardan gelen değişik düşüncelerle oldukça canlı geçti.

Forumun bittiği dakikalarda bir grubun tiyatro alanına gelerek başlattığı protesto eylemi provokatif bir ortamı hazırladı. Oyuncuların bu ortamı yumuşatma girişimleri bazı Barışarock yöneticilerinin kışkırtmasıyla bir çatışmaya dönüştü.

Olayların yatışmasından sonra Barışarock’a katılan topluluklar Barışarock düzenleyicilerini tiyatro gösterilerinin sağlıklı yürüyebilmesi için görevlerini yapmaya çağırdılar. Ancak bir avuç saldırgan sarhoş güruha teslim olan Barışarock yöneticileri, sahneye çıkmış TiyatroEvi oyuncularının oyununu engellemek amacıyla sahne ışıklarını kapattılar.

Ortalığı yatıştırmak, saldırgan sarhoş güruhu tiyatro alanından uzaklaştırmak yerine tiyatro gösterilerini durdurmaya kalkan Barışarock yöneticilerinin tüm engelleme çabalarına rağmen gösteriler durmadı.

Sahnenin karşısında ışıklı bir alanda oyun oynamaya başlayan TiyatroEvi oyuncuları ve izleyiciler bir kez daha saldırıya uğradı. Küfür ve hakaretlerle saldıran saldırganların oyunu durdurma girişimleri izleyicilerin çabalarıyla engellendi.

Olayların ardından saldırganlarla oyuncular arasına özel güvenlik görevlilerinin girmesiyle oyun tamamlanabildi.

Bu olaylardan sonra bir protesto eylemi yapan 28 tiyatro topluluğu dekorlarını toplayarak Barışarock alanından ayrıldılar.

5. Barışarock bu yıl ne yazık ki var olan sorunları çözmekten kaçan, provokasyon ortamını ise sorumsuzca körükleyen yöneticileri yüzünden tarihinde kara bir leke olarak kalacak olaylarla kapandı.

tıkla: Gölge Tiyatro


BARIŞAROCK'DA MEHMET ESATOĞLU'NA FEMİNİST PROTESTO


Savaşa, İşgale, İşgalciye, militarizme, Çok uluslu şirketlere, Irkçılığa, milliyetçiliğe, cinsiyetçiliğe ve daha pek çok şeye karşıyız sloganı ile bu yıl 5.kez düzenlenen Barışarock'da iki yıldır sadece müzik grupları değil Tiyatro toplulukları da konuk ediliyordu. Bu yıl da Tiyatro alanında 30'a yakın topluluğun adı geçiyordu. Festivalin ilk iki günü sorunsuz geçerken son gün (26 Ağustos pazar) bir grup feminist Tiyatro Simurg standı önünde beklenmedik bir protesto başlattı. Protestoya sebep olarak Mehmet Esatoğlu'nun daha önce bazı yayınlarda adının çalıştırdığı kadınları taciz ettiği iddialarına geçiyor olması gösterildi. Protestonun ardından Barışarock'ı organize edenler Mehmet Esatoğlu'ndan yarım saat içinde alanı terk etmesini istedi. Esatoğlu'nun iddiaları ve protestoları reddederek alanı terk etmemek istemesi üzerine festival güvenliğince dışarı çıkarıldığı açıklandı. Mehmet Esatoğlu'nun adı bazı kereler bu iddialarla anılmış, konu Evrensel Gazetesi, Pazartesi dergisi, BÜO internet sitesi gibi yayınlarda dile getirilmiş, fakat bugüne dek resmi makamlara intikal etmiş bir taciz davası görülmemişti. Konuyla ilgili tarafların yapacakları detaylı açıklamalar sitemizden tiyatro kamuoyuna duyurulacaktır.

tıkla: tiyatrom


Eğer gerçekse biz de kınıyoruz!...


Konuyu anlayabilmiş değiliz... Barışarock yönetimi ile tiyatrolar anlaşarak, etkinliğin bir parçası olabilmeyi başarmışlarsa, kendi kendilerine oyun sahneleme yoluna gitmemişlerse, Barışarock yönetimi, çok ağır bir biçimde yargılanmalı!...

Konu netlik kazanırsa, biz de, sonuna dek, davanın peşini bırakmayacağız!...

Olayı önemsiyor ve aktarıyoruz:


BARIŞAROCK'TA TİYATROYA FAŞİST SALDIRI!
BARIŞAROCK Festivali Yöneticileri Faşistleri Bile Geçtiler!


Barışarock Festivali'nde son gün festival yöneticileri, sahnelenecek oyunları önlemek için, faşist diktatör Hitler'in bile yapmadığını yapıp, sahnenin ışığını ve ses düzenini kapatarak, oyunları engellemeye çalıştılar.

Barışarock festivalinin iç yüzünü açığa çıkaran bu olayları ve gelişmeleri daha sonra açıklayacağız.!

Şimdiden Tiyatroevi.com olarak bu çirkin saldırıyı kınıyor ve sebep olanları kamuoyu önünde teşhir edeceğimizi ilan ediyoruz.

tıkla: Gölge Tiyatro


(Ayrıca) tıkla:
Barışarock'ta neler oldu?... 1
Barışarock'ta neler oldu?... 2
Barışarock'ta neler oldu?... 3
Barışarock'ta neler oldu?... 4
Barışarock'ta neler oldu?... 5
Barışarock'ta neler oldu?... 6
Barışarock'ta neler oldu?... 7